@cakmaduygusal semtime kar yağdırıyorum.. kar tanelerini çıplak elle tutmak ister misin ?
keyfo!
@cakmaduygusal uyumadın mı cigerim?
viskiye eşlik eden her kelime bakiredir..
#ff@cakmaduygusal@berkgedik@calisiyombenya üçünüze üçünüz bayram etsin çükünüz..
#FF da da da daaamm@Annaperenna_
Müzik, iki ses arasındaki boşluğa denir. Bunu hissedemediğiniz sürece, hiçbir dansı bana lütf edemezsiniz bayan.
@SisGoldilock babasının killer machine’ı o
adamsın lan! http://t.co/vDOOm6zq
ve bir gün mortu çekeceksek hepimiz, siktir edin küfredelim. Zaten yol uzun müzik kötü. Kahve soguk .
Şafağın bodrumuna inerken sen,
Hançerin ivmesiyle yükselirdim
dul pencerelere.
ahaha güzel olan bir kafa der ki; ölene kadar yaşayım başka bişey istemiyorum..”
sigaramın kafası sen..
@Annaperenna_ huzurlu geceler..
o bir kuş, hayır o bir uçak, hayır hayır superman.. yok lan o benim kafam amk ahahaha
Geçtiğimiz günlerde facebook durum güncellemesi yaparken tesadüfen bulmuş olduğum tay dilinde bir karakter ile facebook da görüntü kirliliği yaratırken, twitter üzerinde aynı karakteri kullanarak sistemin hataya düşmesine neden oldu. Başlangıçta twitterın klasik sorunlarından biri zannederken, bir kaç denemeden sonra twitterdaki sorunun kullanmış olduğum karakter ile cevap veremediğini doğrulamış oldum. Yaklaşık olarak 1 buçuk saat servis dışı kalan twitter ilgili sıkıntıyı kendi durum sayfasında da yayınladı. Alkolün de yaratmış olduğu dengesiz atmosfer ile farklı bir hal alan twitter bug videomuz aşağıdaki gibi.
Kurulduğu günden bu yana çizgisinden ve kalitesinden ödün vermeden, Türkiye’de seosektörünün gelişmesi için çalışan Seohocasi.com siz değerli takipçilerinin de katkılarıyla dopdolu 2 yılı geride bırakıyor. 2. yılını doldururken, SEO Hocası’nın iki dolu yıl boyunca yaptığı paylaşımları ve çalışmaları hazırladığımız bir infografikle sizlere sunmak istedik. İnfografik çalışmalarını benim hazırlamış olduğum Seo Hocası’nın geçmişten günümüze büyüyen başarı merdivenlerine yazının devamından ulaşabilirsiniz. Seohocasi.com’un domain tescilinden bugüne seohocasi.com girişimleri ve başarıları : Seohocası
Artık hiçbir şey eskisi gibi değil; masallar bile… Ezeli rekabet iş dünyasında devam ediyor! Tavşan ve kaplumbağa bu kez “Bumads” rövanşında karşılaşıp, yeni ürünlerini daha iyi tanıtmak için kıyasıya bir yarışa koyulurlar. İkisi de başarıyı geleneksel medyanın yanı sıra sosyal medya reklamlarında arar. Kahramanlarımızdan biri ise Bumads’in sosyal medyadaki gücünü keşfetmiş, markasını bol bol konuşturmanın formülünü çoktan bulmuştur. Hürriyet İnternet Grubu’nun sosyal medya reklam platformu Bumads için hazırlanan viral video, aslında bu yeni reklam modelini çok da güzel anlatıyor. Bumads, markaların binlerce Bumerang üyesi blog ve niş web sitesinde advertorial formatında, içerik tabanlı reklam yayınlayarak hedef kitlelerine kolayca ulaşmasını sağlıyor. Bu reklamlar blogların diğer içerikleri ile aynı alanlarda yer alıyor ve daha sonra blog sahiplerinin sosyal medya hesaplarından da paylaşılarak yüksek erişim yaratıyor. Sosyal medyada paylaşılabilmesinin yanında içerik tabanlı olması sayesinde arama motorları tarafından da indekslenen reklamlar, olumlu bir SEO etkisi sağlıyor ve aylar boyunca erişilmeye devam ediyor. Bumads ürün tanıtımlarının yanı sıra, kampanya duyuruları, sosyal sorumluluk projeleri, kurumsal mesajlar, marka ve kriz iletişimi gibi konularda da markaların hedefledikleri kitleye uygun blog ve web siteleri aracılığı ile ulaşmalarına rehberlik ediyor. Bugüne kadar Ruffles, Sony, Adidas gibi bir çok önde gelen marka tarafından tercih edilen Bumads hakkında detaylı bilgi almak için http://www.bumads.com.tr web sitesini ziyaret edebilirsiniz. Eğer bir blog ya da web sitesi sahibiyseniz, sitenizde Bumads içeriklerini yayınlayarak para kazanmak içinse http://bumerang.hurriyet.com.tr adresinden kolayca Bumerang’a üye olabilirsiniz! Bir bumads advertorial içeriğidir. //
Google bu haftaiçerisinde sessiz sedasızyeni programla dili Dart’ı piyasaya sürdü. Dart’ınsağlam ve esnek bir programlama dili olduğunu belirten Google’dan Lars Bak, yeni dil sayesinde webuygulamaları geliştiren geliştiricilerin işininkolaylaşacağını, öte yandan kodun cepe telefonlarından sunuculara kadar bütün platformlarda çalışacağını söyledi. Dart ile programlanacak uygulamalar Java gibi bir sanal makinede çalışacabilecek. Google yine geliştiricilere kodlarını JavaScript’e dönüştürmelerini sağlayan bir araç da sağladı. Böylece Dartdesteklemeyen tarayıcılar da Dart ile yazılmış uygulamalardan yararlanabilecek. Google’ın bu dili JavaScriprt’e rakip olarak çıkarmasındaki neden ise şirket içerisinden sızan bir e-postaya göre JavaScripty’in birçok eksiğinin yer alması ve bu eksikliklerin güncellemeler ile düzeltilebilecek düzeyde olmaması. Öte yandan uzmanlar Dart’a çok şans veriyorlar. Dilin Java ve C#’a benzerliği yüzünden öğrenilmesinin de kolay olacağının altı çiziliyor.
Nokia’nın biraz önce Londra’da düzenlediği Nokia World 2011 etkinliğinde sahne alan Nokia Yönetim Kurulu Başkanı Stephen Elop, Nokia-Microsoft ortaklığının yeni ürünü Lumia 800‘yı tanıttı. Eski Microsoftlu Elop, Nokia’nın geldiği noktayı özetledi ve sıradaki 1 milyar kişiyi mobil internetle tanıştırmak istediklerini tekrarladı. Elop, öncelikle hem tuş takımlı hem de dokunmatik ekranı olan Asha adlı yeni S40 serisi 4 telefonları tanıttı. Nokia Asha 303, Nokia Asha 300, Nokia Asha 200, Nokia Asha 201 adlı yeni modellerin Nokia’nın gelişen pazarlardaki yeni silahları olacağı ortada. Asha serisi, Angry Birds’ün S40 tabanlı Nokia telefonlarda destekleneceği müjdesini de veriyor. Gelelim Lumia 800‘e… Tasarımı ve dokunmatik ekran özellikleriyle Nokia N9′u andıran Nokia Lumia 800, Windows Phone Mango‘nun en özelleştirilmiş hali ile vücut bulmuş. Nokia 800, bilindik kare şekilli Windows Phone uygulama kısayollarının altında 3 önemli servisi ücretsiz olarak getiriyor. Şimdilik sadece Nokia 800′e has olarak tanıtılan bu özellikler; sesli testek sağlayan 3 boyutlu navigasyon uygulaması Nokia Drive 3D, zahmetsiz müzik dinleme ve indirme imkanı sağlayan Mix Radio’lu Nokia Music ve spor haberlerine özel bir yerleşik uygulama olan ESPN Sports Hub. Nokia 800′de 3,7 inç AMOLED dokunmatik ekran, 1,4 GHz gücündeki işlemci ile destekleniyor. Nokia 800, kişi rehberini de özelleştirilmiş bir şekilde geliyor ve güçlü bir kameraya sahip Nokia 800 ile çekilen fotoğraflar etiketlenebilecek veya hemen Facebook’ta paylaşılabilecek. Angry Birds, Fruit Ninja, Sonic 4 Episode 1 ve Tentacles gibi oyunlarla gelen Nokia 800′de yer alan yeni internet tarayıcı görünüşe göre Nokia’da ilk defa keyifli bir mobil internet deneyimi sunacak. Microsoft’un bulut depolama servisi SkyDrive ile bağlantılı (25 GB ücretsiz) olarak Office dökümanlarını Lumia 800′de yönetmek de kolay olacak. Nokia Lumia 800′ün yanısıra yeni bir Windows Phone tabanlı telefon olan Nokia 710 da tanıtıldı. Kasım ayında Almanya, Fransa, Hollanda gibi bir kaç Avrupa pazarında çıkacak cihazların Türkiye’ye gelmesi 2012′yi bulacak. ABD’ye özel bazı ürünler de 2012′nin başında tanıtılacak ve 2012′nin ilk yarısında Nokia 800 Çin’e ulaşacak. Nokia 800 420 euro, Nokia 720 ise 270 [...]
Nöropeptid’ler düşüncelerimizi gerçekten etkilemekteymişler. Bu konuda Dermatoloji Türkiye Klinikleri Com ‘daki tarif şöyle: Nöropeptidler, nörotransmitter ve nörohormon olarak rol oynayan heterojen bir grup proteindir. (Beyindeki protein nöropeptid-Y olarak adlandılıyor) E-Mail Com Tr’deki tanımlama ise; “Nöropeptidler” (Beynin Sakinleştirici Molekülleri) Eskiden beyin, çalışma biçimi bakımından bilgisayara benzetiliyordu. Nöronlar uyarılmayınca bilgi akımı olmuyor, ateşlendiklerindeyse tek bir mesajcı molekül salgılayarak diğer hücreyi uyarıyorlar. Buna bağlı olarak beynin çalışma prensibinin bilgisayarlardaki “0″ ya da “1″ sistemi gibi olduğu düşünülüyordu. Uzun yıllardır, beyinde hücreler arasındaki iletişimi sağlayan moleküllerin yalnızca nörotransmiter ler olduğu sanılıyordu. Son yıllarda işlerin bu kadar basit olmadığı, nöronlarda elektrik uyarısının ve beyin kontrolünün yalnızca nörotransmiterler yoluyla oluşmadığı anlaşıldı. Son 30 yıl içerisinde yapılan beyin araştırmaları, başka iletişim moleküllerinin de varlığını ortaya çıkardı. En önemli gelişmelerden biri, “nöropeptid” denen moleküllerin keşfi… Yazınının devamını buradan okuyunuz… Neropeptidler‘lerle ilgili olarak, Slide Share‘de yer alan aşağıdaki slaytı (Tam ekran modunda seyretmenizi öneriyorum) izleyiniz. Sizlere Beynin Sakinleştirici Molekülleri ve Düşüncelerin Bağışıklı Sistemini nasıl etkiledikleri hakkında daha detaylı bilgi verecektir… Nöropeptiler Kaynak
Son dönemde Uzman Webmaster Forumu adı ile bir çok başarıya imza atan FUUB.Net, 2011 yılının son dönem yılbaşı çekilişinde yine birbirinden harika hediyeler dağıtıyor. Promosyon Bank ve MRN Promosyon sponsorluğunda sponsorluğunda 1 kişiye Asus Netbook, 1 kişiye Samsung cep telefonu ve 20 kişiye 4GB USB bellek hediye. Yarışmaya katılmanız için yapmanız gereken sadece mesaj yazmak. Yarışmaya siz de FUUB üzerinden katılabilirsiniz. Sizler de yukarıdaki bağlantılar üzerinden çekiliş hakkı kazana bilir, birbirinden muhteşem hediyelere sahip olabilirsiniz. İşte FUUB 2001 çekilişinde Promosyon Bank ve MRN Promosyon sponsorluğunda kazandırdığı hediyeler : Daha çok çekiliş hakkı, daha çok şans…
Geçtiğimiz günlerde değerli dostum Kaan GÜLTEN tarafından hayat verilen bir kaç projenin bazı aşamalarında yine tasarım bölümünde rol aldım. Kaan’ın birbirinden başarılı projelerinden Webtures, Smart Backlink ve Fuub Türkiye’de webmaster ve genel olarak seo, backlink , sosyal medya ile birlikte reklam yapısına bağlı hit kontrolü olma yolunda hızlı ve emin adımlarla devam ediyor. Kaan’ın bu kadar kısa süre de bunca web girişimine odaklanması, ayrıca beraberinde diğer taraftan da kendi kurumsal alt yapısını oluşturmasında gösterdiği azim gerçekten takdire şayen bir durum. Gelelim birbirinden kalite bu hizmetlerin kısaca tanıtımına.. Smartbacklink Analiz hizmetleri başta olmak üzere, kayıt servisleri, sosyal medya, link servisleri, makale hazırlama, danışmanlık, Google filtre ve hazır seo paketleri ile birlikte kendi içerisinde bir çok esnek hizmet ve servis portföyüne sahip olan bu proje hem webmasterların hem de bu işe merak salmış yeni başlayan web site sahiplerine oldukça büyük avantajlar sunmakta. Kaan sorumluluğunda her biri alanında uzman ekip kadrosu ile web sitenizi kısa zamanda daha fazla kitlelere tanıtabilirsiniz. Proje Adresi: www.smartbacklink.com Fuub ( Uzman Webmaster Forumu ) Sloganından da anlayacağınız üzere Türkiye’de genel olarak WEB amaçlı projelerle ilgilenen freelance ya da bir yere bağlı olarak bu sektörde hizmet veren yeni başlayan ve profesyonel kişilerin platform üzerinde birbirleri ile bilgi alış verişinde bulunmasını, ticaret yapmalarını , üretli ücretsiz projelerini paylaşımlarını sunmalarını ve beraberinde bir çok farklı kategoride kullanıcılarına geniş bilgi sağlayan hızlı ve aynı zamanda aradığınızı rahatlıkla bulmanıza yardımcı olan web topluluğu. Site Adresi: www.fuub.net Webtures (Future Web Ventures) Geleceğin web girişimleri anlamına gelen “Future web ventures” isminden yola çıkarak Kaan’ın web sektörüne hitap eden ve kendi ekibi bünyesinde hzırlamış olduğu projelere ev sahipliği yapan bir kuruluş. Webtures aynı zamanda yukarıdaki hizmetlerin dijital markası. Biliyorum ki, kısa zamanda Webtures adı altında bir çok yenilikçi girişimler göreceğiz. Site Adresi: www.webtures.com
Tabletler ilk başta sadece dokunmatik ve taşınabilirlik özelliğine sahip bir bilgisayar türü olarak görülebilir. Ancak bu ürünlerle birlikte çalışabilen bazı aksesuarlar, ortaya bambaşka bir işlevsellik katabiliyorlar. Movie Mount isimli iPad 2 aksesuarı, bu cihazı bir tabletten çok öteye götürebilen araçlardan biri. Zira Movie Mount, iPad 2’yi bir anda güçlü bir video çekme cihazına dönüştürüyor. Tele ve geniş açılı lensler, dâhili mikrofon ve ışıklar ile tam donanımlı bir aksesuar olan Movie Mount, iPad 2 ile profesyonel video çekimlerini yapılmasına olanak sağlıyor. Tüm bunların yanı sıra, bu mekanizmaya dâhil edebileceğiniz bir üçayak ve Movie Mount uygulaması ile düşlediğiniz video çekimlerini gerçekleştirebilirsiniz. Aksesuarın iPad 2’ye kazandırdıklarına biraz daha detaylı bir şekilde bakacak olursak, öncelikle ürünün üçayak kullanımına tam uyumlu olduğunu belirtebiliriz. 37 milimetrelik dönüştürücü lenslerin yanı sıra geniş ve zoom özelliklerine sahip profesyonel bazı lensleri kullanabileceğiniz bu aksesuar, çift mikrofon yuvasıyla ortam seslerinin kaliteli bir şekilde yakalanmasına olanak sağlıyor. Bu profesyonel video aksesuarının önemli diğer özelliklerinden biri de ürün üzerinde vizör araçları kullanabiliyor olması. Bu sayede ortamda çekilecek olay ve nesneleri çok daha kolay yakalamak mümkün olurken, kameranın elde ettiği ışık oranı da sağlıklı bir şekilde tespit edilmiş oluyor. Aksesuarın fiziksel özelliklerinin sonuncusu ise, birçok iPad 2 kullanıcısının sahip olduğu Smart Cover aksesuarının bu ürünle birlikte sorunsuz bir şekilde kullanılabiliyor olması. Movie Mount isimli aksesuarla aynı adı taşıyan ve bu aksesuara özel olarak üretilmiş olan Movie Mount uygulamasını indirerek eldeki bu harikulade fiziksel aksesuarı yazılım açısından tamamlamak da mümkün. Pozlama kilidi, beyaz dengesi kilidi ve odaklanma ayarları gibi detaylı düzenlemelerin yapılabildiği yazılımda, uzun video çekimlerine de imkân tanınıyor. Dileyen kullanıcılar bu uygulama ve aksesuarı video yerine sadece fotoğraf çekmek için de kullanabilirler. Movie Mount aksesuarı sadece ürünün üreticisi olan Makayama’nın internet adresi üzerinden satın alınabiliyor. $69.95 etiket fiyatıyla Kasım 2011 itibariye satın alınabilecek olan ürüne lensler, üçayak, mikrofon ve ışıklar dâhil değil. Bununla birlikte Movie [...]
Bu aralar broadcast sistemleri üzerine yoğunlaşıyoruz. Blogtv’nin daha minimalist halini windows server üzerinde kurulan red5 ile pekiştirmeye çalışmak paha biçilemez Projenin %80′i tamamlandı. Tepeden tırnağa flash tabanlı bir uygulama olduğundan açıkçası tasarım ve tema olayı biraz zorluyor. Eş dost arasında sıkı flashcılar varsa bi zahmet iletişime geçerlerse çok sevinirim. Öte yandan ölümlü dünyanın dertleri hala devam etmekte olup bir insanın başına ard arda gelebilecek bütün sıkıntı arz eden durumları 1 ayda yaşamanın sadece saçı beyazlatmadığını da öğrenmiş olduk.
Yazasım var yoldaş, anlatasım var… Hele bir başlayayım,kağıtta keramet var. Çöller boyu yüzüp,neme doyasım var. Neme lazım su, çok gözyaşım var yoldaş. Hasretim var sırdaş… Hasretime sırlar gömüp, aşka muhalif olasım var. Yemyeşil bir karanlığa bakışım var, aynaları kırasım var yoldaş. Karayazı’m var dadaş… Elimde kar taneleri var.. Öyle çaresizken ben… Kardan soba yapasım var.. Karayazı’da üşüyesim var yoldaş. Seni dinleyesim var sesdaş, gözlerimi kapatasım var. Sen anlattıkça yarsız, Akacak gözyaşım var. O ses NEY ise, bu huzurun adı ne yoldaş… Özleyesim var kalpdaş. Gelmeyeceğini bile bile, kendime daha ne işkencelerim var. Sende gördüğüm aşk ise… Bu müsveddeler kim yoldaş. Mevsimim var kardaş, Gökkuşağı olmayan sıcaklığımda. Bende renk arayan biçare, Hissettiğin duyguda yanlışın var, Benim sevdiğim renk ateştir. Kömür de bir renk değil midir yoldaş. Benim sevmişliğim var arkadaş, Aldanmışlığım,adanmışlığım var. Destur çekip… Sözümü meclisin en görünen yerinden, Bana aşkı anlatan fukaraya bir çift sözüm var, Sen hiç benim gözlerimdeki ölüyü gördün mü Yoldaş…
2 gün süreyle kafa dinlemek amaçlı gitmiş olduğumuz Alanya tatili, huzur ve eğlenceye doyumsuzluk nedeni ile 10 gün kadar uzamış olup , tatil sonucunda da Polonya’ya kadar uzanan bi kısmetimiz olmuştur Kısmetse 1-2 aya kadar Polonya Varşova’ya kısa süreli bir iade-i ziyaret düzenleyip tatilde edinmiş olduğumuz son dakika bağlarını güçlendirmiş olacağız. EnDipNot: Lehçe çok sikindirik bi dil. EnDipNot2: Poland hatunlar koyu katolik olduğundan her önüne gelene vermiyorlar. EnDipNot3: Hakkımızda hayırlısı.. EnDipNot4: Çok para kazanmak lazım.
Gün içerisinde dinlemek istediğiniz şarkı, izlemek istediğiniz klip ya da farklı videoları, özellikle facebook, youtube, dailymotion ya da diğer video broadcastlere girmenize gerek kalmadan, yüksek kalitede hızlı ve zahmetsizce izliyoo‘da izleyebilirsiniz. izliyoo’da aranan video sonuçları Google üzerinden anlık birçok farklı video sistemine bağlanarak aramış olduğunuz videoyu sonuç getirmektedir. İzlemeye başladığınız her video cache mantığı bünyesinde tutulur ve bir sonraki kullanıcı izliyoo’ya giriş yaptığın hızlı şekilde videoya ulaşabilir. izliyoo | hızlı video arama motoru
2004 yılından bu yana Turkcell Grup şirketi olarak faaliyetini sürdüren, Türkiye’nin yenilikçi telekom operatörü Superonline, bundan böyle müşterilerine “Turkcell Superonline” markası ile hizmet verecek. Turkcell Superonline, 1000 Megabit hızında fiber interneti evlere sokuyor. Ülkemizde dünyayla aynı anda fiber çağını başlatan yenilikçi telekom operatörü Superonline, iletişim ve teknoloji şirketi Turkcell’in gücünü adına ekleyerek bundan böyle “Turkcell Superonline” markasıyla hizmet verecek. Turkcell Superonline markasının lansmanı ile birlikte sunduğu evlere kadar saniyede 1000 Megabit internet hızı ise, Türkiye’yi dünyada bu hizmeti sunan ilk 5 ülke arasına soktu. Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv ve Turkcell Superonline Genel Müdürü Murat Erkan, birlikte gerçekleştirdikleri basın toplantısında Superonline’ın bundan sonra yola Turkcell Superonline markasıyla devam edeceğini açıkladılar. Grubun genişbant stratejisi doğrultusunda bugüne kadar Superonline’a yaptıkları yatırımın karşılığını aldıklarını ve şirketin Turkcell Grup’a olan katkısının her geçen gün daha da büyüdüğünü vurgulayan Ciliv, şunları söyledi: “Turkcell olarak müşterilerimize daima en son teknolojiyi en kaliteli hizmetle sunmayı kendimize görev edindik ve bu sayede teknoloji dünyasının küresel aktörlerinden biri haline geldik. Grup şirketimiz Turkcell Superonline ise alanındaki tartışmasız uzmanlığı ve Türkiye’yi geleceğe taşıyan yatırımlarıyla 2004’ten bu yana hem Turkcell’e, hem de ülkemize değer kattı. Yeni marka ile yola devam etme kararımızın temelinde, sürekli büyüyen ve gelişen teknoloji dünyasında müşterilerimize hak ettikleri değeri, kaliteyi ve güveni Türkiye’nin iki büyük firmasının gücüyle verme ve yaratacağımız sinerji ile müşterilerimize “Daha Fazla Hayat, Daha Fazla Teknoloji” sunma arzusu yatıyor. Turkcell Superonline, ‘ışık hızında’ genişbant erişimi sağlayan saniyede 1000 Mb’lik fiber interneti, Turkcell Superonline fiber altyapısının gücüyle artık evlere kadar ulaştırıyor.” EN HIZLI FİBER İNTERNET Murat Erkan: “Turkcell Superonline ‘süper’ bir dönem başlatıyor, evlere en hızlı fiber interneti getiriyor.”Turkcell Superonline Genel Müdürü Murat Erkan ise iki lider markanın sinerjisiyle müşterilerine pek çok yenilik ve avantaj sunacaklarının altını çizdi: “Önümüzdeki dönemde Türkiye’ye daha ileri teknolojiler sunmak için yeni nesil fiber altyapı yatırımlarımız ve dijital şehirler yaratma [...]
Eryaman’da Halı ve Koltuk Yıkama Evlerimizin olmazsa olmazlarından olan halılarımızdır. Evimize aksesuar ve sıcaklık oluşturan halılarımızın temizliği halı yıkama firmaları tarafından ne şekilde temizlendiğini bilemiyorsunuz. Eryaman Halı Yıkama Hızla çoğalan halı yıkama firmaları halı yıkama da Su , enerji ve insan gücünden tasaruf gibi olumlu artıları getirsede halı yıkama işlevi doğru kişilerce doğru ekipmanlarla yapılmazsa hem halı deformasyon olur hemde birçok olumsuzluk doğuracaktır. Biz eryaman halı yıkama olarak halılarınızı son teknolojik ekipmanlarımızla hijyenik bir şekilde yıkıyoruz. Eryamanda Halı Yıkama Aşamaları Tesisimize gelen halılar sırasıyla özel karışımlı leke havuzlarda leke ve kirlerin yumuşatılma ve halıların dezenfektasyon edilerek havuz sistmiyle otomatik halı yıkama makinası ile detaylı yıkama yüksek devirli santrüfüjlü halı sıkma makinası ile halı sıkma işlevi ile kapalı mekanlarda yüksek devirli hava sirküle motor yardımı ile kurutma nem arındırma ekipmanlarının bulunduğu nem arındırma bölümünde nem alınır. Tamamen kurumuş ve nemden arındırılmış halılarınızın son leke ve temizlik kontrol yapılması ile parfümlenen halılar ambalajlanmaya uygun olduğunda ücretsiz servis aracımız ile size teslim ediyoruz. Eryaman Halı Yıkama olarak Eryamanda Halı Yıkama Yorgan Yıkama Battaniye Yıkama hizmetleri vermekteyiz. Eryaman Halı Yıkama firmasına bu bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Mark W. Lewis tasarımcılara en çok söylenen 10 yalanı paylaşmış. Bu maddelerden en az bir yada bir kaçı eminizki başınıza gelmiştir. Özellikle Freelance işlere yeni başlayanlar bu maddeleri çok dikkatli okusunlar çünkü sürekli karşılarına çıkacak! Bakalım Neymiş bu 10 büyük yalan ? 1- Bunu bizim için ucuza yada ücretsiz yap, bir dahakinde telafi edelim! Saygın hiç bir iş sahibi, daha sonra ödenmek üzere yada ücretsiz olarak emeğini ve zamanını vermez. Bir tesisat ustasına “Bu seferlik lavaboyu bedava ver ve yerine monte et, bir dahaki lavabo ihtiyacımızda telafi ederiz!” dediğinizi hayal edebiliyoırmusunuz ? Bu tip müşteriler muhtemel bir sonraki işte zaten sizi aramayacaklardır. 2- Son halini görmeden asla ücret ödemeyiz! Bu müşterilerin sizden avans istemenizi engellemek için kurduğu bir tuzaktır. Heme her tür işte önce avans verilir ve ondan sonra işler devam eder. Müşterinizle devamlılık arzeden bir ilişkiniz olması durumunda farklı davranabilirsiniz, ancak yeni bir müşteri hiç bir zaman çalışmalarınızı ücretinizin bir kısmını ödemeden görmemeli. 3- Bu işi bizim için yap, senin için iyi referans olur, işlerin açılır! En büyük yalanlardan biri. Aynı şeyi lavabocuya söylediğinizde, size vereceği yanıt, “İşimi kusursuz yapsam bile farkedilmek için bunu size bedavayamı yapmam gerek?” olacaktır. Ayrıca işi bu şekilde yaptıran işveren etrafındakilere projeyi ne kadar ucuza çıkardığını böbürlenerek anlatacaktır. Çevresinden sizi yeni bir iş için arayan olsa bile muhtemelen size diğer işten aldığınız ücreti önereceklerdir. 4- Demo çalışmalara bakarken “Seninle çalışıp çalışmamaya henüz karar vermedik. Ama malzemeleri burada bırak ben ortağımla,yatırımcımla,karımla,patronumla görüşeyim.” Bunu söyleyen kişi emin olabilirsinizki çalışmalarınızı teslim ettik sonra 15 dakika içinde diğer tasarımcıları arayarak fiyat bilgisi isteyecektir. Geri aradığınızda size ona verdiğiniz fiyatın çok yüksek olduğunu ve x bir tasarım firmasının daha uygun fiyat vererek işi aldığını söyleyecektir. Elbette onlar ucuz olacak, çünkü siz zaten saatlerce çalışarak ön çalışma ve danışmanlık hizmetini ücretsiz olarak verdiniz. Sözleşme yapana kadar hiç bir yaratıcı çalışmayı [...]
En son 10 Haziran 2010 günü iletio konusu hakkında yazıp gitmişim.. Aradan tam 10 ay geçmiş vay canına.. Ölücez haberimiz yok. 10 Aylık süreç içerisinde ömrümden de en az bi 10 yıl gitti diyebilirim… Ne blog , ne projeler ne de kendi hayatım için hiç bir eylemde bulunamama piçliği ile kör topal yaşamaya devam etme mücadelesi de cabası… Tabi bunların hepsi bireysel mücadeleler kategorisi altında toplanıyor. Kurumsal olarak uzun vadeli yatırımlar başta olmak üzere üstün başarı sağlayan projeler, yoğun iş hayatında mesai saatleri içerisinde super mario gibi olmanın azmi ile kat edilen yollar bir hayli fazla. Aynı zamanda çok farklı teknik ve yöntemler geliştirmenin vermiş olduğu enerjiyle memleketi bile kurtarabileceğinizin düşüncesi harika bir durum.. Yine bu yoğun koşturma süreci içerisinde sizi düşünen, seven birinin olması huzur kat sayısını doruklara ulaştırıyor. Cidden her başarılı erkeğin arkasında kesin bi hatun vardır. (inanıyorum artık) Kısacası bu 10 aylık süreçte ciddi anlamda çok değişik şeyler yaşandı. Belki ölümlerden dönüldü, belki azad edildi ama saniye saniye yaşanan her şey çok güzeldi.. Kısmetse artık bloglamaya kaldığım yerden devam edeceğim.. Tabi önce güzel bi arayüz ve farklı projeleri gün ışığına çıkarmam gerek
Son günlerde iPhone sahiplerinin birbirlerine en çok sordukları soru “Takip mi ediliyoruz?” Bu soru Pete Warden ve Alasdair Allen’in geliştirmiş oldukları uygulamanın [1] ardından bilişim dünyasının ve özellikle de Apple iPhone kullanıcılarının gündemine oturdu. Çıkan tartışmanın en önemli sebebi bu konum bilgisinin yedekleme dosyalarının içerisinde kullanıcının bilgisayarında tutuluyor olması. Normal şartlarda Jailbreak [4] yapılmamış bir iPhone’a yüklenen hiçbir uygulama bu konum bilgisinin tutulduğu veritabanı dosyalarına erişemiyor; ancak bu veritabanı dosyası yedekleme sırasında kullanıcı bilgisayarına aktarıldığından herhangi bir bilgisayar yazılımı tarafından kolayca erişilebilir ve incelenebilir hale geliyor. Bu yazıda son günlerin en çok konuşulan gündem maddesi iPhone ile konum takibi konusu incelenecek ve gerçeklenmeye çalışılacaktır. Şekil 1 – iPhone’un Bilgisayara Bağlanması ve Yedekleme İşlemi Biraz daha teknik detaya girmek gerekirse, iPhone bilgisayara bağlandığında senkronizasyon işlemine başlar ve bu sırada iPhone’un yedeğini alınıp MAC OS X işletim sistemi üzerinde /Users/<youruser name>/Library/Application Support/MobileSync/Backups/ dizini altında, Windows işletim sisteminde de C:\Users\<your username>\AppData\Roaming\Apple Computer\MobileSync\Backup dizini altında bu yedek dosyaları tutulur. Dolayısıyla telefon üzerinde tutulan konum bilgisi, cihaz bilgisayara her takıldığında bilgisayara aktarılmış olunur. Bu Backup dizini içerisinde Manifest.mbdb ve Manifest.mbdx dosyaları bulunur. Bu dosyalar Bakcup klasörü içerisindeki anlamsız görünen dosyaların gerçek adlarını ve konumlarını tutan index dosyalarıdır. Şekil 2 – Bakcup Dizini ve Index Dosyalarını Ayrıştıran Betiğin Çalıştırılması Backup dizini altında anlamsız görünen dosya adlarının gerçekte hangi dosyaya işaret ettiğini, Manifest.mbdb ve Manifest.mbdx dosyalarının ayrıştırılması (parse edilmesi) ile görülebilmektedir. Konum bilgisinin tutulduğu veritabanı dosyası consolidated.db dosyasıdır. Manifest.mbdb ve Manifest.mbdx dosyasını ayrıştırabilen ve İnternet üzerinden kolayca bulunabilen bir python kodu ile bu dosyalar ayrıştırıldığında (Şekil 2) çıktı olarak verilen satırlardan -rw-r–r– 00000000 00000000 4616192 1303608960 13036089601287161679 (4096c9ec676f2847dc283405900e284a7c815836)RootDomain::Library/Caches/locationd/consolidated.db satırı önem arzetmektedir. Çünkü bu satır consolidated.db dosyasına işaret eden dosyanın adını vermektedir. Yukarıdaki örnekte bu dosyanın adı 4096c9ec676f2847dc283405900e284a7c815836‘dır. Bu bir SQLite veritabanı dosyasıdır ve herhangi bir SQLite veritabanı yönetici yazılımı vasıtasıyla açılıp okunabilir. Bu dosyanın SQLite veritabanı yöneticisi ile açılabilmesi [...]
Kişilerin gün içinde yapmış olduğu etkinlikleri, kendi duvarlarında, iletio ağ’ına dahil olan diğer kullanıcılar ile yazılı, resimli ve görüntülü olarak paylaşmasını sağlayarak eğlenceli vakit geçirmesini sağlamayı planlayan sosyal bir mekanizmadır. iletio ‘da ilgi alanlarınıza hitap eden yeni gruplar oluşturabilir, arkadaşlarınızı bu gruplara davet ederek farklı paylaşımlar yapabilirsiniz. iletio’ da istediğiniz kişileri takibiniz altına alabilir, böylece duvarınıza düşen kişi bildirimlerinden haberdar olabilirsiniz. Dahası için iletio’nun kendi sitesini ziyaret edebilirsiniz. İyi Eğlenceler.
Bu bağlantıda tanıtımını yapmış olduğum DW Haber wordpress tema satışı, aktif olarak R10.net üzerinden de yapılmaktadır. Konu hakkında , bana blog iletişimi üzerinden bazı arkadaşlara mail göndermeme rağmen, benden cevap alamadıklarını belirtmişler. Bana gelen her maili cevaplıyorum. Fakat iletişim formundan yazmış olduğunuz mesajlarda size geri dönebilmem için yazacağınız mail adresinin doğru ve kullanılabilir olması gerekiyor. Bunun haricinde r10.net üzerinde şu bağlantıdaki konu başlığı da güncel olup, satın almak isteyenve R10.Net‘de kullanıcı hesabı olan kişiler PM ile iletişime geçebilirler.
Bir çok haber ve magazin tarzı sitelerde , genelde 468×60 boyutlarında olup, mouse ile üzerine geldiğinizde açılan ya da genişleyen Flash reklamları görmüşsünüzdür. Bunlara genel olarak Expend Banner adı veriliyor. Aslında flash ile pek aram yoktur. Ama bu tarz basit ve kullanışlı işleri de öğrenmeden, fikir edinmeden geçemiyorum. Ekli dosyalarda hem .SWF hemde sizin düzenleyebileceğiniz .FLA halini verdim. Ben ilgili örnek çalışmayı yalnızca Text/ Yazı formatında yaptım. Siz ister elinizdeki sabit görselleri , isterseniz hazırlamış olduğunuz flash görselleri çalışma dosyası içerisine rahatlıkla aktarabilirsiniz. Aşağıdaki demoda ilk görsel’e tıkla yazmışım, animasyonun çalışması için tıklamanıza gerek yoktur, mouse ile görselin üzerine gitmeniz yeterlidir. Demo: [SWF]http://arda.ahmetgil.com/a2img/expandbanner.swf, 468, 190[/SWF] Çalışma Dosyasını İndir
DW Haber Teması, WordPress uyumlu olup, özelleştirilebilir alan seçeneği ve fonksiyonel bileşen desteği ile haber sitesi sahiplerine kolay kullanım ve estetik tasarımının yanı sıra kullanıcı arayüz düzeni sayesinde okurlarınıza en keyifli haber okuma imkanını sunmaktadır. Sade ve şık tasarım yapısına sahip olan DW Haber teması WordPress bünyesinde en çok beğenilen 4 adet farklı Magazin temasından esinlenerek oluşturulmuştur. Yönetim panelinden; Reklam alanları, Anasayfa kategori düzeni, Görüntüleme seçenekleri, Görsel düzen ve tema ile ilgili birçok konfigirasyonu rahatlıkla düzenleyebilirsiniz. Başlıca Özellikleri; Header Son Dakika Haberleri (gajaxscroller) Manşet Haberler Günün İçinden Modülü Özelleştirilebilir Video Galeri Özelleştirilebilir Foto Galeri Görsel Önizleme (horizontal carousel) Flickr Foto Albüm Google Analytics & Stat Tracker Snippet İzleme entegrasyonu. DW Haber’in Ekran Önizlemelerine aşağıdan ulaşabilir, resimleri büyük boyutlarda görüntülemek için üzerine tıklayabilirsiniz. DW Haber temasını önümüzdeki günlerde sınırlı sayıda satışa sunmayı düşünüyorum. Şuan için tema üzerine eklemek istediğim ufak tefek 2-3 özellik var. Gelişmeleri yine blogda paylaşırım. * Temayı minimum 10, maksimum 15 kişiye satmayı düşünüyorum. * Tema bilgilendirme ve satış duyurusu şuan için hem A2 Blog’da hem de R10 üzerinden yapılmıştır. * Satın almayı düşünen kişiler iletişime geçebilirler. Fiyat : 75 TL
Bugün 8 Mayıs. Blog Ödülleri, BÖ! dereceye girenler için heyecan dorukta. Blog Ödülleri Törenini yalnızca bugüne özel olarak , Pozitif Tv aracılığı ile A2 Blog üzerinden canlı olarak izleyebilirsiniz.
2010 Blog Ödülleri hakkında 11 Nisan tarihinde bahsetmiş olduğum şu yazımda A2 Blogum ile beraber Teknoloji kategorisinde yarışmaya katıldığımı belirtmiştim. 11 Nisan tarihinden bu yana kadar destek olup oy veren tüm arkadaşlarıma yürekten teşekkür ederim. Eğer hesaplarımda bir yanlışlık yoksa, Teknoloji kategorisinde yarışan 1900 blog arasından ilk 5′e girmeyi başarmışım. Bu 1900 olayını ben sallamış olabilirim. BÖ! sitesinde Teknoloji kategorisinde 1900 kullanıcı diyordu, bende onun yalancısıyım:) Halk oylaması sona erdi. Şuan için takdir jüri’nin. 2 – 6 mayıs tarihleri arasında jüri değerlendirmesi tamamlanıp 08 Mayıs tarihinde de ödül töreni yapılacak. Katılacak olan tüm arkadaşları bekliyorum. Bu arada aynı kategoride, ilk 5 ‘te olan diğer blog sahiplerinide tebrik edip başarılar dilerim. 2010 Blog Ödülleri , Kategorilere göre ilk 5′e giren blogların listesine buradan ulaşabilirsiniz.
Yaklaşık 1 aydır yeni oluşum bünyesinde farklı bir proje yapılandırmaları ile uğraşıyordum. Bazı makalelerimde kısa kısa belirtiyorum, belki dikkat etmişsinizdir Diwio ismine. Diwio adı altında gerçekleştirmeyi planladığımız birçok dev proje bulunuyor. Bunlar hakkında farklı bir makale de daha detaylı bilgilere yer vermeyi düşünüyorum. Diwio’nun ilk göz bebeği olan Kadınlog‘u tanıtmak istiyorum. Kadınlog, Türkiye’nin yetenekli bayan kalemlerini bir araya toplayıp , Kadinlog.com üzerinden ilgili kullanıcılara , sevdiğine yapacağınız en güzel yemekten, o akşam giyeceğiniz en özel kıyafetten önce düşünen ve üreten kadınlardan hayata dair ipuçlarını paylaşma amacı ile kurulmuştur. Bunun yanı sıra Magazin dünyasından Modaya, Güzellik sırlarından Kültür-Sanat’a ve beraberinde bir çok farklı kategoriyi kapsayan, her biri kendi kategorisinde uzman editörlerimiz tarafından oluşturulan makaleleri takip edebilirsiniz. Dilerseniz kendinize özgün olan kategori altında, kendi yazılarınızı gönderebilir, kendi adınız ve imzanız ile Kadınlog ana sayfa da yayınlanmasını sağlayabilirsiniz. Kadınlog, devam eden yayın hayatında, Gülse Birsel, Ayşe Arman, Yeliz Yeşilmen ve bir çok ünlü isimi konuk ederek kullanıcıları ile tanıştırmayı planlamaktadır. Kadınlog’u güçlü kılan diğer faktörler ise, birçok yayın ve medya grubu ile ilişkili çalışmasıdır. İlerleyen günlerde ekranları başında olan kullanıcılarımız izledikleri magazin programlarında KADINLOG ismini görünce şaşırmaz umarım Kadınlog’u Facebook sayfası üzerinden de takip edebilir, dilerseniz facebook grubumuza katılarak bizlere destek olabilirsiniz.
2010 Yılı için düzenlenen BÖ! – Blog Ödülleri yarışması başladı. Teknoloji blogları kategorisine A2 Blogum ile beraber ben de katılmış bulunmaktayım. Oylama için desteğinize ihtiyacım olduğunu belirtmek isterim. Blog Ödüllerinde A2 Bloga oy verebilmek için , üye değilseniz bu bağlantı üzerinden 20 saniye içerisinde üye olabilir ve bu bağlantıya tıklayarak A2 Bloga oy verebilirsiniz. Oy verdikten sonra bu makale altına yorum yaparsanız oylama takibini daha rahat kontrol etmiş olurum. Çok şey istiyorum değil mi? Destek olup oy veren, zahmet eden herkese şimdiden çok teşekkür ederim. Bu arada “Diwio” isimli yeni projem bomba gibi geliyor… Gelişmeleri ilerleyen günlerde blogda paylaşacağım.
Son zamanların en çok konuşulan konusu haline gelen Lida hapı hakkında bende kısa bir detay geçmek istedim. Öncelikle Lida nedir? Lida ne için kullanılır, lida’nın içeriği nedir yan etkisi var mıdır? ve kimler lida kullanabilir? Lida; Çin Halk Cumhuriyeti’ nin güney kesiminde bulunan Yunnan eyaletinde yüzyıllardır yetişen ve geleneksel olarak yüzyıllardır kullanılan mucizevi bitkilerin ekstrelenmesi ile oluşturulmuş tamamen doğal bir üründür. Uzak doğuda yüzyıllardır özellikle yemeklerde ve zindelik amaçlı olarak da değişik biçimlerde işlenen bu bitkiler, inanılmaz kuvvetli bir etkiye sahiptir. Lida , şu an uzakdoğu ve Amerika’ da zayıflama preperatları arasında en çok satan bitkisel besin takviyelerinden biridir. Lida bir ilaç değildir! Başta Turunç Çiçeği Ekstresi olmak üzere toplamda 9 bitki ekstresi içeren % 100 doğal bir besin takviyesidir. İştah kesici ve tok tutan, hareketsizlik ve aşırı gıda tüketimi sonucu vücutta oluşan yağ stoklanmasının yakılmasını sağlayan oldukça güvenli bir üründür. İçeriğinde kesinlikle kimyasal herhangi bir bileşim bulunmamaktadır. Lida; Çin Halk Cumhuriyeti’ nin güney kesiminde bulunan Yunnan eyaletinde yüzyıllardır yetişen ve geleneksel olarak yüzyıllardır kullanılan mucizevi bitkilerin ekstrelenmesi ile oluşturulmuş tamamen doğal bir üründür. Uzak doğuda yüzyıllardır özellikle yemeklerde ve zindelik amaçlı olarak da değişik biçimlerde işlenen bu bitkiler, inanılmaz kuvvetli bir etkiye sahiptir. Lida , şu an uzakdoğu ve Amerika’ da zayıflama preperatları arasında en çok satan bitkisel besin takviyelerinden biridir.Lida bir ilaç değildir! Başta Turunç Çiçeği Ekstresi olmak üzere toplamda 9 bitki ekstresi içeren % 100 doğal bir besin takviyesidir. İştah kesici ve tok tutan, hareketsizlik ve aşırı gıda tüketimi sonucu vücutta oluşan yağ stoklanmasının yakılmasını sağlayan oldukça güvenli bir üründür. İçeriğinde kesinlikle kimyasal herhangi bir bileşim bulunmamaktadır. Lida Nasıl Kullanılır? Lida Yosun Kapsülü, hergün sabah 2 su bardağı (tercihen ılık) su yardımı ile 1 kapsül alınır. Kapsül alındıktan 20 – 30 dakika sonra kahvaltı yapılır. Lida kullanımı süresince günlük asgari 2 LT. su tüketimi tavsiye edilmektedir. Lida Nasıl [...]
Zamanında kendi projelerim bünyesinde hayata geçirmek istediğim, fakat teslim etmem gereken iş kalabalığı yüzünden askıya almak zorunda kaldığım Poozla‘yı satışa çıkartmaya karar verdim. Bunun yanı sıra hobi bünyesinde yapmış olduğum kişisel projelerimi bekletip kısa bir vakite kadar oluşumu tamamlanacak olan yeni dijital ajansımız bünyesinde , daha büyük kitlelere hitap eden daha güzel işler yapma yolunda olacağımıda belirtmek isterim. Poozla benim için gerçekten önemli ve bir o kadarda eğlenceli bir projeydi. Çok detaylı bir teknik alt yapısı olmasa da (WordPress) gayet sade basit ve popüler olabilecek potansiyelde tuttuğum el emeğim diyebiliriz. İsim esnekliğinden tabiki farklı projelere de dönüştürülebilir ama, benim kafamdaki WordPress alt yapısına sahip bir platformda gayet canlı ve al benisi olan bir tasarım ile blog ve genel olarak web sitesi sahiplerine yönelik olarak, ilgili web sitelerinin index (giriş) sayfalarının görüntülerini çekip, Poozla bünyesinde kullanıcıyla buluşturmak olup aynı zamanda yapılacak oylama ile haftanın, ayın ve yılın en beğenilen sitesi ya da tasarımı şeklinde diğer kullanıcılara sunmak idi. X isimli kişinin Y isimli sitesinin Poozla ana sayfasında 200×200 px boyutlarında thumbnail site görseli ve altında oylama uygulaması düşünün. İlgili Thumbnail görseline tıkladığınızda, karşınıza yeni bir sayfa da Y isimli sitenin 450X500 boyutlarında daha büyük ve daha kaliteli index gösreli geliyor. Altında da ise ilgili web sitesi ile açıklama ve bir kaç tane de anahtar kelime bulunuyor. Galeriyi gezen kullanıcı hem web siteleri hakıında bilgi ediniyor, hem oylama yapıp popüler bulduğu sitenin hitini yükseltiyor, hemde ilgili tasarımlardan ilham alabiliyor. Web sitesi sahibi ise Web 2.0 dünyasının nimetlerinden yararlanıp daha hızlı ve etkili reklam yapıp, oluşturduğu sitenin kullanıcılar tarafından daha çok akılda kalmasını sağlıyor. Proje kısaca yukarıda bahsettiklerimden ibaret. Bunun yanı sıra projeyi hayata geçirmek çok zor bir iş değil. Poozla için hazırlamış olduğum, gerek tasarım gerekse kodlama bünyesindeki uygulamaları da projeyi alacak kişiye beraberinde vereceğim. Poozla Proje paketi dahilinde : 1 Adet [...]
Web tasarımcılara, geliştiricilere, bloglayana, bloglamayana, google’culara, r10′culara, kısacası internet dünyası ile ilgisi olan herkese hitap edebilecek tasarımları ile son günlerde Web dünyasında başarılı işler yapan Dengesiz Tarz, fiyatlarını da dengesizleştirdi. Benim aralarından en çok beğendiğim It is programmer life t-shirtüne yalnızca 10.00 Liraya sahip olabilirsiniz. Bunun dışında kampanya bünyesinde fiyatı düşen diğer ürünlere de göz atmanızı tavsiye ederim. Mesela dünyanın en çok girilen sitesinin T-shirtüne 5 TL ödeyerek sahip olabilirsiniz Güvenli alışveriş, hızlı gönderim ve %100 müşteri memnuniyeti sağlayan Dengesiz Tarz, yine kendi adına yakışan güzel bir kampanya yapmış. Dengesiz Tarz tarafından hazırlanan BAY/ BAYAN diğer tüm ürünlere bu bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
AntiLogger, zararlı yazılımların saldırı metodlarına karşı geliştirilmiş, güçlü anti-eylem metodları içeren, yenilikçi güvenlik modülleri ile “Bilgi Güvenliği”nizi imza veritabanına ihtiyaç duymadan, sezgisel olarak koruma altına alır. Antilogger, bilinen tüm yöntemler ile çalışan bilgi hırsızlığı amaçlı zararlıları engellemektedir. Kullandığı sezgisel koruma metodu ile henüz ortaya çıkmamış ve bilinmeyen yeni saldırı yöntemlerine karşı da “Bilgi Güvenliği”nizi sıfır zamanlı olarak koruyabilmektedir. Yaygın olarak kullanılan ve dünyaca tanınmış çeşitli güvenlik yazılımlarının bile yakalayamadığı bilinmeyen zararlılara karşı size yepyeni ve çok güçlü bir koruma sağlar. – SSL Logger’lara karşı koruma sağlayan üstün Anti-SSL Logger Modülü – WebCam Logger’lara karşı koruma sağlayan üstün Anti-WebCam Logger Modülü – Key Logger’lara karşı koruma sağlayan üstün Anti-Key Logger Modülü – Screen Logger’lara karşı koruma sağlayan üstün Anti-Screen Logger Modülü – Clipboard Logger’lara karşı koruma sağlayan üstün Anti-ClipBoard Logger Modülü – İşletim Sisteminizi koruyan üstün Sistem Savunma Modülü Zemana Antilogger / Softpedia 1 Yıl Ücretsiz Download. Programı yükledikten sonra etkinleştirmeniz gerekiyor. Etkinleştirmeden sonra 1 yıl boyunca ücretsiz olarak kullanabiliyorsunuz. Güle güle kullanın. Bende ilgili konuyu CigiCigi blogundan görüp, aynen paylaşmak istedim. Kaynak
Vakti zamanında şurada duyurmuş olduğumuz Blog mutluluk çubuğu Wibiya, kendi içerisinde barındırdığı uygulamaların sayısını arttırıp, tasarımsal olarak geliştirilerek V.2 adı altında dağıtıma başlamış. Yeni uygulamalar arasında Blog ve Web siteleri için gerçekten çok yararlı uygulamalar mevcut. Web sitesi sahiplerini hem vakit hem de kod kalabalığından kurtaran, yeni eklenen ve diğer uygulamalara yakından bakalım. Yukarıdaki uygulama kutucuklarını Wibiya üzerinden Tüm Uygulamalar sekmesi altından görebilirsiniz. Web sitemize / Blogumuza neler ekleyebiliriz? Search (Kullanıcıya Site/Blog içi ve Google üzerinden arama imkanı sunar) Latest Post (Site içi son eklenen yazıları görüntüleme imkanı sunar) Subscribe (Rss Beslemesi üzerinden ziyaretçi etkileşimi sunar) Sharing Tool (Sitedeki yazıları birçok sosyal platformlarda paylaşma imkanı sunar) Live Notifications (Site sahibinin Duyurularını yayınlama imkanı sunar) Photo Gallery (Flickr/Picassa üzerinden fotoğraf galerisi oluşturma imkanı sunar) Twitter Dashboard (Twitter iletilerinizi aynı sayfa içerisinde gösterir) Games (Siteniz içerisinde 12.000 oyunu kullanıcılarınıza sunabilirsiniz) Facebook Fan Page (Facebook Hayran sayfası etkinlikleri) Random Post (Tıklandığında sitenizde rastgele makaleye yönlendirir) Webpage Chat (Her sayfanıza mükemmel bir sohbet ve destek uygulaması ekler) Real Time Users (Eş zamanlı çevrimiçi kullanıcı sayısı ve lokasyonları) Navigation Links (Ziyaretçilerinizin sayfalara daha kolay ulaşabilmesini sağlar) Twitter Profile (Eşzamanlı Twitter stram ile Twitter profillerini gezebilirsiniz) Scroll To Top (Sayfanın en üstüne çıkmak için kullanılır) Website Chat (Facebook entegrasyonu ile oda açabilir,sesli ve kameralı sohbet edebilirsiniz) Simple Text Title (Araç çubuğunuza kısa metinler ekleyebilirsiniz) iTranslation (45 farklı dilde sayfa çevirisi yapma imkanı sunar) Digg (İçeriklerinizi kullanıcıların Digg’e göndermesini sağlayan buton ekler) Content Timeline (beta) (Kullanıcılarınıza görsel ve etkileşimli zaman çizelgesi sunar) Justin.tv Live Broadcasting (Junstin.Tv ile sitenize video kanalı entegre eder) Support Wibiya (Wibiya’ya destek olduğunuzu belirtir. Yazı yada icon yoktur) User Donation (Web sitenize, kendinize ait bağış etkinlikleri düzenleyebilirsiniz) Facebook Photos Gallery (Facebook fotoğraflarınızı 3 boyutlu ve sürükle bırak şeklinde yayınlar) YouTube Video Gallery (YouTube üzerinden video yayınlamanızı sağlar) Uygulamaların kısaca kullanım mantığı yukarıda belirttiğim [...]
Cep telefonları için çıkan yeni bir yazılım olay yarattı. Recognizr adı verilen uygulama sayesinde artık istenilen herkesin kişisel bilgisi kolaylıkla elde edilebilecek ve istenilen kişiye aktarılabilecek. Uygulama, sokakta herhangi birinin fotoğrafı çekildikten birkaç saniye sonra fotoğrafı internetteki Facebook, Twitter ve Flickr gibi sosyal paylaşım platformlarında tarıyor. Fotoğraftaki kişinin önce kim olduğu belirlenerek, kayıtlı olduğu internet sitelerinden alınan telefon numarası, ev-işyeri adresi, e-postası gibi kişisel bilgiler kolaylıkla elde edilebiliyor. İsveç’te geliştirilen uygulama piyasaya çıktığı anda tartışma yaratırken bilim adamları ve güvenlik uzmanları uygulamanın kaldırılmasını istedi. Harvard Üniversitesi İnternet Enstitüsü’nde doktor olarak görev alan Ian Brown “Kişisel bilgiler elde edildikten sonra tehlikeli kişilerin eline büyük bir koz geçebilir” dedi. Uygulamanın çalışması için cep telefonlarının en az 5 megapiksel çözünürlüğe sahip bir kamerası olmalı., Video: Recognizr identifiziert Nutzer aus sozialen Netzen (0:56) via
Bende haberi yeni duydum ve hemen paylaşmak istedim. Vatan Gazetesi, MedyaSoft işbirliği ile Adobe sertifikalı meslek eğitim programı başlatmış. Hem Eğitim DVD’niz oluyor hem de MedyaSoft tarafından başarı sertifikanız. Detaylar ise şöyle; 29 Kupona Grafik -Tasarım Seti (4Kitap ve İnteraktif Eğitim DVD’si) Adobe Photoshop CS4 Adobe Illustrator CS4 Adobe InDesign CS4 Adobe Acrobat 9 29 Kupona Web Tasarım Seti (3 Kitap ve İnteraktif Eğitim DVD’si) Adobe Flash CS4 Adobe Dreamweaver CS4 Adobe Fireworks CS4 Ya da, İki sete birden Toplam 49 Kupona sahip olabilirsiniz. Eğer her 2 seti de alırsanız, MedyaSoft tarafından gerçekleştirilen online sınav sistemine de giriş hakkınız bulunuyor. Başarılı olduğunuz takdirde Adobe damgalı Başarı Sertifikasına sahip oluyorsunuz. Araştırdığım kadarıyla eğitim setleri elinize ulaştıktan 2 ay sonrasına kadar size çalışma süreci veriliyor. Ve bu süreyi tamamladığınız takdirde Online Sınav Sistemine geçiş yapabilirsiniz. İlk kuponlar 6 Mart tarihinde yayınlanmış. Fakat geçmiş güne karşılık gazete aldığınızda herhangi bir sorun olmayacağını düşünüyorum. Zira ilerleyen günlerde “ilk 3 kupn, ilk 4 kupon” şeklinde de Vatan Gazetesinde yer alabilir. Bu konuda kendini geliştirmek isteyenlere cidden bulunmayan nimet olmuş. Tavsiyem ise, her 2 sete birden sahip olmanız hususunda olacaktır. Web Tasarım ve Grafik Tasarım birbiriyle doğru orantılı meslek gruplarıdır.
Print Screen tuşunu ne kadar sıklıkla kullanıyorsunuz? Kendi klavyemde hemen hemen Enter kadar sık kullandığım tuşlardan biridir Print Screen. İlgimi çeken birşey olduğunda, kanıt-delil bünyesinde saklamak istediğim sayfalarda, sorun ya da çözümü ile ilgili durumlarda parmağım istem dışı gider print screen’e. Genelde işleyişi şu şekilde oluyor Print Screen -> Windows+R -> mspaint-> Ctrl+V [Düzenle] Ctrl+S. Bu işlem adımlarından sonra, print edilen sayfayı ya karşımdaki kişiye gönderirim yada Print Screen isimli klasörümde tutarım. Yukarıdaki işlem yolu her ne kadar el alışkanlığına kolay gelsede yazıya dökülünce epey uğraştırıcı gibi görünüyor. İşte tam bu sırada bu işlemi olduğunndan fazla kolaylaştıran “LightShot” devreye giriyor. LightShot Nedir? Hem Tarayıcı hem de Masaüstü uygulaması olarak kullanabileceğiniz, boyutta küçük, işlevde büyük ekran görüntüsü yakalama aracıdır. Yakaladığınız ekran görüntüsünü harici bir programa gerek kalmadan düzenleyebilir, isterseniz tek bir mouse hamlesi ile çevrim içi upload edebilir ya da bilgisayarınıza kayıt edebilirsiniz. Programın download adresi için burayı ziyaret edebilir, dilerseniz kullanımı ile ilgili hazırlanan kısa videoya da göz atabilirsiniz.
Yaklaşık 1-2 ay önce Lockerz üzerinden geçiş yapmış olduğum Z-List Member olayı sonucu, Lockerz tarafından gönderilen T-shirtüm ve Z-Lister belgem bugün itibariyle elime ulaşmış durumda. Darısı diğer Lockerz’cıların başına…
Kendimi açlık grevi yapmış gibi hissediyorum. Yönetici panelinin arayüzünü bile özlemişim vallahi. Bu girişimde besmele ile login oldum aslında anlatacak o kadar çok şey var ki… Ama performanstan düştüm sanırım, aklımdakileri aktaramıyorum. 20 aralık tarihinde yazmış olduğum son yazıda, eş dost arası muhabbet ederken Ocak 1 ‘e kadar 1 yıl yazmayacağımın geyiğini yapmıştım. Üzerimdeki lanet’den midir nedir, kısa bir sonra sunucuda teknik problemler yaşamaya başladık. Tam bu sorunları halledelim diye kolları sıvarken, bu sefer yine sunucu bünyesinde maddi problemlerle karşılaştık tam bir kaostu… Sağolsun, Zero Bilişim ‘den Ramazan’ın çok emeği geçti bu sıkıntılı günlerde. Bir dediğimi 2 etmedi . Lafı geçmişken eğer hosting, vps ya da benzeri hizmetler konusunda hangi firma ile çalışsam diye düşünen varsa Zero Bilişim’i şiddetle tavsiye eder, her türlü kefili olurum. ( Ramazan % payımı alırım ) Baktım ki, online yayın hayatım kısa süreli kesildi, yine derdimin tek dermanı benim mübarek local hostum oldu. Bir kaç farklı projeye başlangıç yaptım. Kısa bir süre sonra inşallah onları da yayına geçiririm. Vakit öldürmek adına ise, sevgili dostum İlkay’ın aralarından en sevdiğim projelerinden “ Tavutter ” de takıldım. Tavutter hakkında geniş geniş, rahat rahat bir sonraki makalemde bahsetmek istiyorum. Tabii vakti hep ben öldürmedim… Onun da beni pek çok kez öldürmeye teşebbüs ettiği zamanlar oldu bu ayrılık süreci içerisinde. Aşk, kin, tutku,ihtiras ve bilimum tüm cenabet durumları sırasıyla yaşadım. Şükürler olsun ki, hala ayaktayım. Hayat hala tüm renkleriyle devam ediyor…. Hatta artık daha bir güzel. Ayrı kaldığım bu zaman zarfı içerisinde özleyene, hal hatır sorana, gecenin bi vakti blogun açılmıyor kardeeeş! diye arayan herkese teşekkür ederim İyiki varsınız..
Eskilerden, çok eskilerden “Scope Piskopos‘un” benim için yaptığı hoş bir jingle. Arşivi kurcalarken buldum. Zorbey (a.k.a Arda) için yapılmış kıpır kıpır bir çalışma. Bakalım beğenecek misiniz ? [dewplayer:http://arda.ahmetgil.com/a2img/a2jingle.mp3]
Sevgili dostum SawioN‘un bilgilendirmesinden sonra, blogu iPhone ve benzeri mobil uygulamalar ile uyumlu hale getirdim. Aynı uygulamalayı sizler de kendi blogunuzda kullanmak isterseniz Wp-Touch eklentisini şiddetle tavsiye ederim. İlgili eklentiye ve A2 Blog – iPhone görünümüne yazının devamından ulaşabilirsiniz. Eklentiyi buradan indirebilirsiniz. iPhone üzerinden WordPress blog uyumunu da aşağıdaki resimlerinden inceleyebilirsiniz. * Resimleri büyük boyutlarda görüntülemek için, üzerlerine tıklayınız. Ekran görüntüleri için SawioN’a teşekkürler…
Bu metodun farklı bir örneğini sanırım Facebook kullanan herkes biliyordur. Uygulamanızda yer alan fotoğraflar da benzer metodu kullanarak , kullanıcılarınıza fotoğraf hakkında daha ilgi çekici bilgi aktarımı yapabilir ve uygulamanın esnekliği ile ziyaretçilerinizden beğeni kazanabilirsiniz. Uygulamamızı Türkçe ifadecek olursak, ben “özelleştirilebilir görsel etiketleme” adını daha uygun buluyorum. Fakat teknik olarak adını Tooltip sınıfına ilişkin vermemiz gerekirse, “Fotoğrafa bilgi etiketlenmesi” gibi tuhaf, karmaşık birşey ortaya çıkıyor Bildiğiniz gibi “Tooltip” web dilinde, ipucu, bilgilendirme anlamına geliyor. Kullanılan uygulamanın tam adı ise Taggify. Uygulamayı en doğru şekilde kullanmak ve ilgili eklentileri edinebilmek için öncelikle Taggify’nin web sitesini ziyaret etmeye ihtiyacımız olacak. Aşağıdaki resimde de görüleceği üzere paylaşacağımız uygulama, Facebook’da bulunan fotoğraf etiketleme yönteminden biraz daha gelişmiş bir görünüme sahip. Kullanım alanlarındaki yaratıcılık ise tamamen size kalmış * Bu uygulamayı kendi projelerimizde nasıl kullanabiliriz ? Adım 1 : İlk olarak Taggify’in web sitesine kayıt olarak ilgili widgeti edinmemiz gerekiyor. (buradan) Kayıt işleminden sonra edineceğimiz kodları web sitemizdeki ilgili sayfada </body> tagından önce yapıştırıyoruz. Adım 2 : Taggify’in web sitesi (taggify.net) üzerinden, sağ üst tarafta bulundan “Taggify Editor Bookmarklet” aracını isminde de bahsedildiği üzere sık kullanılanlara ekliyoruz. Sık kullanılanlara eklediğimiz bu araca tıkladığımızda, kullanıcı adı ve şifremizi girememizi gerektiren küçük bir login panel açılacaktır. İlgili alana az önce Taggify üzerinde oluşturduğumuz kullanıcı adı ve şifremizi girerek erişim sağlayabilir ve işlemimize devam edebiliriz. Adım 3 : Kullanıcı girişi yaptıktan sonra üzerinde çalışacağımız görselde etiketlenmesini istediğiniz alanı seçili hale getirip, yine mouse ile boyutlandırmamız gerekmektedir. ( seçim yapılacak ilgili alanı, seçim aracı ile istediğiniz zaman yeniden boyutlandırabilirsiniz ) Adım 4 : Bu adımda konumlandırılan etiket alanına fotoğraf hakkında bilgileri girebiliriz. Ekleyeceğimiz bilgiler içerisinde bazı HTML etiketleri de kullanmamız mümkün. (Örneğin :<I>, <A>, <B>, <U>, <FONT>ve <IMG>) Ayrıca yine aynı pencere içerisinde link verip, kullanıcıların ilgili linkleri yeni pencerede açmasını da sağlayabiliriz. ve Sonuç! İşte hepsi bu kadar. [...]
Yeni trend birçok internet uygulamasında Spy metodu ile karşılaşmışsınızdır. Genel olarak ” live” ya da “spy” ismi altında etkileşim gösteren özelliğin yapı taşı tabiki jQuery. Daha ayrıntılı örnek olarak, Friendfeed ‘de bulunan eşzamanlı yorum aracını ele alabiliriz. Aynı aşağıda bulunan resimde olduğu gibi. Siz herhangi bir feed’e yorum yaparken, o esnada başka birinin yapmış olduğu gönderimlerin bulunduğunuz sayfadaki yorum alanına eş zamanlı akması gibi. * Uygulamayı projelerinizde aşağıdaki örnekteki gibi kullanabilir, dilerseniz ilgili uygulamayı CSS ve Farklı görseller ile daha çekici hale getirebilirsiniz. $(function() { /* returns a selection of HTML DIVs to be inserted in to the #spyContainer in a spy-style */ $( #spyContainer’).spy({‘ajax’: ‘/ajax/news.php’}); }); * Bu uygulama ile hazırlanmış olan örnek sayfalara ve uygulamanın kaynak dosyalarına aşağıdan ulaşabilirsiniz. [note] Uygulamanın Demosu [/note] [tip] Uygulamanın Kaynak Dosyası [/tip]
Develogger, A2 Blog’da web ve uygulama geliştiricilerini bir çok farklı kaynaklardaki yeni teknolojilerden haberdar edip, örnekleri, açık kaynak kodlu uygulamaları bu kategori başlığı altında ilgili kişilere sunmak amacı ile hazırlanmış bir servistir. Develogger, ismini developer (geliştirici) ve blogger (günlük yazarı) kelimelerinden almış olup, bu yolda ilgili kitleye yeni trend internet teknolojileri hakkında bilgilendirmek ve konu ile ilgili örnek uygulama dosyalarını kullanıcıya temin etmektedir. Develogger, genel olarak Arda Ahmetgil tarafından güncellenmekte olup, ilgili konu hakkında makale, örnek , haber vb. bilgilendirme de bulundurmak isteyen tüm kullanıcılara, bu kategori dahilindeki bilgilerini paylaşmasına olanak sağlar. Develogger’da yayınlanması planlanan başlıca konular aşağıdaki gibidir : Ajax jQuery Javascript Css Silverlight Flash PHP ASP Develogger, genel olarak web geliştiricilerine hitap etmekte olduğundan, konu dahilinde henüz masaüstü programcılığına ait uygulamalara yer verilmemiştir. Develogger’ı ister günlük makale güncellemeleri arasında , isterseniz A2 Blog girişinde sağ tarafta bulunan ilgili görsele tıklayarak doğrudan Develogger kategorisinde yer alan makalelere rahatlıkla ulaşabilirsiniz. * Ayrıca FriendFeed kullanıcıları için #develogger kanalı bulunmakta. Blogunuzda web ve masaüstü uygulamaları hakkındaki yazılarınızı friendfeed üzerinden #develogger kanalına göndererek, bilgilerinizi geliştirici topluluklarına rahatlıkla ulaştırabilirsiniz. Develogger uygulaması hakkındaki görüş ve önerilerinizi bu başlık altından yapacağınız yorumlarla belirtebilirsiniz.
Az önce Google’ın Görüntülü ve Sesli sohbet programını indirdip kurmak isterken “ Google Güncelleme yükleme işlemi 0x8004071c hatası vererek başarısız oldu ” uyarısı aldım. Bu sorun ile bazı Google uygulamalarında da karşılaşmanız mümkün. ( Chrome, Earth vb.) İlgili hatanın çözümü için, Öncelikle açık olan tüm Google uygulmalarını, hata pencerelerini kapatıyoruz. Başlat -> Çalıştır ‘a gelip regedit yazıp entera basarak kayıt defterini açarak aşağıdaki konuma erişiyoruz. Windows XP için: AuditInProgress in HKLM\System\Setup Windows Vista için: ImageState in HKLM\SOFTWARE\Microsoft\Windows\CurrentVersion\Setup\State Windows 7 için : ImageState in HKEY_LOCAL_MACHINE\SOFTWARE\Microsoft\Windows\CurrentVersion\Setup\State İlgili konuma geldikten sonra sağ tarafta bulunan” ImageState ” anahtarına sağ tıklayıp, Değiştir (modify) diyerek , Değer verisini (value) silip Tamam diyoruz.
Sansüre Sansür, Mahkeme kararı ile site kapatmalarını protesto eden bir oluşumdur. “Yay” hareketi ile sansüre sansür formatındaki görselleri kendi sansürleyeceğiniz nesnelerde kullanabilirsiniz. Ben de buna istinaden ufak bir çalışma yapmak istedim. Sansüre Sansür’ün web sitesi için buraya, İnternette sansüre takılmadan , özgür, hızlı ve güvenli bir gezinti için şuraya bakabilirsiniz. Bu arada fotoğraftaki benim Hasta, infected, bezgin ve Sansürlü!
Dünya devi Google, Public DNS işine de girdi. Halka açık ve tamamen ücretsiz olan alan adı çözme sisteminde, uzun zamandır tekel bünyesinde rol oynayan OpenDNS’den sonra Google’ın da böyle bir girişime adım atması beni çok sevindirdi. Google’ın bu hizmetinden yararlanabilmek için Ağ bağdaştırıcısı TCP/IP ayarlarında DNS sunucusu olarak 8.8.8.8 ve 8.8.4.4 girmeniz gerekmektedir. Bu IP adreslerini kullandığınızda bilgisayarınızda Internet bağlantısı gerçekleştiren programlar Google’ın isim çözücü sunucularını kullanır. Aşağıdaki görsel yardımı ile, kendi bilgisayarınızdaki ağ bağlantı ayarlarınızı Google DNS’lerine göre yapılandırabilirsiniz. DNS nedir? DNS protokolü internet altyapısında önemli bir parçadır, Internet’in telefon defteri gibi çalışır: Bir web sitesini ziyaret etmeye kalktığınızda bilgisayarınız DNS sorgusu yapar. Bazı karmaşık sayfalar yüklenirken birden fazla DNS sorgusu gerektirebilir, bu yüzden bilgisayarınız bir günde yüzlerce DNS sorgusu yapıyor olabilir. Neden Google DNS denemeliyim? Web gezintinizi hızlandırır Güvenliğinizi artırır İstediğiniz sonuçlara hiçbir yönlendirme olmadan erişirsiniz. Hız ve güvenlik ile ilgili detaylı bilgi (ingilizce): http://code.google.com/speed/public-dns/docs/performance.html http://code.google.com/speed/public-dns/docs/security.html (via)
Son günlerde tavan yapan lockerz çılgınlığını duydunuz mu? İnsanlar davetiye alabilmek için birbirini parçalar olmuş Hergün binlerce hediyeler, iPhonelar, notebooklar,PS3′ler ve daha nicesini bulabileceğiniz bir sistem olan Lockerz’a yapmanız gereken sadece üye olmak. Siteye her girişinizde , her anket değerlendirmesi yaptığınızda her davet gönderiminizde size puan kazandıran ve bu puanlar ile sistemden dilediğiniz alışverişi yapmanıza olanak sunan Lockerz’ı biraz daha yakından tanıyalım. * Lockerz günlük anket sitesidir. Hergün yayınlanan sorulara cevap vererek puan kazanabilirsiniz hatta sadece siteye günlük giriş yaparak bile puan kazanıyorsunuz. Kazanacağınız ürünlerin yelpazesi epey geniş düşük ücretli ürünlerden tutun, elektronik eşyalara kadar bir çok ürün bulabilirsiniz. Kısacası aradığınız her ürün bu sitede. Peki ne yapmanız gereki ? Yapmamız gereken PTZ denen puanlardan kazanmanız gerek. Bu puanları kullanarak, hediye listesinden istediğinizi kargo ile size ulaştırıyorlar. Bütün anahtar PTZ seviyesini arttırmaktan geçiyor kısaca. Lockerz.com 2009 yılı içerisinde açıldı fakat, ilk açıldığı zaman sadece ABD’ne kargo yollanıyordu. Şu an tüm ülkelere kargo yollanmakta. Kısaca ürünlere ve bu ürünler için toplamanız gereken puanlara bakacak olursak; Apple iPod Touch 32 GB 600 PTZ Apple iPod Touch 8 GB 325 PTZ PlayStation 3 120 GB 650 PTZ iPod Nano 8 GB 300 PTZ Nintendo WII 250 PTZ Sony PSP 200 PTZ XBOX 360, Notebooklar, Netbooklar, Motosikletler, ve daha birçok ürün.En ucuz ürün 35 PTZ ‘den başlıyor ki zaten üye olduğunuzda 50 – 100 PTZ kazanabiliyorsunuz. Lockerzın vermiş olduğu hediyeler gerçekten çok cezbedici. * İlk üye olduğunuz girişte bir oyun var, ekranda yağan paralardan ne kadar toplarsanız o kadar PTZ kazanıyorsunuz.Sadece o oyundan 50 – 100 arası PTZ kazanabilirsiniz. * Ayrıca sisteme her gün, her giriş yaptığınızda 2 PTZ kazanıyorsunuz. * Bunlar dışında, her gün, sitedeki anketlere katıldığınızda bunlardan da değişen oranlarda PTZ kazanabiliyorsunuz. Lockerzı Nasıl Kullanabiliriz? Öncelikli olarak, Lockerz hesabınıza, e-mail adresiniz ve şifreniz ile giriş yaptığınızda karşınıza alttaki ekran çıkmaktadır: Karşınıza ilk [...]
WordPress için uyarlanmış, joomla temalarını andıran ve benim çok beğendiğim bir temayı paylaşmak istiyorum. Özellikle haber ve magazin konulu bloglara çok yakışacağını düşündüğüm bu temanın yaratıcısı Rocket Theme. Temanın adı ise Mixxmag v 1.2 Mixxmag , kontrol ve esneklik açısından en iyi şekilde tasarlanmış olup, benzersiz fonksiyonel özellikleri ile wordpress kullanıcılarına geniş bir kullanım alanı sunuyor. İndireceğiniz tema paketi içerisinde mixxmag temasını en iyi performansta kullanımı için özel olarak geliştirilen eklentiler ve çeşitli fonksiyon dosyaları bulunmakta. Temanın başlıca belirgin özelliklerdne bahsetmek gerekirse, * RokFeature manşet özelliği * RokBox rocket theme’nın özel bileşeni * 10 Stunning Preset profesyonel stiller * Tableless Design * 5 Unique Widget Variations widget varyasyonları * 7 Widget Positions farklı widget pozisyonları * Widget Hilites * Fully translatable değiştirilebilir yapı * Stylish, Professional Typography şık tipografik yapı * Source Adobe PNG Source Files Included kaynak dosyaları ile birlikte * FF3, Opera 9.6, Safari 3, IE6,7,8 Compatible tarayıcı uyumlu * W3C XHTML 1.0 Transitional. W3C CSS Valid w3 uyumlu [note]Temanın önizlemesine buradan,[/note] [tip]İndirme bağlantısına da şuradan ulaşabilirsiniz.[/tip] Dosya şifre sorarsa : arda.ahmetgil.com
Türkiye web tasarımındaki önemli isimlerden biri olan Hasan YALÇIN (Tasarımcının el çantası), blogunda yine yeni bir yarışma düzenlemiş. Web arayüz tasarımcıları ve yaratıcı grafikerlerin katılımıyla gerçekleşecek olan bu yarışmada, son günlerde tüm dünyada ilginç ve esprili örneklerini gördüğümüz 404 sayfaları için, Türkiye’deki en yaratıcı örnek aranıyor. Tüm web arayüz tasarımcısı ve grafikerlere açık olacak yarışma 14 Aralıkta son bulacak. Çok yaratıcı olmasa da 2 adet nacizane çalışmam ile bende katılımda bulunmak istedim. Her yarışmacının 3 çalışma gönderimi hakkı var. Dolayısıyla benim 1 hakkım hala bonus olarak duruyor. Hayal gücüne güvenen ve benimle beraber beyin fırtınası yaşamak isteyen herkesin fikirlerini bekliyorum. Siz söyleyin ben tasarlayım Yarışma hakkındaki detayları bu bağlantıda, Benimde aralarında bulunduğum katılımcıların göndermiş olduğu çalışmaları ise şu bağlantıda bulabilirsiniz. Aşağıda bulunanlar ise benim göndermiş olduğum çalışmalar * İlk çalışmamda , daha vizyona girmeden herkesin diline düşen 2012 filmi ve buna bağlı olarak maya takvimindeki kıyamet haberlerinden esinlendiğim ve 404 Hata sayfasının gerek site sahibi gerekse ziyaretçiler için kıyamet tadında bir durum olduğunu yansıtmaya çalıştım. * ikincisi ise 3 Maymunu (görmedim, duymadım,bilmiyorum) Görmedim, duymadım, bulamadım olarak ufak ve yerinde bir espiri boyutu olduğuna inandığım çalışma. (Resimleri tam boyutta görüntülemek için üzerine tıklayınız…) Yukarıda da bahsettiğim üzere son 1 gönderim hakkım daha var. 404 Hata sayfası ile olan yaratıcı fikirlerinizi yorumlarda paylaşırsanız , yarışma konusuna en uygun fikiri tasarlayıp son hakkımıda tamamlamayı düşünüyorum. Bu arada eğlenceli ve mükemmel fikirleri ile ilham perilerimi kahkahalara boğan ve bu çalışma senaryosunu oluşturmama yardımcı olan sevgili Aylin‘e sonsuz teşekkürler.
Braun Cruzer ile Tarzını Yarat yarışması 4 Aralıkta son buluyor. Aslında 1 hafta öncesinden beri haberdar olduğum fakat ne hikmetse son 2 gün kala katılmayı düşündüğüm Tarzını Yarat yarışmasına bende kendi tarzımı ekledim Flash tabanlı bu yarışmada Barun Cruzer marka traş makinasının özellikleri ile kendi tarzınızı yaratıyor, diğer yandan da bu özellikleri bir şekilde bilinç altınıza işliyorsunuz. 2 Günlük süre içerisinde kaç oy toplarım bilmem, zira oy verme durumu biraz zahmetli. Çünkü oy vermek için sisteme üye olmanız gerekiyor. Tabi zahmetli dediğimiz bu süre maksimum 2 dakika. Bakalım benim için 2 dakikasını feda edebilecek kaç kişi bulacağız Ottoman Style * İster yukarıdaki resmin üzerine, isterseniz bu bağlatıyı takip ederek oy verebilirsiniz. Hazır Osmanlı Stili bir tarz yaratmışken, oy vermeyenlere de aynı frekansdan sağlam bir osmanlı tokatının çığlık ata ata geleceğini belirtmek isterim…
Blogunuzda bulunan yazıların, mouse ile seçildiğinde arka plan renginin değişmesini ister misiniz? Normal de Windows default olarak standart mavi bir şerit çekiyor. Dolayısıyla kullanmış olduğunuz tüm tarayıcılarda, eğer ilgili site harici bir stil kullanmıyorsa seçili yazının arka plan rengini mavi yapıyor. Bu durum internet kullanıcıları tarafından göze alışlık geldiği için pek sexopalli bir durum olduğu söylenemez. Ama stil dosyanıza ekleyeceğiniz basit bir kod ile , seçili yazılarınızın arka planlarını şenlendirebilir, blogunuza ekstra bir güzellik katabilir ve ziyaretçilerinizin ilgisini çekebilirsiniz. CSS dosyanıza eklemeniz gereken kod aşağıdaki gibidir. *::-moz-selection {background-color #ee1557;color:white;} Yukarıda bulunan kodda yer alan renk kodları şuan görüntülemekte olduğunuz sayfa için geçerli olan renk kodlarıdır. #ee1557 arka plan rengi, color: değeri karşılığı ise arka plan üzerindeki yazının rengi olarak sınıflandırılmıştır. İlgili örneği bu makaledeki herhangi bi metni mouse ile seçili hale getirerek görebilirsiniz. *Kullanabileceğiniz renk kodları için burayı ziyaret edebilirsiniz. Unutmadan belirteyim. Bu uygulama yine herzman olduğu gibi Internet Explorer felaketi haricinde tüm tarayıcılarda çalışır.
Windows 7′nin çıkışı ile beraber , aktif bilgisayar kullanıcılarının hayatını daha da kolaylaştıran birçok yeni özellikle tanışmış olduk. Bu özelliklerden benim en çok hoşuma gidenlerden birtanesi de Windows 7′nin çoklu Wireless desteği. Özellikle cafe, eğlence merkezi ve benzeri işletmeler için büyük kolaylık sağlıyor. Bunun yanına bir de Connectify eklenince “dadından yinmez” boyutuna geçmiş oluyoruz. Lafı fazla uzatmadan kısaca Connectify’ı tanıyalım. Connectify’i Windows7 üzerine kurup çalıştırdığınızda sizi Hotspot’a çeviriyor. Peki Hotspot nedir? Hotspot’lar, halka açık yerlerde kablosuz internet/ağ hizmetlerinin sağlandığı yerel alanlardır. Hotspotlar bina içleri, kampüs alanları, kurumsal kuruluş kullanım alanları ile sınırlı alanlar için geçerlidir. Mobil bilgisayar kullanıcıları tarafından ziyaret edilen tüm alanlar Hotspot uygulama alanları olarak görülebilir. Sonuç olarak Connectify ile Windows 7 işletim sistemine sahip bir bilgisayarı rahatlıkla Hotspot’a çevirebilir , internet bağlantınızı çevredeki kişiler ile paylaşabilir, bunun beraberinde ağınıza bağlanan kişilerin yönetim ve kontrolünü rahatlıkla gerçekleştirebilirsiniz. Connectify şuan için BETA olarak kullanıma sunulmuş. Yani kullanıcı ve geliştirici feedbacklerine istinaden geliştirilmeye devam edilecek bir yazılım. Kullanılabilir BETA versiyonu şuan için belirli sayı ve markadaki wireless kartlarını destekliyor. Belirli dediğime bakmayın, hemen hemen her bilgisayar da bulunan Wireless sürücüleri , listelerinde yer alıyor. Desteklediği Wireless sürücülerine şu listeden göz atabilirsiniz. Connectify demo videosuna şuradan bakabilir, Connecttify BETA programını ise buradan indirebilirsiniz.
Uzun zamandır aşina olduğunuz turkuaz tadında, mavinin en sexi tonu olan konsept rengimi an itibari ile değiştirmiş bulunuyorum. Mavinin açık ve turkuaza kaçan tonunu hemen hemen, her projemde kullanmışımdır. Maviye olan aşkımı daha önce şurada belirtmiştim. Mavi , huzurun rengidir ve sakinliği simgeler. Tabi nerede nasıl ve hangi dozda kullanacağımızı da bilmek lazım. Blogun önceki renklerinin hex kodu #7ed4e3 idi. Yapmış olduğum tasarımlarda #12d0f1 ve buna yakın tonları kullanırım. Buna beyaz da eşlik edince gerçekten göze hoş gelen çalışmalar çıkabiliyor. Maviye olan aşkım son hızında devam ederken, kullanım alanı olarak biraz köşeye çekmek istedim ve yerini en az onun kadar beğendiğim yeşilin en cici, en retro rengine yer vermek istedim. #94ddc9) Görsel nesne olarak pek fazla değişiklik olmasada renk farklılığı sanki yeni bir tema tasarımına geçmişim gibi hissettirdi. Peki sizce nasıl olmuş? Düzenleme : 29.11.2009 Ne yazık ki, yorumlardaki oylama kararına bağlı olarak eski renklere geçmek zorunda kaldım Önce müşteri memnuniyeti değil mi? (Zaten yeşil banada soluk gelmişti… hehe)
Son günlerde, özellikle 2012 filminden sonra Maya Astrolojisi ve Maya Takvimi hakkında birçok araştırma başladı. Ne hikmetse bu maya aşiretinin çıkarttığı 2012 kıyametinden sonra Maya Astrolojisindeki burçların karakteristik özellikleride epey ilgi gördü. Bende az önce birkaç kaynaktan edindiğim bilgi neticesinde Maya burcumu buldum. Doğrum tarihime karşılık olarak çıkan ismin sürüngen olması her ne kadar rahatsız etse de, Yılan burcunun özellikleri %90 oranında benimle aynı. İşte çıkan ilk sonuç: * Tarih: 29 Ekim 1985 Julian calendar 16 Ekim 1985 Roman (Julian) calendar ANTE DIEM XVII KAL. NOV. MMDCCXXXVIII A. V. C. Jewish calendar 14 Kheshvan 5746 Islamic calendar 14 Safar 1406 Coptic calendar 19 Paape 1702 Julian Day number (12h UT) 2446368 French Revolutionary calendar not in supported range Maya Tarihi ve Burcu 0 Pictun 12 Baktun 18 Katun 12 Tun 8 Uinal 5 Kin (8 Chicchan; 3 Zac) Ancient Egyptian calendar 6 Phamenoth (3rd month of Winter) OF calendar 3 Schlaf 5 before OF (3 Italica) day of week Tuesday Çıkan sonuçta “Chicchan” yani “Yılan” burcu olduğumu söylüyor. Peki yılan burcunun özellikleri nedir? Chicchan Temel Özellik : meydan okuyan dönüşüm Genel Özellikler : * Gizem * Tutku * Beden bilgeliği * Birleştirme * Zeka * Arıtma * Tensel ve dramatik * Adalet * İççgüdü * Yaratıcılık * Canlılık * Yaşam gücü Mayalara göre yılan gününde doğanlar çok yüksek bir spritüel potansiyel taşırlar ve kolaylıkla bir medyum veya ruhsal şifacı olabilirler. Yılan burcunu düşündüğümüzde Hinduizm ve Yoga’da geçen Kundalini ile eş tutabileceğimiz gibi Tıp ve eczacılıkta kullanılan çift yılanlı sembol rahatlıkla aklımıza gelebilir. Onların öteki alem ile olan bağlantıları çok güçlüdür ve sihirli güçleri oldukları söylenir. Bu onlara aynı zamanda çok süptil bir bilgelik sunar. Sahip oldukları bu bilgelik zıtlıkların ötesindedir, ne iyidir ne de kötü. Yine de Yılan insanın karşılaştığı bir zorluk vardır. O da bu gücü doğru kullanmak [...]
Bildiğiniz üzere biz Blog yazarlarının da artık bir derneği var. Asıl adı “İnternet ve Blog Yazaları Derneği” olarak faaliyet gösteren bu oluşumun web sitesini ziyaret ettiğinizde sizi karşılayan logonun pek te iç açıcı olmadığı, bu kadar geniş bir toplumu daha iyi yansıtan bir logo çalışmasının şart olabileceğini düşünerek, kendilerine tavsiye ve fikir alabilme bünyesinde bir çalışma hazırladım.Slogan konusunda pek iyi olmadığımı biliyorsunuzdur ) Bu da İnternet ve Blog Yazarları Derneğinin an itibariyle kullanmış olduğu logo.
Özellikle blog yazarlarının kabusu haline gelen içerik hırsızlığına bir önlemde Tynt’den geldi. Doğru kullanıldığı takdirde içeriğinizi çalan kişilerin aslında blogunuza ziyaretçi kazandıracağını biliyor muydunuz? Lafı fazla uzatmadan kısaca Tynt Tracer’in özelliği ve mantığına geçelim. Tynt Tracer’in kurulumu ve kullanımı oldukça basit olup, izinsiz kopyalanan içeriklerinizde prim yapmanızı sağlayabilen bir uygulamadır. Aynı zamanda kopyalanan içeriklerinizi Tynt panelinde rahatlıkla görebilir, en çok kopyalanan metinleri, kelimeleri ve resimleri istatistikler halinde görebilirsiniz. Tynt Trace kullanımına başladığınızda, web sitenizden herhangi bir metin, kelime, yazı v.b. gibi öğreler kopyalandığında, kopyalanan ilgili öğenin sonunda otomatik olarak web sitenizin adresini ve sonuna kopyalanan metine ait olan id’ yi ekleyerek yazı devamının vermiş olduğu bağlatında olduğunu belirtir. Örneğin; A2 Blogda bulunan herhangi bir makaleden bir kaç satır kopyalayıp, herhangi bir yere yapıştırmayı deneyin ( notepad, kendi blogunuz, adres çubuğu v.b.) Yapıştırdığınızda , kopyalanan metnin haricinde ” Devamı: http://arda.ahmetgil.com/#(kopyalanan yazinin id’si) şeklinde bir metin daha çıktığını göreceksiniz. Tynt bu esnada, kopyalanan ilgili metinin doğrudan bağlatını konumunu, yapıştırdığınız yerde göstermektedir. Bu sayede içerik hırsızları blogunuzdaki yazıyı kopyaladıklarınıda, aynı zamanda sitenizin bağlantı adresi ile beraber kopyalanan makalenin linkinide yayınlamış olurlar. Ayrıca yapıştırılan bağlatı adresine tıklandığında çalınan içeriğiniz sayfada arka planı sarı olarak görünür. Tam olarak içerik hırsızlığına kesin bir çözüm sayılmasa da, Türkiye’de bu işi adet edinmiş kişiler ,genel olarak içlerindeki emek hırsızı ruhun azgınlığı yüzünden buna dikkat etmezler. Bu sayede ne gelirse kar mantığıyla blogunuza ziyaretçi trafiği de kazandırmış olabilirsiniz. Tynt Tracer kullanımı için öncelikle bu linkten kayıt oluyoruz. Kayıt işlemi tamamlandığında bu bağlantıdan kuruluma başlıyoruz. ( Attribution sekmesi altındaki “Enable attribution link” kutucuğunu aktif ediyoruz) Language: Sekmesinden Turkish (Devamı:) seçeneğini aktif hale getirip hemen aşağıdan ” Update Preview” butonuna tıklıyoruz. İsterseniz bu işlemi yaparken “Creative Commons License” seçeneğinide aktif hale getirebilirsiniz. ( ben kullanmıyor ve tavsiye etmiyorum ) Update işlemini yaptıktan sonra sağ taraftaki ” Your Script” başlığı altındaki kodu [...]
Bazı zamanlar, tasarımlarımızı yeni nesil teknolojilere göre uyarlamamız ve kullanıcı gözünde değişimi farkettirmemiz gerekebilir. Windows7 temalı Photoshop navigasyon menüleri ve web sitenizde kullanabileceğiniz HTML + CSS Kod paketini yazının devamında bulabilirsiniz. [note] Demo – Önizleme [/note] [tip] Download – İndir [/tip]
BloXoo tasarımını baz alarak WordPress ve Blogger için uyarlamayı düşündüğüm index layout çalışması. Aslında çalışmanın hikayesi bu yazı yazmadan 45 dk. öncesine dayanıyor. Hızlı ve basit bir çalışma oldu. Gelen taleplere, fikir ve görüşlere göre WordPress için single ve page tasarımlarını da yapılandırmayı düşünüyorum. Sizce ne olsa ya da olmasa daha iyi olabilir di? Resmi büyük boyutlarda görüntülemek için üzerine tıklayınız.
İnternet dünyasına her geçen gün yeni ve jenerik birçok alan adı uzantısı ekleniyor. Bunlardan biriside son günlerde çıkış yapan ve kullanıcıları tarafından ilgi gören “co.tv” uzantısı. Bende bu yeni uzantı ile ilgili haberi ilk kez R10′da görmüş ve konu ile ilgili kısa bir araştırma yapmıştım. Öncelikle, R10.net ve Ok.net işbirliği ile ücretsiz “CO.TV” uzantılı premium alan adına kolayca sahip olabiliyorsunuz. Bunun için Ok.Net sitesinde mevcut bir üyeliğiniz olması gerekiyor. Henüz üye değilseniz bu bağlantıyı kullanarak Ok.Net’e üye olabilir ve Ok.Net’in birçok servisini ücretsiz kullanmaya başlayabilirsiniz. Ok.Net üzerinden kayıt işlemlerinizi yaptırdığınızda ” CO.TV” uzantılı alan adı için bu bağlantı üzerinden devam edip, 3 soruluk yarışmada doğru cevap verdiğiniz takdirde premium, yani özel seçilmiş alan adı kazanıyorsunuz. Normalde CO.TV’nin kendi sitesinde de ücretsiz alan adı kaydı gerçekleştirebiliyorsunuz. Fakat ücretsiz kayıt yaptırabileceğiniz alan adları sınırlı ve bir çoğu anlamsız kombinasyonlardan oluşuyor. Örnek vermek gerekirse, ” 9rue.co.tv, f0003.co.tv, vxzk.co.tv” v.b. gibi birçoğu anlam ifade etmeyen alan adlarını rahatlıkla ücretsiz olarak kayıt edebiliyorsunuz. Anlam ifade eden kombinasyonlu alan adlarına ise farklı değerlerde ücret istiyor. Örneğin bir “facebook.co.tv alan adına 117.78$ ‘a sahip olurken,facebook01.co.tv isimli domaine ücretsiz olarak sahip olabiliyorsunuz. Domain kombinasyonunda yaratıcılık size kalmış. Ben kayıt oldum ve birbirinden güzel 3 adet domaine ücretsiz sahip oldum. Bu arada Co.TV’de ki her üyeliğe 3 alan adı sahipliği ile sınırlandırmışlar. Ücretsiz alan adları anlamsız dedim,ama tabi bu yine de sizin hayal gücünüzle alakalı bir durum. Farklı kısa kombinasyonlar üreterek çok jenerik domainlere sahip olabilirsiniz. Eğer ücretsiz domainler beni sarmıyor derseniz, R10 ve Ok.Net işbirliği ile yapılan uygulamaya katılıp, 3 soruya doğru cevabı verdiğiniz takdirde premium alan adını anında kazanabilirsiniz. Yarışmaya ben de katıldım ve premium co.tv domain kazandım. Sorular oldukça basit. Ayrıca alan adlarınızı varsa NS (Nameserver) adreslerinize yönlendirebilir, isterseniz normal ya da frame yöntemi ile herhangi bir web sitesine yönlendirme yapabilirsiniz.
Özellikle fotoğraflarımız üzerinde yapmış olduğumuz photoshop işlemlerinde olmazsa olmaz bir işlemdir action kullanımı. Yalnızca tek bir mouse hamlesi ile çalışmalarımızı olağanüstü hale getiren bu actionlardan özenle seçilmiş tam 70 adet harika arşivi şu bağlantı üzerinde bulabilir, bilgisayarınıza indirebilirsiniz.
Az önce eski bir dostumdan aldığım ileti ile farkettim. Bir zamanların baş belası “msn virüsü” adı ile adlandırılan Malware’ler geri dönmüş. Bu sefer kendilerine malzeme olarak Barack Obama’yı seçmişler Kişi listenizde yer alan arkadaşlarınızda aynı merakın kurbanı olabilir. Bu yüzden aşağıda bulunan resimdeki gibi bir ileti aldığınızda belirtilen siteyi kesinlikle açmamanızı öneririm. Peki nedirMalware ya da Msn Virüsü? Malware, diğer adıyla Kötücül yazılım,(ingilizce “malicious software”in kısaltılmışı) sahibinin rızası olmadan bir bilgisayar sistemine sızmak ya da zarar vermek amacıyla tasarlanmış yazılımdır ve pek çok kullanıcı tarafından maalesef bilinmez ve bu nedenle ciddiye alınmaz. Msn üzerinden bulaşan malware ve benzeri kötü yazılımlar genelde kurbanların merakından dolayı etkileşim gösterir. “Fotoğraflarım nasıl?, sana yeni bir fotoğraf gönderdim, Barak Obama sniper ile öldürüldü videosuda burda bla bla bla” gibi merak uyandırıcı yazılar ve bu yazıların sonundaki ne idüğü belirsiz linkler ile sizi kurduğu tuzak mekanizmasına yönlendirir. Bana gönderilen linkin arka planında bakın neler var : Öncelikle ilgili bağlantıya tıkladığımda kullanmış olduğum antivirüs yazılımı ilgili tehlikeyi sezip, siteyi ve içerisinde yer alan kodu bloke ederek beni kendi uyarı sayfasına yönlendirdi. Güvenliğim olmasaydı ne olurdu? Büyük bir heycan ve heves ile bu siteye tıklar ve uslandnetwork.com isimli tuzak siteye bağlanırdım. Siteye girmem ile birlikte arka plandaki download kodu devreye girerek yukarıda bulunan raporda belirtilen dreamhomeindia.com adresindeki “IMG009945-4-PHOTOBUCKET.exe” isimli dosyayı otomatik olarak bilgisayarıma indirir ve izinsiz olarak çalışmasını sağlardı. Bu sayede virüsün kontrolünü sağlayan kişi bilgisayarıma ve beraberinde, haliyle tüm bilgilerime sızmış olurdu. Bakalım 2008 yılının Malware tehdit istatistiği ne şekildeymiş. Yukarıdaki grafiğe baktığımızda, kolayca anlaşılacağı üzere INF/Autorun, yine %10′luk rakamıyla diğer tüm malware’lerin önüne geçmiş. 1.INF/Autorun Önceki Sıralama: 1 Belirlenen Oran: 9.43% Şubat ayı bounca, tüm tehditlerin %9.43′ü INF/Autorun’dan geldi. Bu denetim, ESET tarafından çeşitli malware’leri tanımlamak için geliştirilen güvenlik ürünleri tarafından yapılıyor. Bu malware, autorun.inf dosyasını kullanarak, bilgisayara sızmaya çalışıyor. Bu dosya, programların bir aygıt [...]
Son günlerde internet kullanıcılarının ” bu hız yetmiyor kardeşim” isyanlarından sonra böyle bir makale benim ibret olsun diye halk tarafından dayak yeme olasılığımı yükseltsede paylaşmadan duramayacağımı belirtmek isterim Yaklaşık 1 haftadır evimi taşıma işleri ile uğraşıyordum.Taşınma işlemi sonucunda son rötüşleri yapıp internet naklini gerçekleştireyim dedim. Yaklaşık 10 aydır Smile Adsl kullanıcısıyım. Nakil işlemlerinde sağolsunlar hızlı bir şekilde ertesi gün aktif ettiler hattımı. Bugün, yeni evimde internetin tadını çıkartayım diye bilgisayarın başına oturup, ilk iş olarak blogumu açtığımda birşeylerin farklı olduğunu hissettim. Yazdığım her adres aşırı derecede hızlı açılıyor. Hatta abartmıyorum , adresi yazıp elimi entera basıp çekmem ile ilgili sitelerin açılması bir oluyor. Normalde 1 Mbit download 250 K’da upload hızı olan bir kullanıcıydım. Bu kadar hız bana gerçekten çok aşırı geldi. Heyecanla Adsl Hız testi hizmeti veren siteleri açtım. İlkinde gördüğüm değerler kocaman bir kahkaha atıp ” hadi lan ordan” dememi sağlasa da smile adsl’in kendi sitesi başta olmak üzere, beraberinde aynı hizmeti veren birçok sitedeki denemelerim sonucu yine aynı değerler ile karşılaştım. İnanın hala şoktayım. Yapılan testler sonucu aldığım değerler her ne kadar fizik kuralları yada ülke alt yapısına aykırı bile olsa fena şekilde inanasım geliyor. Tam 201 Mbit Evet evet, yanlış duymadınız! Çıkan sonuçlar 201 Mbit yani 211597 kbps download hızına sahip bir hattım olduğunu söylüyor. Tabi bunun yanında 250kbps olan upload hızım da 863 kbps yani nerdeyse 1 mbit olmuş. Şuan internet hayatımda görmediğim bir hız ile karşı karşıyayım. Şuan bu makaleyi yazarken bir yandan da film indiriyorum. Herhangi bir downloader program kullanmadan, yalnızca tarayıcıdan download ettiğim filmi 470 kb hız ile indiriyor. Her ne olduysa pek güzel oldu… Umarım kısa bir süre sonra tüm ülke genelinde hızlı internetin keyfini doyasıya yaşarız. * Speedtest.net test sonucunu kendi sitesindeki şu bağlatından da görebilirsiniz. Ha bu arada unutmadan kapanışı smile adsl’in sloganı ile yapmak istiyorum. Smile – Beklediğinden [...]
Bugün ilkini gerçekleştirmeyi planladığımız ” Web Güzellik Uzmanlığı Eğitimini” katılımcılardan gelen tarih revizyonu isteği ile askıya almak zorunda kaldım. Gelen talepleri kişi sayısına göre değerlendirmeye çalıştım. Konu ile ilgili bloga yorum yapan kişi sayısından çok, e-posta, sosyal platformlar ve yayımlanılması istenilmeyen yorum sahipleri tarafından böyle bir karar vermek durumunda kaldım. Aslına bakarsanız an itibairyle bu konuyu “111 kişi” görüntülemiş olup, 5 kişinin yorum yapması bana biraz tuhaf geldi. Ya da ben makaleyi çok yalın yazdığımdan dolayı okuyucuları katılımları hakkında yorum yapmaya pek teşvik edemedim sanırım. Sonuç olarak bu kararı verirken teredütte kaldım. Tarih revizyonuna istinaden talep de bulunan kişi sayısı 23 ve bu sayısının 3/4 öğrenci. Malum okul dönemleri yüzünden planlanan tarih kendilerine uymadı sanırım. Eğitim tarihi revizyonu hakkında önerilen tarih ve saatler birbirlerine yakın olsada bunun tam ortasını yakalayabileceğimiz bir tarih belirlemem gerekecek. Şuan için kesin bir tarih belirtmiyor ve Web Güzellik Uzmanlığı eğitimine katılmayı ciddi şekilde düşünen kişilerden konu ile ilgili katılım onaylarını yapmalarını istiyorum. İster konuya yorum olarak, ister mail adresime, ister Friendfeed’e… Aksi takdirde olası bir durumda karar vermek çok zor oluyor.
İyiki mi doğdun? yoksa zamansız gelen misafir misin Arda? Bugün doğum günüm. 25 yaşındayım. Kırmıştım annemi dahi. Bir özür vahi, bir ömür fani, Ödemem zor bu bedeli ve ebedi. Buruk döndü kalbin bir selamsız desti kendini, Ben bendimi yardım ve yardım eden olmadı, tek kaldım. Kazıdım surat yazıtıma gerçeği. Dostun adı var kendi yok ve herkes sadece vatandaş. ve çöplükteki isimler gerideki hatalarım. Düştüğüm her kuyuda bir canavar tanıdım, Korktuğum vakit elini sıktım. Ben bir anıyım. Yirmi Beş sene kendimle yaşadım, yetti… Unutmuşum kederlerin sayfasında Sararıp dökülmüş Hazan vakti gelmeden kaybetmişim Unutmuşum doğuşumu
Uzun zamandır aklımda olan bir proje idi, ama tam olarak hayata geçirmeye bugün karar vermiş bulunmaktayım. Proje hakkında şuan için çok fazla bir detay vermek istemiyorum. Sürpriz tadında olmasını ve biraz da merak uyandırmasını istedim. Kısaca özetleyecek olursak, “ Web Güzellik Uzmanlığı” adı altında düzenleyeceğimiz, çevrimiçi konferans sistemi sayesinde katılımcı ve konuşmacı tercihlerine göre yazılı, sesli ya da görsel sohbet ortamında, web tasarımın esasları, blog tasarımında dikkat edilmesi gereken altın kurallar, uygulamalı örnekler, uzmanların yapmış olduğu tasarım dosyaları paylaşımı, püf noktaları ve birçok temel tasarım ihtiyacının karşılanması adına sizden gelecek sorular ile Türkiye’de ilk kez A2 Blog bünyesi altında başlatılan çevrimiçi eğitim sistemine geçiş yapmış olacağız. Eğitim süreci içerisinde gerek katılımcılar gerekse konuşmacılar ile her saniyesi bilgi dolu eğlenceli zamanlar geçireceğimiz kanısındayım. Eğitim başlangıcı için planlanan tarih 02 Kasım Pazartesi olarak belirlenmiş olup, o tarihe kadar tüm gelişmeleri A2 blog’dan takip edebilirsiniz. Biz bu iş için kolları sıvadık. Umarım herşey istediğimiz gibi, her blog cıvıl cıvıl ve her katılımcı web tasarım konusunda uzmanlaşmış olur. Web Güzellik Uzmanlığında görüşmek üzere…
Ankara’da okullar tatil edildi. Diyarbakır’da okullar tatil edildi. İstanbul’da okullar tatil edildi. Kardeşim, bu ne şerefsiz virüstür ki, herkesi teğet geçiyor, öğretmenleri filan ıskalıyor, sadece çocuklara bulaşıyor! Hademeler mesela, turp gibi… Üstelik, bu haysiyetsiz virüs, sadece ilkokul çocuklarına musallat oluyor iyi mi… Liseye gidemiyor. Üniversiteye uğramıyor. 8 yıllık temel eğitim virüsü! Ve, iddia o ki: “Yabancılar getiriyor…” E hani Antalya? Bi tane vaka duyan var mı? Niye bir fabrikada görülmüyor bu virüs? 300 kişi aynı koğuşta yatmalarına rağmen, niye bir kışlada görülmüyor? Her gün o kadar kişiyle muhatap olan esnafa, niye bulaşmıyor? Taksiciye niye denk gelmiyor? Madem okulları kapatıp ilaçlıyoruz, belediye otobüsleri çok mu hijyen? Manyağa çevirdiler milleti, hapşıranı dövüyorlar, burnu akan acil servise koşuyor, ateşi çıkan ambulans çağırıyor… Buna mukabil, hastanede tedavi altında olan bi tane domuz gribi hastası yok… “Evet, çocuğunuz domuz gribi olmuş, çok tehlikeli” deyip, evine gönderiyorlar… Anneler intaniye uzmanı mı? İşin özü: Düşün çocuklarımızın yakasından. Tamam, söz… “Bilmemkaç trilyon ödeyip, ihalesiz mihalesiz, bu aşıları niye aldınız?” diye sormayacağız bundan sonra… “Bir sürü iddia var, el âlem kullanmıyormuş, biz kobay mıyız?” diye sormayacağız… “Madem bu aşı sağlam, bizim çocuklarımızdan önce, bütün bakanlar kurulu çocuklarına torunlarına vurdursun aşıyı kamera karşısında, görelim” demeyeceğiz… “Kuş gribinden öldüğümüzde kıllarını kıpırdatmayanlar, keneden patır patır öldüğümüzde, paçaları çoraba sokun geçer diyenler, neden şimdi dehşet senaryoları yazıyor?” diye sormayacağız… Yeter ki, en zayıf yerimizden, çocuklarımızla korkutmayın bizi… Korkuyor çocuklar. (via) Sn Yılmaz ÖZDİL’in Kalemine sağlık, çok güzel yorumlamış…
Varoş bir başlık olduğunun farkındayım. Ama yurdum insanı Google üzerinden genelde bu tarz aramalar yaptığı için bu konuya istinaden en etkili başlık olarak böyle bir tip seçmiş bulunmaktayım. Keza aylar öncesinden sırtıma giren yel sonucu çektiğim ağrıları bloga yazarken kullanmış olduğum başlık ve etiketler hala analytics raporlarımda google dönüşümü olarak yer alıyor Sonuç olarak bizler çok istediğimiz bir şeyi araştırırken en yalın hali ile sormayı deneriz. Neyse… Sayfa ilerleme çubuğu yada başka bir deyişle jQuery Pagebar‘ı WordPress kullanıcıları ziyaret ettikleri bazı bloglarda görmüşlerdir. Sihirli bir bar, hareket ettirdiğiniz takdirde bir sonraki ya da bir önceki sayfalara geçiş yapabiliyorsunuz. Eklentinin kurulumu ve kullanımı oldukça basit. İlk etapta şu bağlantı üzerinden eklentimizi indirip, wp-content/plugins dizinine göndererek, admin panelinden etkinleştiriyoruz. Eklenti ayarları kısmında stil ve bazı fonksiyonları dışında dikkat edeceğiniz tek nokta ilgili barın header ya da footer alanında yer alacağını belirlemek olacaktır. Bunuda yönetim panelinden rahatlıkla yapabilirsiniz. Kolay gelsin.
1985 yılından itibaren Turizm sektöründe hizmet veren TURSOY, her yıl yenilenen araçları, deneyimli kadrosu ve gelişen hizmet anlayışı ile sektörün öncü kuruluşları arasında yerini almıştır. “Müşteri odaklı yönetim ile müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutmayı” kalite politikası haline getiren TURSOY ‘da ihtiyaçlarınıza uygun, esnek ve ekonomik çözümler bulacaksınız. TURSOY bünyesinde bulunan araçları ile şoförlü, şoförsüz oto kiralama,VIP oto kiralama, şehirlerarası(şoförlü) ulaşım, transfer, makam aracı tahsisi hizmetlerini bir günlükten üç yıla kadar, Türkiye’nin çeşitli büyük illerinde (İSTANBUL, ANKARA, İZMİR, ANTALYA) 7 Gün 24 Saat anlayışı ile kesintisiz olarak sunmaktadır. TURSOY’da ihtiyacınıza uygun özelliklere sahip bir aracı mutlaka bulursunuz. Uzun geçmişe dayanan deneyiminin bir sonucu olarak TURSOY, müşterilerinden gelebilecek farklı taleplere ve değişik kullanım amaçlarına uygun bir araç yelpazesi oluşturmuştur. Şoförsüz olarak hizmete sunulan araçlarımızı 1 günlükten 3 yıllığa kadar, ister şahıs olarak isterseniz şirketiniz adına kiralayabilirsiniz. Kendi aracınızdan tek farkı siz aracın sadece yakıt giderlerini karşılarsınız, diğer bütün giderler (Trafik sigortası, Kasko sigortası, Vergiler, Bandrol, Bakım) TURSOY tarafından karşılanır. Tursoy bünyesinde gerçekleşen diğer hizmetlerden bazıları : FİLO OTO KİRALAMA • UZUN & KISA DÖNEM OTO KİRALAMA • MAKAM ARACI TAHSİSİ • HAVAALANI TRANSFERİ • ŞEHİR İÇİ TRANSFERLERİ • ŞEHİR İÇİ ŞOFÖRLÜ ULAŞIM • ŞEHİRLERARASI ŞOFÖRLÜ ULAŞIM • ÖZEL GÜN VE GECELER İÇİN ŞOFÖRLÜ ULAŞIM • KONGRE VE TOPLANTILAR • ŞEHİR İÇİ & ŞEHİR DIŞI İŞ GEZİLERİ • TURİZM TAŞIMACILIĞI Tursoy Transport bünyesinde gerçekleşen diğer hizmetleri, kendi web sitesinden takip edebilirsiniz. http://www.tursoy.com.tr Tursoy Transport ile ilgili bazı anahtar kelimeler, Ankara oto kiralama, ankara araç kiralama, kiralık araçlar, vip transfer hizmeti, tursoy transport, son model araç kiralama, ankara rent a car,
Sanırım bu konu ile ilgili birçok haber görmüşsünüzdür. Telefonda konuşurken ansızın bataryanın patlayıp, suratınıza Bergen görünümü kazandırdığını, hatta ağzınızı burnunuzu hoşaf edip parmaklarınızı kopartabileceğinide biliyorsunuzudur. Allah muhafaza gerçekten çok sakat bir durum. Düşünsenize, kız arkadaşınızla gece 12:00′den sonra afrodizyak kokulu bir muhabbet içerisindeyken bir gürültü patırdı, bir kıyamet ve suratınızı darmadağın eden telefon. O esnada siz etrafı flu görürken kız arkadaşınızın ” Aşkım o ses neydi?” sorusuna ne derdiniz? ” Canım dur bidk, kulağım yere düştü alıp takıyım görüşürüz” mü? (saçma senaryolarda üzerime yoktur. Patlayıp dağılmış bir telefonda bile hala iletişim imkanları sağlamaya bayılırım) Yine az önce keşfettiğim bir site sayesinde, telefon bataryalarınızın patlayabilme sürelerini görebiliyorsunuz. Aslında patlama süresi demek biraz garip oldu. Batarya ömrünü ölçmek için kullanabileceğiniz bir uygulama desek daha doğru olur. Eğer Nokia kullanıcısıysanız, hiç vakit kaybetmeden şu site üzerinden şu bağlantıyı takip ederek, bataryanızda yer alan 26 karakterli kodu form alanına girip, batarya ömrünüzü hesaplayabilirsiniz. İlgili uygulama hemen hemen tüm Nokia modelleri için geçerli. ( Nokia 1100, Nokia 1100c, Nokia 1101, Nokia 1108, Nokia 1110, Nokia 1112, Nokia 1255, Nokia 1315, Nokia 1600, Nokia 2112, Nokia 2118, Nokia 2255, Nokia 2272, Nokia 2275, Nokia 2300, Nokia 2300c, Nokia 2310, Nokia 2355, Nokia 2600, Nokia 2610, Nokia 2610b, Nokia 2626, Nokia 3100, Nokia 3105, Nokia 3120, Nokia 3125, Nokia 6030, Nokia 6085, Nokia 6086, Nokia 6108, Nokia 6175i, Nokia 6178i, Nokia 6230, Nokia 6230i, Nokia 6270, Nokia 6600, Nokia 6620, Nokia 6630, Nokia 6631, Nokia 6670, Nokia 6680, Nokia 6681, Nokia 6682, Nokia 6820, Nokia 6822, Nokia 7610, Nokia N70, Nokia N71, Nokia N72, Nokia N91, Nokia E50, Nokia E60) “Amaan bana birşey olmaz!” lafını sıklıkla kullandığımız ülkemizde, kendimiz için olmasa bile, sevdiğimiz insanlar için, insan sağlığını etkileyen bu tür kazalarda daha hassas ve dikkatli olmamızın gerektiğini altını çizerek vurgulamak isterim.
Bu yöntemi bende az önce öğrenmiş oldum. Komşumun güvenlik kodunu unutması üzerine acaba bu sorunu nasıl hallederiz sorusunun cevabı yine canımız kanımız Google’dan geldi. Şu site üzerinden Nokia markalı cep telefonunuzun güvenlik kodunu çok basit bir şekilde sıfırlayabilirsiniz. Yapmanız gereken öncelikle siteye girip, Enter IMEI yazan yerde bulunan form kutucuğuna telefonunuzdan #06# yaparak IMEI numarasını öğrenmek ve ilgili form alanına yazmak. Sonrasında “I’m legal owner of the phone with that IMEI” seçeneğini işaretleyip IMEI numarasına ait olan telefonun yasal sahibi olduğunuzu belirterek işlemi tamamlamış oluyorsunuz. Yukarıdaki resimde de görüldüğü üzere, size güvenlik kodunuzu sıfırlamanızı sağlayacak yeni bir kod veriyor ( Security Mastercode) . Telefonunuzun güvenlik kodu istenilen yerine ilgili kodu yazarak artık bu sorunu ortadan kaldırmış oluyorsunuz.
Şurada A2 blogdaki sanal reklam uygulamasından bahsetmişim. İlgili makalede de yazdığım üzere, Hepsiburda ile reklam ortaklığımız sözkonusu idi. ve demiştim ki; ” ilk ödeme günümde kaç tıklama olmuş, ne kadar para kazanmışım hepsini sizinle paylaşacağım” ama, Hepsiburda ile bu paylaşımı sanırım önümüzdeki 5 yıl içerisinde anca yapabilirim. Makaleyi yazdığım tarihten, bu yana blogumdaki boşluğun farkındayım. Ki bu fark ziyaretçi trafiği analizinde de belli oluyor. Yaklaşık 1 aydır yoğun bir koşturmaca içerisinde olduğumda blogu biraz boş bıraktım. Neyse… Yazmak istediğim konu, Hepsiburda reklam ortaklığından memnun olmayışım. Amaç her ne kadar para kazanmak olmasa da, sonuçta blog içerisinde gözü bozan ve harici bir görselin 1 aydır fazla durması sonucu ilgili tıklamalar ile beraber toplamda 1.80 TL kadar komik bir ücret birikmesi Komik değil mi? Acayip motivasyon bozuyo. Hatta biran için blogunuzun değerinin o kadar olduğunu düşünüyorsunuz ( bu komiklikten ziyade daha psikopat bir blogger düşüncesi) Hepsiburda reklam ortaklığına kayıt sırasında, AdHood‘a da kayıt olmuştum. Ama blogun değerlendirilmesi için belirli bir zaman dilimi gerekiyordu. Kayıt sonrasında, yaklaşık 1 hafta sonra Blogumun değerlendirilip, reklam ortaklığı talebimin onaylandığına istinaden bir mail aldım. Ama bu süre zarfında hiç ilgilenecek fırsat bulmadım. Taaki az önce Hepsiburda profil alanımdaki kazanç raporuma bakana kadar. AdHood, Türk Ticaret bünyesinde gerçekleştirilen bir reklam uygulaması. Türk Ticaret’in hizmet ve müşteri anlayışına güvenirim. Kendileri ile hiç çalışmasam da teknik destek departmanlarından bazı personelleri ile görüşmüşlüğüm olmuştu vakti zamanında. İşini bilen aktif insanlar olarak intibam olmuştu. Bu yüzden AdHood’un varlığı sürecinde aksi yönde pek bir vukuat olacağını düşünmüyorum. Şuan için Hepsiburda için özelleştirdiğim reklam alanlarını AdHood’a devretim. Bakalım tıklama performansına istinaden kazanç raporu ne şekilde dğeişiklik gösterecek. Ayrıca Adhood’un reklam alanı seçenekleri çok güzel. Birbirinden farklı birçok özelleştirilmiş reklam alanı uygulaması var. Tamamen kullanıcı dostu. Bunların içerisinden en hızlı kazanç sağlayacağınız PopUp reklam modülü. Ben şahsen kullanmak istemedim. PopUp reklamın özelliğini, reklam görsellerine tıklayan [...]
Uzun bir zaman önce Sprite’ın Acımasız Gerçekler bünyesinde gerçekleştirmiş olduğu uygulamaya katılmıştım. Bilenleriniz vardır. Acımasız Gerçekler’de Nazlı ya da Mert isimli karakterler ile tavlama ve ayar olma tadında sanal bir görüşme gerçekleştirip, ilgili kişiyi tatmin etme potansiyelinize göre ünvan kazanıyorsunuz. Ya red ediliyorsunuz, ya tav ediyorsunuz. Seçmiş olduğunuz karakteri yazışmalarınız ile tav ettiğiniz takdirde sizlere birde Üstün Çapkınlık Sertifikası vereiliyor. Kazanmış olduğunuz sertifikayı, Facebook profilinizde paylaşıp yüzbinlere ulaştırdığınız takdirde ( yüzbinler diye birşey yok, sallamasyon bir prosedürdü o.) Sprite tarafından T-Shirt kazanıyorsunuz. Açıkcası ben işin T-Shirt’lük tarafını tamamen unutmuşum. Bugün maillerimi kontrol ederken Sprite tarafından gelen bir mail gözüme çarptı. TESCİLLİ BİR İNTERNET ÇAPKINI OLDUĞUNU TÜM DÜNYAYA KANITLADIN VE T-SHİRT’Ü KAPTIN. Buraya tıkla ve bize gerekli bilgileri ulaştır, biz de T-Shirt’ünü hemen gönderelim. Genelde bu tarz ödüllü yarışma yahut uygulamalara katılmak pek adetim değildir. Bu yüzden şaşırdım ve sevindim. T-Shirt’ü giyer miyim giymez miyim bilmiyorum ama, uzun bir süre saklıyacağımdan eminim. ( Tabi üzerinde sertifikadaki gibi “Tescilli İnternet Çapkını” yazıyorsa) Sonuç olarak eğer siz de Sprite’ın Acımasız Gerçekler zamazingosuna katıldıysanız, konu ile ilgili maili muhakkak yakın zamanda almış olmalısınız. Hem blogu doldurayım, hem de ilgili kitleye haber vereyim deyim. İyi yapmışım değil mi?
Ekim ayında 3. sayısını çıkartan Blog Dergisinin bu ayki röportaj konuğu bendim. Biraz kendimden, biraz internetten ve biraz da A2 hakkında hoş bir söyleşi gerçekleştirdik. Birbirinden kaliteli isimlerin oluşturduğu Blog Dergisi, Türkiye’deki blogcuların her sayfasını üçer, beşer kere okuyabileceği bir kıvamda. Oldukça başarılı isimlerden oluşan Blog Dergisi içerisinde yer alan blog-internet, röportaj, teknoloji, oyun, sinema, müzik , mizah ve beraberinde birçok konu ile her geçen gün okuyucu sayısını arttırmakta. Blog Dergisi çalışanlarını göstermiş oldukları başarılarından dolayı şahsım adına tebrik etmek istiyorum. Blog Dergisinin Ekim ayı sayısında neler vardı? Blog-İnternet: Friendfeed Çılgınlığı WordPress: Güvenliği Elden Bırakmayın Blogger’da Alınan Hataların Genel Çözümü Google’dan Daha İyisi Var Mı? E-posta ile Pazarlama Röportaj: A2 Blog (Arda Ahmetgil) Teknoloji: Ce-BIT 2009 Intel Yeni Bir Kulvarda Oyun: İnceleme- Batman: Arkham Asylum İnceleme- Wolfenstein Ayın Mini Oyunu Oyun Haberleri Sinema: Ayın Yıldızı: Gerard BUTLER Korku Filmlerinin Alt Türleri-1 Vizyondakiler EKİM Müzik: Kora ile Röportaj Mizah: Tren – Sinvegur Düz Yazı- Onur GÜRLEYEN Blog Dergisinin Ekim sayısını dilerseniz aşağıdaki uygulamadan ya da bu bağlantı üzerinden takip edebilirsiniz. Ayrıca bu bağlantı üzerinden E-Dergi formatında bilgisayarınıza indirebilirsiniz.
Giderken bıraktığım son yazıma bakıldığında yaklaşık 1 aydır bloglamadığımı farkettim. Aslında yazma isteğim bu farkındalık sonucu değil, bu süre zarfında yazılan, fakat pek okunası olmayan postların bile minimum 150-200 kere okunması… İşkence gibi değil mi? Bayramdan bu yana hep bir koşturmaca, hep bir atraksiyon içersindeyim. Önüm arkam, sağım solum muallak. Hatta bazı arkadaşlarım ne idüğü belirsiz konuşmalar sonucu stephen king filmleri tadında, bayramda trafik kazası geçirip, hastanede yoğun bakımda kaldığımı falan çıkarmışlar… Gerçekten çok yoğun bir süreydi benim için. Bu süre içerisinde işlerini askıya aldığım müşterilerime öncelikle göstermiş oldukları anlayış ve sabırdan dolayı teşekkür ederim. Tatlı bir telaş içerisinde yeniden yapılanma gibi bir durum söz konusu. A2 ibaresi altında, genelde freelance / home office tadında bireysel müşterilere hitap eden iş kolu, alt yapı ve uygulamaları , artık içerisinde kurumsal müşterilere de yer verilecek şekilde genişletip, donanımı güçlendirip, özenle harmanlayarak A3 adı altında toplamaya karar verdim. Tabi yenilenen A3 ibaresi, daha stabil bir formatta, daha kalabalık ve güçlü bir çalışma takım ile çıkış yapmayı planlıyor. Bu oluşumun yapılanma süreci sanırım 3-4 ay kadar sürecek gibime geliyor. Zaten şuan içinde pek bir acelemiz yok. Olsa bile buna zaman yok. Son günlerde özellikle yeni adı ile A3 ve bu isim bünyesinde gerçekleşecek işlerin beraberinde, kariyer ve kişisel gelişim planlarımıda yeniden gözden geçirmiş bulunmaktayım. Nisan ayının sonuna kadar haftanın 7 günü bilişim dünyasında farklı ünvalarda sertifikasyon programım var. Başta da belirttiğim gibi Nisan sonunda herşey yolunda giderse resmen “Sertifikatör” gibi birşey olacağımı umuyorum. Bazen “bu işi biliyorum” demek gerçekten yetmiyor. Sular seller gibi bildiğiniz ve üzerine hergün hatim ettiğiniz konularda herhangi bir işverene gittiğinizde hep arkaplanda yer alıyorsunuz. Zira ben bu durumla birçok kez karşılaştım. Bu yüzden sadece “biliyorum” demek yetmiyor. Kanıt, belge, evrak şart… Bu duruma istinaden, bilişim dünyasında ve web sektöründe yılllardır yaptığım ve şuan için uzmanlık alanında devam ettiğim bazı iş [...]
Bloglayana, bloglamayana, spamcilere, yorumculara, hacılara hocalara, Tüm internet aleminde kendince yeri olanlara şeker tadında bir bayram geçirmesini ve bundan sonraki günlerinizin de aynı tad ile geçmesini diliyorum. Melekler yüreğinizden öpsün. İyi Bayramlar herkese…
Bu ve önceki blogumda hiç adet edinemedim reklam ortaklığını. Nedense bana hep soğuk geldi günlükten gelir sağlamak. Ayrıca tık başı kuruş hesabı yapıp, webmaster forumlarında fellik fellik internet reklamcılığı hakkındaki yazıları hatim etmek can sıkıcı birşey olsa gerek diye düşünürken, bugün bu kimyayı değiştirmeye karar verdim. Nacizane bir reklam uygulamasını an itibariyle A2 Bloga entegre etmiş bulunmaktayım. Evet evet, bu blogda da sanal reklam uygulaması var artık. Ama amaç milyonlarca tık alıp, reklamlardan köşe olma hayali falan değil. Sadece kendi reklam egomu tatmin etmek için. Son 1 aydır Google Analytics sonuçlarıda epey tavan yapmışken Hepsi Burda sitesi ile olan reklam / yayın ortaklığımızı imzalamış bulunmaktayız. Öyle her 2 nüshası da ıslak imzaya sahip evraklar değil, basit ve kolayca kayıt olup anında reklam kodlarınızı elinize veren bir ortaklık. Sağ tarafta görmüş olduğunuz (sidebar) alanda yalnızca teknolojik ürünler var. Makale devamı linklerinde de sizi ilk karşılayan random ürünler olacak. Gözü yormayıp, okuru sinirlendirmeyen küçük, basit bir boyut seçtim. Sanırım tıklama başı 10 kuruş kadar bir gelir sağlayacağım. İlk ödeme tarihine kadar kaçkere tıklanmış ve ne kadar gelir elde etmişim tadındaki bilgileri de paylaşmayı düşünüyorum. Şuan için reklam modülü hali hazır durumda sizlerin mübarek tıklamalarını bekliyor. Tıklayanların da, tıklamayanların da canları sağolsun deyip olayı duygusala bağlayarak sizleri reklamlarla başbaşa bırakıyorum.
Böylesine çılgınca bir projeyi zaten Google’dan başkasının sahipleneceğini düşünmüyordum. Bir çoğunuz Monopoly oyununu bilirsiniz. Hatta eşiniz ve dostunuz ile çoğu zaman sabahlara kadar başından kalkamadığınız da olmuştur. Gayrimenkul imparatorluk dünyası 9 Eylül’de, hayal edilemeyecek kadar büyük bir ölçekte başladı. Google haritalarını oyun tahtası olarak kullanarak, Monopoly oyunu dünya çapında canlı olarak oynanabilecek. Hedef basit: diğer oyuncuları ve tüm dünyayı alt etmek ve dünyanın en zengin gayrimenkul yöneticisi olmak. Oyun Monoply’nin sitesinde şu sözler ile anlatılıyor: “Dünyada istediğiniz sokağa sahip olun. Kira toplamak için evler, çılgın şatolar ve etkileyici gökdelenler inşa edin. Monopoly Şans Kartlarını arkadaşlarınızı sabote etmek için kullanın. Hangi stratejiyi takip edeceksiniz? Kararlı sürüş mü? Becerikli cesaret mi? Akıllı dikkat mi? Hızlı büyüyen global gayrimenkul imparatorluğunun baskısı altında zenginleşecek misiniz yoksa ufalanacak mısınız? İnanılmaz Monopoly Şehir Sokakları dünyasında zenginleşip ya da en azından ayakta kalıp kalamayacağınızı öğrenin. Çok eğlenceli olacak! Kendi Monopoly Binanı Tasarla Yarışması Başlıyor Daha önce hiç oynanmamış bir biçimde Monopoly oynayabileceksiniz: Tüm dünya satışa çıkacak. Herkes, internet üzerinden düynadaki herhangi bir sokağa sahip olup kendi çevrimiçi şehirlerini yaratabilecek. Başlamak için saatler ilerliyor ve hala yeni mega yapılara ihtiyacımız var. Burada siz devreye giriyorsunuz. Yarışmaya katılmak için Google SketchUp programını kullanarak 3 Boyutlu binalar yaratın ve rüya yapınızı Google 3D Warehouse bölümüne yükleyin. Birkaç İpucu – Abartmayın ya da abartın. Jüri üyelerimiz tüm tasarımları değerlendirecek. – Çıldırın. Unutmayın, Monopoly dünyası çok eğlencelidir. Binanız da öyle olsun! Çıldırın ve bunu yaparken çok eğlenin. – İstediğiniz kadar yükleme yapın. Daha fazla yükleme, daha çok kazanma şansı demek. – İlham için Google 3D Warehouse Competition Collection bölümüne bakın. Hatırlanması Gereken Tarihler 27 Eylül 2009 Pazar gece yarısı, yarışma kapanacak. 30 Eylül 2009 Çarşamba gece yarısı, jüri üyeleri en çok puan alan 3 tasarımı seçecek ve kazananlar bilgilendirilecek. 6 Ekim 2009 Salı gece yarısı, kazananlar açıklanacak. Ekim 2009′da kazananlar global Monopoly [...]
Şaşaalı bir başlık olduğunun farkındayım. A2 Blog an itibariyle Microsoft Tag destekli hale geldi. Bu sayede destekleyen cep telefonlarının kamerasından, A2 Blogun barkodunu okutarak, başka hiç bir işleme gerek kalmadan bloga erişim sağlayabilirsiniz. Bunu bir nevi filmlerde gördüğümüz -göz- retina taraması ile erişime açılan base lere de benzetebilirsiniz. İlgili cep telefonlarınıza Microsoft Tag Reader yazılımını aşağıda size uygun olan sürümlere göre ücretsiz olarak indirebilirsiniz. iPhone | Windows Mobile | Blackberry | Symbian S60 | Java 2 Micro Sizde kendi blogunuza uygun barkodu hazırlamak isterseniz bu bağlantıyı takip edebilirsiniz. Gelişen Teknoloji’nin hertürlüsünü seviyoruz… Buda A2 blog için oluşturulan barkod. A2 Blog varsayılan barkod sayfasına buradan erişebilirsiniz.
Maviyi ve mavinin her türlüsünü oldum olası sevmişimdir. Yapmış olduğum çalışmalarda, eğer ilgili site sakin, huzurlu, kendi halinde ise genelde mavi ve tonlarını kullanırım. Çok yakışır. Ayrıca mavi , zemin olarak kullanıldığında üzerindeki öğeleri diğer renklere istinaden daha derli toplu görünmesini sağlar. Serbest çalışmalarımda, böyle sevdiğim renkler ile yazı tipi kombinasyonunu sağlamaktan müthiş keyif alıyorum. Çalışmayı tam boyutlarda görmek için üzerine tıklayabilirsiniz. Mavi sevenler bu yana gelsin
Vakti zamanında şurada bahsetmiştim 3ds Max eğitimi başlangıcımdan. Bugün itibariyle kurs sürecinde 4.haftaya girmiş bulunmaktayız. Asıl amacım, geçmiş haftalarda kursta öğrendiğim bilgilerden burada kısaca bahsetmekti. Ama utancımdan hiçbirşey yazamadığımı tüm samimiyetimle söyleyebilirim Neden utandım? 3ds Max ‘e başlama amacım çizdiğim karakterleri modelleme ve animasyonözelliği kazandırma isteğimden ibaret. Bunun yanı sıra ağabeyimle birliktle uzun zamandır aklımızda bulunan oyun projesi var. Tabi buna ek olarak da yine 3d içerikli animasyon filmler… Bulunduğum şehirdeki tüm 3ds Max bünyesinde eğitim veren kurumları araştırdım. Kurs içeriklerinin çoğru mimari çizim ağırlıklı. Autocadcileri, iç ve dış mimarları yakından ilgilendirecek seviyede. Bizim aradığımız bu değildi. Yukarıda da belirttiğim gibi , amaç bina, börtü böcek çizmekten daha çok kendi çizdiğimiz karakterleri modellemek, oyun motoru üzerinde 3ds max hakimiyetini sağlamak , animasyon yapmak vs.En sonunda aramış olduğumuz içeriğine yakın bir yer bulduk. Fiyatları ve ödeme seçenekleri de çok uygundu. Ama ilk haftadan bu yana, ters gittiğini düşündüğüm(üz) bir şeyler vardı. Biz karakter modelleyelim dedikçe, koltuk, kanepe, mutfak dolabı iç cephe çizimlerine başladık inanılmaz bıkkınlık veren dersler. Vazo, çaydanlık, mutfak tezgahı bla bla bla… Konu ile alakası olmayan her türlü otu b.ku çizmeye çalışıyor, bi yandan ironik durumu şaşkınlıkla izliyor, diğer yandan da umudumuzu yitirmeyip ileriki derslerde illaki o konulara da geçiş yapabileceğimizi düşünüyorduk. Bugün anladık ki, böyle bir şey yokmuş. Yani kurs bitimine kadar karakter modelleme ağırlıklı bir konu işlemeyecekmişiz. Zaten toplam kurs süresi 65 saat. Max’te 15 bin küsür komut var ve biz daha %30 luk kısmını bitirdik. Tabi bu komutlarıda hem daha iyi tanıyıp hemde daha hızlı nasıl kullanılacağımızı da koltuk, kanepe ve dolap çizimlerinden öğrenmiş olduk. Ee herşeyin bir temeli vardır değil mi? Sonuç olarak, bıkkınlıkla katıldığımız dersler sonucu, öğrenip çizmiş olduğumuz cisimler, eşyalar en azından bize komutların nasıl kullanılacağını öğretti. Sıkılsanız da bir şekilde benimsemek zorundasınız ( para vermişsiniz o kadar…) Bugün nasıl oldu bilmiyorum ama [...]
İçerisinde bulunduğunuz her türlü ağrı verici durumu, kullandıktan saniyeler sonra etkisini göstererek, sonsuza kadar tekrarlanmamasını sağlayan en etkili ilaç.
Ehh, tabiki Google… Bir kutu ile ne kadar çok oynar, ne kadar çok şey sığdırmaraya çalışırsanız o kutu o kadar büyür. ( folloş misali) Google’da kendi kutusunu büyütmeye karar vermiş. Sanırım bu durumu ilk farkedenlerdenim. Ama genelde gezindiğim sayfalarda oluşan görüntüleme problemlerinden dolayı, Firefox üzerinde mouse scroll ile sayfa yapısını daraltıp , genişletebiliyorum. Google da da böylesine bir değişiklilk görünce, durumun Google’dan değil, benim genişliğim sonucu olduğunu düşünüğüm için üstüne gitmedim. Lakin , bazı teknoloji news tadındaki sitelerde bu durumun Google tarafından yapıldığını görünce, bende A2 Blogumda bahsetmek istedim. Arama kutusundaki yeni düzen, bence fena olmamış. Ara sıra böylesine tasarımsal hareketlerle ona beslediğimiz aşkı tekrardan ateşlendirebilir Google… Peki siz bu değişiklik hakkında ne düşünüyorsunuz ? Sizi tatmin eden nedir? boyutumu ? işlevi mi?
” Yaşı yeterince olgun olanlar hatırlarlar; Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok güzel bir ülkede mahalleler varmış. Bu mahallelerin çocukları birbirlerini çok severlermiş. Dışarıdan gelen parolalı bir ıslığa uçarak aşağı iner, beraber olacakları anları iple çekerlermiş. Kavga etseler de kin tutmaz, her gün yeniden dünyalar kurarlarmış. Herkeste paylaşma duygusu, sevgi ve arkadaşlarını kollama duygusu yavaş yavaş gelişirmiş. O zamanlar çocuklar okula servis ile değil, köşe başında buluşarak giderlermiş. Onların yolunu gözlememiş evdeki bilgisayar, şehrin en iyi dershanesi, hazırlık kursları. Bilmezlermiş; hamburgeri, MTV’ yi, İnterneti, cep telefonunu… Bilirlermiş duvarların üzerinde sohbet etmeyi, hatıra defterleri doldurup sevgileri keşfetmeyi… Bilirlermiş horoz sekercisini, elleri kirli macuncunun tornavida ile koyduğu rengârenk macunları. Eve gitmeyi unutmayı, hava kararınca dayak yemeyi, sonra bir ıslıkla tekrar aşağıya kukalı saklambaca kaçmayı… Bilirlermiş o hakkında türlü şeyler söylenen evdeki garip adamdan korkmayı, küsmeyi, ayni kıza asılmayı, torbalarla misket toplamayı, gıcır köstek ayırmayı, değiş tokuş kaybedince kapısı, Teksas’ı, Tommiks’i, Konyakçi’nin dişlerini… İç içe konan naylon topları, tastan kale direklerini. Üç korner bir penaltıyı. Üzerine apartman yapılan top sahalarını, sonra o apartmana taşınan yeni dostları ve onları kapma yarışını… Otobüsteki biletçinin lastik silgi sarılı kalemini, yoğurtçuyu, kalaycıyı, hallacı… Evlerin arkasındaki odun kömür depolarını. Yakar topun yakışını. Mantarlı gazoz kapaklarını, yaldız kazımayı. Yandaki mahalle ile alınan kavgayı, her kavganın çıkardığı kahramanı-ödleği… Kan kardeşliğini, ip atlama, lastiğe basma, topaç virtiözlügünü, çelik çomağı, kırılan camları, toplanan paraları… Açık hava sinemalarını, frigo buzu… Sonra zamanla bu güzel ülkede durumlar değişmeye başlamış… Yaslar ilerledikçe bu birliktelik, koruma kollama duyguları bu mahallenin çocuklarının başlarına çok isler açmış… Daha sonra işsizlik, hayat pahalılığı, enflasyon, köseyi dönme, adamını bulma, mali götürme falan derken, herkes yüzünde soluk bir bakış, içinde hayatin yenilgisi, çaresizlikleri, tatminsizlikleri ile başbaşa kalmış… Çocukları mı? Çocukları simdi koca koca apartmanların arasında, nefes alınmaz bir havada, evlerinde, sanal bir dünyada, emniyet içinde ve yalnız yaşıyorlar. Anneleri babaları [...]
Beetlejuice, beetlejuice, beetlejuice idi sihirli kelime… Siz hatırlar mısınız Beter Böcekli zamanları? 1988 yapımı bir film. Çocukken en fantastik kahramanımdı beter böcek. Ergenlik öncesi çağlarımda izliyordum. Hatta izlediğim tarihlerde, ergenliğin ne anlama geldiğini bile bilmiyordum. O kadar küçüktüm yani… Onu izlerken, hem korkuyor, hem gülüyor hemde bilinç altımdaki ” 3 kere beter böcek de!” mantığı ile mücadele ediyordum. Dedim ya küçüktüm diye, sanki 3 kere beter böcük deyince, “shake shake senora“ şarkısı ile yanımda belirebileceğini düşünüyordum. Durup dururken aklıma nerden geldi bilmiyorum ama düşünürken gözümün önüne gelenlere en kocamanından bir Ahh! çekecek potansiyeldeyim şuan. Güzel günlerdi. Böyle pazar sabahları falan olurdu. Evliliklerinden sonr her biri bir yana dağılan abilerim o zamanlar bekardı. Pazar sabahları kalkar, annemin çıtır çıtır , altın sarısı patates kızartmasını yemek içinsabırsızlanırdık. Beter böcekten açılan konu annemin kızlık soyadına doğru yol almadan burada noktalamam gerektiği kanısındayım. Hep beraber izliyor ve dinliyoruz… Beetlejuice shake shake senora
Opera ‘dan bahsediyorum tabiki… Son 24 saattir kullanıp, geliştiricilerine teşekkür tadında bir makale yazmamı gerektiren tarayıcı. Opera, 10 ( Turbo) ile tarayıcılardaki hız kavramını tamamıyla değiştiriyor. Opera’nın önceki sürümleri hakkında pek fazla bilgim yok. Uzun süredir Firefox kullandığım için gözüm başka tarayıcıyı görmüyordu. Genelde web tasarım ile ilgilenenler , yapmış oldukları çalışmaları farklı tarayıcılar ile görüntüleyip ortak uyumu sağlamak adına kolları sıvarlar. Bunun içinde bilgisayarlarında birden fazla tarayıcı etkin haldedir. Benim de uzun zamandır varsayılan tarayıcı olarak kullanmış olduğum Mozilla Firefox, yerini 1 burun performans farklı ile dış kulvarda yarışan Opera’ya bıraktı. Hız olarak Opera, Firefox’tan 1 adım önde diyebiliriz. Ama kullanılan bellek tasarufu olarak, aralarında en az 10 boy fark var. Son günlerde, özellikle şu ” Turbo” olayından sonra, merak edip denemek istedim. Windows 7 kurulumundan sonra, yine 3 farklı tarayıcıyı indirdim. Operayı indirmek isteğimde Opera 10 | TURBO ‘nun çıktığını gördüm, indirdim. Son 24 saattir Operayı kullanıyorum. Ve inanılmaz hızlı olduğunu sizlerle paylaşmak istedim. Windows 7 ve Opera 10 eşliğinde internet kullanımı çok eğlenceli. Aslında uzun bir makale olacaktı ama, az önce masamda, gözüme takılan sigara paketi ve ramazan ayı olması nedeniyle toparladığım tüm kelimeler anında kayboldu Neyse… Opera 10 ‘u hemen edinmek için burayı, “Arda sanki biraz saçmalamış?! ben bir de Asım’ın yorumunu alayım” diyorsanız şuraya göz atabilirsiniz.
Son 1-2 haftadır arkadaşlarımın tavsiyesi üzerine Windows 7 ile tanışmaya karar verdim. Windows’u 3.1 zamanından beri kullanıyorum. XP’ye olan aşkım, beraberinde işletim sisteminin her türlü cambazlığını kapmamı sağladı. Gerek performans, gerekse kullanım kolaylığına yönelik XP’yi her daim tek geçerim. Windows 7 tekliflerini değerlendirirken, Vistayı göz önünde bulundurmamak elde değil. Eğer Win 7 ‘de Microsoft’un günah keçisi olan Vista gibiyse “vay haline Arda!” dedim. Ama şeytanın bacağını kırmak, yeniliğe gelişime de açılmak lazımdı. Özellikle Windows 7 deki şu hızlı kurulum olayını merak etmem, bu işi biraz daha cazip kıldı bana. Gündemdeki BT haberlerinde , Ekim ayı ortalarına doğru çıkması beklenen sürümü hem full Türkçe, hem de sorunsuz lisans alternatifi ile buldum, indirdim. Kurulumu bu sabah yaptım. Yukarıda da bahsettim ya, gerçeken hızlı kurulum mu? Yanıma saatimi aldım ve kurulum ile start verdim. Xp ‘yi silip, Windows 7 ‘yi kurmak tam 13.4 dakika sürdü. Tabi bu süre zarfı içerisinde kabus haline gelen driverlarınızı CD’lerinden çıkartarak tek tek kurma derdi de yok. Web Kameram dışında tüm donanım sürücülerini otomatik olarak kendisi kurdu. Bahsedilen hızlı kurulum özelliği gerçekten doğruydu. Gelelim arayüzüne. Biz tasarımcılar, kullanıcı dostu arayüzleri, her ne kadar talep doğrultusunda ilgili kişilere yapsak da, kendi kullandığımız uygulamalar da genel de daha sade bir konsepte yer veririz. Uzun bir süre Windows XP’yi varsayılan tema ile kullandım. Windows 7 içinde aynı şeyleri düşünüyordum. Fakat o kadar yumuşak renk ve çizgilere sahip ki, kendi içerisinde yer alan şirin bir arka plan görseli ile kullanmaya karar verdim. Tabi bu arayüz Vista’da olduğu gibi belleğinizi sömürmüyor. %1 ile %4 arasında gidip gelen CPU kullanımı ve 700 – 800 MB Bellek kullanımı ile insana “Ohh be” dedirten tarzda. Özelleştirilebilir widget desteği arasında en çok hoşuma giden sevimli not kağıtları. Ayrıca birçok Türk sitesinde karşılaşabilinecek problemler, püf noktalar ve benzeri sorunlar ile ilişkin destek de verilmekte. Bilgisayarınıza yeniden aşık olmak [...]
Bazı web sitelerinin kullanmış oldukları ilgili arayüzü birden fazla renk ve yazı tipi özelliği ile kullanıcıya sunulduğunu görmüşsünüzdür. Kullanıcı etkileşimli bu uygulamayı sizlerde geliştirmiş olduğunuz web projeleriniz de rahat ve basit bir şekilde kullanabilirsiniz. Renk alternatiflerinden ziyade, tema içerisinde yer alan yazı tipi boyutu ya da benzer değişikiliği de beraberinde yapabilirsiniz. Web sitenizin arayüzünü birden fazla renk ve tasarım konsepti ile kullanıcılarınıza sunabilirsiniz. Bunun için yapmamız gereken işlem adımları oldukça basit. Websitenizin varsayılan şablonuna, sitenizde görüntülenmesini istediğiniz renk ya da yazı tipi değişikliklerini oluşturun. Her renk için 1 CSS Şablonu oluşturmamız gerekiyor. 3-4 adet farklı renklerde yapabilirsiniz. Oluşturulan bu CSS dosyalarını, sitemizde kullanmış olduğumuz, varsayılan CSS dosyasının olduğu dizine atıyoruz (örnek : /CSS/sari.css – /CSS/kirmizi.css – /CSS/siyah.css ) Sonrasında kullanmış olduğumuz temanın, header.php ya da index.php dosyasına aşağıdaki kodları ekliyoruz. var StyleFile = “theme” + document.cookie.charAt(6) + “.css”; document.writeln(‘ ‘); Tema / Renk değiştirici alanının , temamızda görüntülenmesini istediğimiz yere ise aşağıdaki butonları ekliyoruz. d b g b İşte hepsi bu kadar. Artık farklı renk ve yazı tiplerinde oluşturmuş olduğunuz temalarınızı , kullanıcya birden fazla alternatif ile sunabileceksiniz.
Aslında bunca zamandır nasıl fark edemedim bilmiyorum. Eski okurlarım biliyorlardır, bundan yaklaşık 1 sene önce BloXoo, Blograzzi iken sistemdeki basit bir güvenlik açığından faydalanarak yaramazlık yapmıştım. Blograzzi, BloXoo olalı epey bir değişiklik olduğu gözden kaçmıyor. Daha kaliteli bir arayüz, daha sosyal uygulamalar vs. Bu zamana kadar BloXoo’ya karşı içimde kurcalama gibi bir istek olmadı. Az önce tesadüfen farkettim. BloXoo’ya olan herhangi bir garezimin olmadığını da belirtmek isterim. Her tasarımcının ya da programcının bu tür gözden kaçırdığı noktalar illaki oluyor. ve işte sonuç.. Çevreye verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilerim…
GÜNÜN ANLAMI VE ÖNEMİ Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu. Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi. 19 Mayıs 1919′da Atatürk’ün Samsun’a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. Amasya Genelgesi’nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919′da Ankara’ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920′de TBMM’yi kurdu. Böy-lece hem memleketin yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı’nın merkezi Ankara oluyordu. TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı. “Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü”nden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa girildi. İlk başarı, Doğu’da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı. Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar’a büyük bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, or-dularına: “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.” emrini verdi. Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti 1699 Karlofça Antlaşmasından beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya Savaşı, Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal’e “gazi” unvanı ve “Mareşal” rütbesi verildi. Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı’ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme kararı alındı. 1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk birlikle-ri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydmld”. İstanbul’daki cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek [...]
Şurada yazmış olduğum makaleye istinaden BloXoo da ki puan ve hit kavramını yapmış olduğum çalışmalar neticesinde sonlandırmış oldum. BloXoo puanları çoğu blogculara göre önemsiz görünse de (ki bu bir zamanlarda benim için de geçerli idi) hergün yaklaşık 50 -100 kişinin kayıt olduğu ve an itibariyle toplamında 21.000 küsür kullanıcıyı barından bu blog camiasında gerek forum içi gerek puanlama konusunda popüler olduğunuz takdirde bunun karşılığını blogunuza ziyaretçi geri dönüşümü olarak kesinlikle alıyorsunuz. Ziyaretçi trafiği dışında forum içi katılımlarınızda birçok mükemmel dost da kazanıyorsunuz. Burdan herkese selamlar Şimdi yukarıda bahsettiğim makaleyi yazdıktan sonraki gelişmeleri, görsel analizlerle güncel haline bakalım. Google Analytics – Trafik kaynakları sonucu. * İlk makaleyi yazdığım tarihteki sonuçlar. * Güncel Sonuçlar Makaleyi yazdığım tarihteki BloXoo durumu Makalede yer alan uygulamalar sonrasındaki güncel BloXoo durumum BloXoo sıralamasın da, 21 bin küsür blog arasından 4. olup, Kategori de ise yine binlerce blog arasından 1. olmak ve aynı zamanda bu dereceyi kendi gözlemleriniz sonucu hazırlamış olduğunuz uygulamalar ile başarmak çok keyif ve gurur verici oluyor. Bu makaleyi önceki teşhisimin ve belirtmiş olduğum yöntemlerin ne kadar etkili olduğunu ve yapılması dahilinde size neler kazandırabileceğinizi kanıtlamak amacıyla yazmak istedim. Sonuç olarak, bu değerler 1 defaya mahsus olarak yapılan işlemler sonucu oluşmuyor. Dengeyi sağlamak için yapmış olduğunuz çalışmaları sürekli olarak aynı tempoda tutmanız gerekmektedir. Ben şuan amacıma ulaşmış bulunmaktayım. Belki ek olarak BloXoo sıralamasındaki 4. lüğü 1. olarak tamamlama yolunda devam edebilirim. Hem kategoride hem de BloXoo da 1. olana hediye varmış diyorlar Şunu tekrar vurgulamak isterim ki, ben hit delisi bir adam değilim BloXoo puanım ister 1 ister 1000 olsa da benim o platformda bulunma amacım tamamen bilgi paylaşımı ve yardımlaşmadan ibaret. Bunun sayesinde kazandığım en büyük olay ise birçok yeni dostluklar. Araştırmayı, çözüm üretmeyi seven bir insan olarak, BloXoo puanları bünyesinde yapmış olduğum tüm çalışmalar yalnızca kendi teşhisimi doğrulamak içindi. Sonuçları da paylaşarak [...]
Bayanlar! Siz yaparsınız da biz yapamaz mıyız? Sahurumun neşesi, gülü, bülbülü… Onu bıçaklayıp, çatallerken hatta yerken bile yüzünden gülücüğü eksik etmeyen tek gıda kaynağım. Doyurgacım… Bu arada Doyurgaç tarifine, Türkiye’nin karın doyuran blogundan ulaşabilirsiniz Ramazanın gelmesi ile beraber, özellikle sahur yiyeceğini tek başına hazırlamak zorunda kalan biz erkeklerin en çok yöneldiği yemeklerin başında makarna, yumurta ve patatesin her türlüsü gelmekte. Her geçen gün farklı mutfak tecrübelerine ulaştığım şu günlerde bu işten yavaş yavaş keyif almaya başladığımı söyleyebilirim. Başlangıçta mutfağa karın doyurma niyeti ile girip ne hazırlanacağı düşüncesi ile 15 dk’dır açık tuttuğunuz buzdolabı kapağı can sıkıcı olsa da, mutfak anlayışını yaratıcı fikirleriniz ile süslediğiniz de inanın içerisinden çıkmak istemiyorsunuz. Özellikle bugün yemek konusunda nirvanaya ulaştığımı söyleyebilirim Aşağıda boy boy resimleri bulunan güzellik, benim sahur vakitlerimin vazgeçilmezi halini aldı. Onun adı Doyurgaç. Rendelenmiş kaşarın, haşlanmış patates ile buluşup yumurtanın üzerinde dans etmesi ile ortaya çıkan bu sihirli yemek, beni aşırı derecede tok tutuyor. Patatesin içerisinde bulunan potasyumdan olsa gerek, gün içerisinde sigara ihtiyacımda nerdeyse hiç olmuyor. Anlatmakla bitiremiyeceğim bu güzelliği sizlerle tanıştırmak istedim… İşte karşınızda süpersonic yemeğim Doyurgaç.. Resimlerin büyük boyutta görüntülemek için üzerine tıklayabilirsiniz. Tasarım da yaparız , yemek te
Sana ben şiirler sözler büyüttüm, Sana ben baharlar yazlar büyüttüm, Sana ben hummalı gizler büyüttüm. Söyleyemedim… Bu sadece sana ve bana gelsin… Sadece sana ve bana.. 24.08.2008
Yapılacaklar listemden birtanesi daha tamamlanmak üzere. Poozla, internet kullanıcılarının ya da web sitesi sahiplerinin beğendikleri, beğenmedikleri, takip ettikleri, etmedikleri, kendilerinin ya da bir başkasının web sitesini meşhur yahut/veya madara etme mekanizmasıdır. Kısa bir süreye kadar yayına girecek olan (max. 3 gün) Poozla‘yı çok seveceksiniz.
Günlük hayatında özellikle bilgisayar dünyası ile yakından ilgilenenlerin ihtiyaçarına göre, bilmesi gereken klavye kısa yollarının tümü aşağıdadır. Bu kısa yollar sayesinde rutin işlemlerinizi mouse yada farklı arabirimler ile yorularak değil sadece 2-3 parmağınızı tek hamlede kullanarak gerçekleştirebilirsiniz • CTRL+C (Kopyala) • CTRL+X (Kes) • CTRL+V (Yapıştır) • CTRL+Z (Geri Al) • DELETE (Sil) • SHIFT+DELETE (Seçili öğeyi Geri Dönüşüm Kutusu’na atmadan kalıcı olarak sil) • Bir öğeyi sürüklerken CTRL (Seçili öğeyi kopyala) • Bir öğeyi sürüklerken CTRL+ÜSTKRKT (Seçili öğeye kısayol oluştur) • F2 tuşu (Seçili öğeyi yeniden adlandır) • CTRL+SAĞ OK (Ekleme noktasını sonraki sözcüğün başına götür) • CTRL+SOL OK (Ekleme noktasını önceki sözcüğün başına götür ) • CTRL+AŞAĞI OK (Ekleme noktasını sonraki paragrafın başına götür) • CTRL+YUKARI OK (Ekleme noktasını önceki paragrafın başına götür ) • Ok tuşlarının herhangi biriyle birlikte CTRL+ÜSTKRKT (Bir metin bloğu vurgula) • Ok tuşlarının herhangi biriyle birlikte ÜSTKRKT (Pencere veya masaüstünde birden fazla öğe seç veya bir belgede metin seç) • CTRL+A (Tümünü seç) • F3 tuşu (Bir dosya ya da klasör ara) • ALT+ENTER (Seçili öğenin özelliklerini görüntüle) • ALT+F4 (Etkin öğeyi kapat veya etkin programdan çık) • ALT+ENTER (Seçili nesnenin özelliklerini görüntüle) • ALT+ARA ÇUBUĞU (Etkin pencere için kısayol menüsünü aç) • CTRL+F4 (Aynı anda birden çok belge açmayı sağlayan programlardaki etkin belgeyi kapat) • ALT+SEKME (Açık öğeler arasında geçiş yap) • ALT+ESC (Öğeler arasında açılma sıralarına göre dön) • F6 tuşu (Bir penceredeki veya masaüstündeki ekran öğeleri arasında dolaş) • F4 tuşu (Bilgisayarım veya Windows Gezgini’ndeki Adres çubuğu listesini görüntüle) • ÜSTKRKT+F10 (Seçili öğe için kısayol menüsünü görüntüle) • ALT+ARA ÇUBUĞU (Etkin pencere için Sistem menüsünü görüntüle) • CTRL+ESC (Başlat menüsünü görüntüle) • ALT+Bir menü adındaki altı çizili harf (Karşılık gelen menüyü görüntüle) • Açık bir menüdeki bir komut adındaki altı çizili harf (Karşılık gelen komutu gerçekleştirir) • F10 tuşu (Etkin [...]
Farklı bir deyişle ; Bebek bakıcınızı ya da işyerinizi günde 1 dolara izleyin. Pronet, ev ya da işyerini cep telefonu ya da bilgisayar aracılığıyla uzaktan izleme fırsatı veren Pronet Kameram hizmetini kullanıma sundu. Günde 1 dolardan başlayan fiyatlarla abone olunabilen Pronet Kameram hizmetinin kurulumu için tek gereken şey ise sadece bir internet bağlantısı. Ortamdaki hareketi otomatik olarak algılayan Pronet Kameram, görüntüleri kaydederek Pronet merkezindeki sunucuda saklıyor. Kullanıcılar, Pronet Kameram’ın görüntülerine cep telefonu ya da bilgisayar aracılığıyla her yerden ulaşabiliyor. Pronet Kameram’dan yararlanmak için internet bağlantısı yeterli oluyor. Kamera mekandaki internet bağlantınız üzerinden çalışıyor. Üstelik Pronet Kameram’ın akıllı teknolojisi sayesinde abonenin sahip olduğu internet bağlantısı üzerinde herhangi bir teknik ayarlama yapılmasına da gerek olmuyor. Kameralar kurulduktan sonra Pronet Kameram mekandaki hareketi algılayarak merkezi sunucu üzerine kaydediyor. Aboneler kendilerine özel kullanıcı adı ve şifresiyle Pronet Kameram sitesine bağlanarak görüntüleri diledikleri zaman kolaylıkla izleyebiliyorlar. Pronet Kameram aboneleri dilerlerse sisteme bağlanarak görüntüleri canlı olarak da takip edebiliyorlar. Abonelik hizmetinin bir parçası olarak kişiler, kendilerine özel kullanıcı adı ve şifreleri ile girdikleri internet sitesi üzerindeki ekranlardan evlerini ya da işyerlerini izleyebiliyorlar. Ayrıca bir kullanıcı, 2×2, 3×3, 4×4 veya 5×5 şeklinde bölünebilen ekran üzerinde birden fazla görüntüyü aynı anda görebiliyor ya da herhangi bir kamerayı tam ekran olarak izleyebiliyor. Bir diğer ifadeyle, farklı kameraların olduğu her mekanı aynı anda görme şansı bulunuyor. Daha da önemlisi aboneler, bu görüntüleri 3G uyumlu cep telefonları ya da video oynatabilen PDA’leri üzerinden de izleyebiliyorlar. Pronet Kameram, her an her yerde ve gönül rahatlığıyla evdeki bakıcıyı ya da farklı ofislerdeki süregiden iş süreçlerinin takibini yapmak isteyenler için ideal bir çözüm olarak öne çıkıyor. Pronet Kameram hizmetinde, kameralar mekanda bir hareket olması halinde 60 saniye süreyle kayda başlıyor ve bu görüntüler merkezi olarak depolanıyor. 30 saniyelik süre içerisinde başka bir hareket daha algılanırsa bu süre 30 saniye daha artarak devam ediyor. Kullanıcı [...]
Birbirinden güzel ve yaratıcı fikirlere sahip 18 adet tasarım. Resimleri tam boyutta görmek için üzerlerine tıklayabilirsiniz.
Hergün rutin olarak WordPress temaları bünyesinde takip ettiğim 15 web sitesi var. Uzun zamandır Blogumda tema paylaşmadığımı farkettim ve son 3 gündür takibinde olduğum sitelerden en güzel WordPress temalarını derleyip paylaşmak istedim. WordPress tema paylaşımlarını elimden geldiği sürece güncel tutmaya çalışacağım. Unpack Password : arda.ahmetgil.com eNews Elegant Theme Demo Temayı İndir Alternatif Download MULTIMEDIA THEME Demo Temayı İndir Yükleme ayrıntıları PSD Dosyası INDEZINER Demo Temayı indir (WordPress) Temayı indir (Blogger) Creative by Nature Demo Temayı İndir PSD Dosyası
Özellikle bloglamaya yeni başlayanları, başlangıçta bir hayli yoran , günlük blogsferde karşılaşabileceğiniz en sık terimler ve açıklamaları aynen aşağıdaki gibidir. Atom Bir feed formatı. (bkz. atomenabled.org) Aggregator İlgilenilen blog’ların (ya da sitelerin) feed’lerini takip etmek için kullanılan web servisleri veya bilgisayar yazılımları Bağlantı değişimi İki web sayfasının (ya da blog’un) birbirlerine karşılıklı bağlantı vermesi. Blog Bkz. Blog Nedir? Blogcu Blog yazarı. Türkçe blog servisi (bkz. blogcu.com). Blogger Bkz. Blogcu. En geniş kullanıma sahip blog servisi (bkz. blogger.com). Blogging Blog yazmak. Blog dizini Blogları kategoriler halinde listeleyen, içeriklerini indeksleyen, hatta bazı durumlarda istatistikleri ve coğrafik konumları hakkında bilgi de verebilen servislerdir Blog ekosistemi Blogların birbirlerine verdikleri bağlantıların tümü (ve bunları indeksleyen servisler). Blogosfer Dünyadaki blog’ların tümünü ifade etmek için verilen ad, bloglar topluluğu. Blogroll (ya da Blog roll) Bir blogda yan sütunlarda diğer bloglara verilen bağlantılar. Bloggerverse Bkz. Blogosfer. Comment spam Çoğu kez diğer blog yazarlarının veya site sahiplerinin sadece kendi linklerini eklemek için yazdıkları, gereksiz ve konu ile alakasız yorumlar. CSS “Cascading Style Sheets”in kısaltılmış hali. Web sayfalarının sunum şeklini tanımlamak için kullanılan stil belirtme formatı. CSS ile web dokümanlarının font, öğeler arası boşluklar, renkler gibi stil bilgileri kolaylıkla düzenlenebilmektedir (bkz. W3.org). del.icio.us Favori web adreslerinizi düzenlemenizi ve onlara web üzerinden istediğiniz zaman ulaşabilmenizi sağlayan bir servis. Linklerinizi anahtar kelimeler yardımı ile sınıflandırabilmenize ve onları diğer kullanıcılarla paylaşabilmenize olanak sağlanıyor (bkz. del.icio.us) Feed Feed, bir web sitesinin veya blog’un içeriği hakkında bilgi içeren XML uzantılı bir dosyadır. Bir feed dosyasında sitedeki güncellemelerin, gönderilerin kısmi özeti veya tamamı bulunabilir. Okur içeriğin tamamına ulaşmak isterse feed dosyasındaki bağlantılara tıklayarak sitenin kendisine ulaşabilir. Bu XML dosyası bu iş için özelleşmiş web servisleri aracılığı ile, feed’leri takip etmek için kullanılan bilgisayar programları ile veya doğrudan bu dosyayı destekleyen tarayıcılar ile okunabilir. Feed özellikle haber siteleri ve blog’lar tarafından kullanılmaktadır. Kalıcı bağlantı Bir blog içindeki [...]
Bizim Utku, alışıla gelmiş hack videoları dışında bir şey yapmış Bir benzerini Youtube ‘da , Hollanda da yaşayan Hacker Max isimli kişinin videolarında görmüştüm. Adam web kamerasını yanına alarak metro istasyonunundan, şehir köprülerini, işyerindeki arkadaşının bilgisayarından, haber kanallarını ve caddedeki arabaya kadar hackleyip, yaptığı işlemleri ve sonuçlarını da canlı canlı kamerasına kayıt ediyordu. Utku’da aynısını bir bowling salonunda yapmış. Yazmış olduğu program ile önce bowling otomasyonuna sızmış, daha sonra aktif bownling kullanıcılarının monitördeki isimlerini değiştirmiş. 2 Yan platform da bowling oynayan arkadaşın şaşkın tuhafı gözlerden kaçmıyor… Kendisi de bu olayı şurada anlatmış.
Az önceki makalemi yayımladıktan sonra, gözüme çok enteresan bir olay çarptı. A2 Live üzerinden blogdaki aktif ziyaretçilere bakmak istediğimde 3 tane Botun online olduğunu gördüm. Bunlar aşağıdaki resimden de anlaşılacağı gibi Technorati, Yahoo ve Google. Fakat yazıyı yayımladığım dakika içerisinde, Google örümceklerinin içeriği ziyaret etmesi sizce de çok şaşırtıcı değil mi? Şuan ilgili makalem ve makalede yer alan anahtar kelimeler Google arama sonuçlarında ön planda çıkıyor. Bu da demek oluyorki SEO-SEF bünyesinde yapmış olduğum birkaç uygulama gereğinden fazla başarılı. Gece gece bunu görmek gerçekten çok eğlenceli Umarım şans falan değildir. * Yazıyı yayımladığım tarih ve saat : * Google’ın konu ile ilgili bloga yaptığı ziyaret tarihi : * Konu ile ilgili Google arama sonuçları Yaşasın Google, yaşasın Seo
Yapmış olduğunuz tasarımların ana ve ara renklerinin hangi renk gruplarından oluştuğunu öğrenmek ister misiniz? Biliyorum uzun bir cümle oldu ve ilk okumada anlayamadınız. Şimdi 3 boyutlu düşünelim. Photoshop ile bir banner çalışması hazırlıyorsunuz. İlgili görsel içerisinde birçok farklı renk ve desen var. Hazırlamış olduğunuz bu görselin içerisinde yer alan ana ve ara renkleri, gruplar halinde görmeniz mümkün. Ayrıca yine hazırlamış olduğunuz bu görsel de yer alan renklerin, ton seviyesine göre çeşitlerini görebilirsiniz. Ayrıca ilgili çalışmanıza ait renk paletini acron proje dosyası olarak (.aco) bilgisayarınıza indirip, projelerinizde kullanabilirsiniz. Uygulama sayfasına gitmek için bu bağlantıyı takip edebilirsiniz. Bu uygulama için hazırlanan örnek bir görsel. Bu da yukarıdaki görsel de yer alan renk grupları paleti.
WordPress kullananların admin panelinde en sık baktığı yerdir. “Şuanda” sekmesi altında ” Bir Bakışta ” başlığı içerinde yer alan bilgiler. Blog içerisindeki yazı, sayfa, yorum, kategori ve etiket sayılarını anlık olarak görüntülememizi sağlar. Kalabalık kitlelere hitap eden bloglar bu bilgilerden bazılarını ana sayfalarında ziyaretçilerine gösterebilirler. Bunun için aşağıdaki kodları blogunuzda görüntülemek istediğiniz yere ekleyebilirsiniz. Ben kendi blogumda footer alanına koydum. Test etmek isteyenler, sayfanın en altına bakabilirler.
Daha öncesinde grafik-tasarım çalışmalarımı şu sayfada yayımlıyordum. Lakin bunu bu şekilde sınırlamak yerine alt alan adı ile yeni portföy galerimi yayımlamayı tercih ettim. Şuan için eski çalışmalarım mevcut. Lakin birçok çalışma muhtelif boyutlarda olduğu için , portfolyo galeride kullanılan ölçülerde yeniden boyutlandırıp en kısa zamanda yayımlıyacağım. Arda Ahmetgil Portfolyo | A2 Tasarım Atölyesi
En son geçen sene oynuyorduk. Deligi gibi, sabahlara kadar! h4ckinger’ın , The_Bekir’in, Volqan’ın, Scriptorium’un, DarkCoder’ın ve daha birçok benzeri psikoloji yapısına sahip insanların bir araya gelip gecenin 03:00′ünde oynadıkları oyunun zevkini düşünebiliyor musunuz? (tabiki sabahlar olmasın) Kafa dengi insanlarla beraber aynı oyunu oynamak gerçekten çok zevkli. Lakin bunu en son başta da belirttiğim gibi 1 sene önce yapmıştık. Son 1 haftadır Asım’ın (h4ckinger) bahsetmesi üzerinde tekrar kurmak istedim counter’ı. Fakat ne hikmettir ki indirdiğim her kurulum paketi sorunlu çıktı. Dün tesadüfen bir download linki daha buldum. Kim yüklediyse Allah razı olsun. Adam temiz bir şekilde part part upload etmiş. İçerisinde patchi, Sxesi herşeyi hali hazır durumda. Kurulumdan sonra asımın verdiği servera girdim. Counter Strike’a yeni zombi modeller eklenmiş. Acayip eğlenceli bir hal almış. Counter ve Terrörler birbirini değil, zombileri yok etmeye çalışıyor. Ortada deli gibi enfeksiyon, bir anda size de bulaşıyor ve zombi oluyorsunuz. Dokunduğunuz herkes anında zombiye dönüşüyor. Zombilerin Enerjisi 200 falan. Öyle kolay kolay ölmüyorlar. Kısacası Zombili serverları denemenizi tavsiye ederim. Derken bugün asım ile teke tek bi antreman yapalım dedik. Sonrasında iddiaya bindirdik, malup olan blogunda ve kişisel iletisinde ezildiğini yazsın diye Evet 2 sayı fark ile yenilen ben oldum Bilek ayarım epey bi bozulmuş, aim kasamıyorum. Fena durumdayım fena. Sonuç olarak vakit öldürme mekanizması tekrardan yaratmış olmanın mutluluğu ile aşağıdaki ekran görüntüleri paylaşmaktan kıvanç duyarım Umarım görünce asım da mutlulu olur Asım ile yaptığımız antremandan görüntü : Zombi modellerden görüntü :
Kendi host alanında barınıp WordPress kullanan blog sahiplerinin özellikle son zamanlarda en büyük derdi, blogunun geç açılmasıdır. Bundan yaklaşık 1 ay önce aynı dert bende de vardı. Aslında bendeki sıkıntının büyük bir oranı kullanmış olduğum temadan (a2 alpha) kaynaklanmaktaydı. 500×300 px .png görseller, ana sayfadaki yüzlerce mysql sorgusu haliyle sunucuyu aşırı derecede yoruyor ve neticede sayfa açılma süresini git gide uzatıyordu. Yeni temaya geçip WordPressin bazı gereksiz fonksiyonlarını pasif hale getirdikten sonra %100 farkedilir sonuçlar elde ettim. Tema konusunu bir yere bırakın, eğer blogunuzda bir yavaşlama hissediyorsanız (ki WordPressin son sürümlerinde bunun olasılığı çok fazla) aşağıda vereceğim bilgiler inanın sizi çok rahatlatacaktır. WordPressin eski versiyonlarını hızlandırma çalışmalarıma ithafen bundan yaklaşık 2 sene önce yazmış olduğum makaleni, WordPressin yeni versiyonuna göre düzenleyip, test edip %100 verim aldığım bazı püf noktaları paylaşmak istiyorum. ( zorbey.org zamanında yazmış olduğum eski makaledeki yöntemler bir çok kişi tarafından da denenip başarılı sonuçlar elde edildi. Keza birçok web sitesinde de kaynak olarak yayımlandı.) Bloglarımızın daha hızlı açılması için neler yapmalıyız? Bu konuyu 2 madde halinde sunmak istiyorum. 1-) Görsel Önlemler. 2-) Teknik Önlemler. (*) Görsel Önlemler Nelerdir? Anasayfanız da (blogunuzun ilk açılış sayfası) mümkün mertebe de az görsel barındırın. Anasayfanız da bulunan görsellerin boyutlarını küçültün. Anasayfanız da bulunan görsellerin uzantılarını zorunlu kalmadığınız sürece .JPG olarak kayıt edin. Büyük boyutlu resimlere bağlantı linki verip, çek sündür taktiği ile küçültmek yerine, yüklemeden önce küçük boyutlara ayarlayın. (900px’lik resmi 10 px bile yapsanız görüntüleme süresi 900 px süresi ile aynı olacaktır) Zorunlu kalmadığınız sürece kendi hostinginize yükleyeceğiniz resimleri, imageshack vb. gibi harici servislere yükleyin. Sayfanıza ekleyeceğiniz görselleri düzgün konumlandırın. Ne idüğü belirsiz sitelerden, bağlantı linki ile görseli kendi blogunuza çekmek yerine, ilgili görseli harici servislere yükleyip blogunuz da bu servislerde barınan görselinizi yayımlayın. Blogunuzun tasarımı bünyesinde, ekstra ekleyeceğiniz görselleri mutlaka CSS aracılığı ile web standartları dahilinde konumlandırmaya özen gösterin. [...]
WordPress kullanıcıları hiç dikkat etti mi bilmiyorum. PhpMyAdmin üzerinde bulunan veritatabanı tablolarının hemen sağ tarafında “Ek Yük” (Overhead) başlığı bulunuyor. Gün içerisinde yapılan sorgulamalar, yenilemeler, blog içi düzenlemeler, sayfa görüntülemeleri, yapılan yorumlar vb. yapılan birçok işlem sonucu gün sonunda MySQL ek yük (overhead) yaratır. Düzenli periyotlar da bu Ek yükleri temizlemeniz, blogunuz ve sunucunuz için oldukça sağlıklı ve hızlı bir kullanım yaratmaktadır. Bu işlemi maksimum 30 saniyede gerçekleştirebilirsiniz. Ben bu işlemi örnek olarak kendi bilgisayarımda bulunan localhostumdan, ilgili WordPress tablolarına uyguladım. Bu yüzden Ek yük olan tablo sayısı ve boyutu kullanım azlığından dolayı çok düşük. Siz kendi sunucunuzda denediğinizde ilgili tablo sayısı ve boyutlarının daha büyük olduğunu görebilirsiniz. Sizde aşağıda bulunan videodaki gibi kendi blogunuza ya da kullanmış olduğunuz diğer içerik yönetim sistemlerine rahatlıkla uygulayabilirsiniz. MySQL Ek Yük (overhead) temizleme videosuna buradan ulaşabilirsiniz.
WordPressin son sürümlerinde hiç bir işe yaramadığı gibi, başa bela bir uygulama olan otomatik yazı sürümlerinin boş yere bellek tükettiğini biliyor muydunuz? Her 10 kullanıcıdan 8′i bu özelliği kullanmıyor. Kullanılmayan bir özelliğin de sistem belleğinde yer kaplamasını kimse istemez sanırım. Otomatik yazı sürümleri özelliğini kapatmak çok kolay. Bunun için “wp-config” dosyasınızı açıp, aşağıdaki kodu <?php ?> kodları arasına ekliyorsunuz. define(‘WP_POST_REVISIONS’, false); Dosyayı kayıt edip, tekrar sunucunuza gönderiyorsunuz ve otomatik yazı sürümü saçmalığından kurtulmuş oluyorsunuz. Eğer çok yazarlı bir blogunuz var ve bu özelliği toplamda 2 taslak kayıt edecek şekilde kullanmak isterseniz, “false” yerine ” 2 “ yazmanız yeterli olacaktır. Buna ek olarak blogunuzda kullanılmayan tüm yazı sürümlerini basit bir Mysql sorgusu ile de temizleyebilirsiniz. Bunun için öncelikle PhpMyadmin panelinize giriş yapıp ilgili veritabanı üzerinde basit 2 sorgulama işlemini yapıyoruz. İlki kayıt edilen tüm taslak yazılarını buluyor, diğeri de bulunan bu taslakları veritabanı üzerinden silmemize yarıyor. Bunun için PhpMyadmin üzerinde öncelikle aşağıdaki sorgulama işlemini yapıyoruz. SELECT ID FROM wp_posts WHERE post_type = ‘revision’ Sonrasında aşağıdaki sorgulamayı yaparak veritabanımızda yer alan tüm otomatik yazı sürümü taslaklarını siliyoruz. DELETE FROM wp_posts WHERE post_type = ‘revision’ Bu işlemlerin blogunuzun hız performansında da etkili bir yeri vardır. Kolay gelsin.
Dün tam şurada bahsetmiştim , ufak ama etkili yenilikten. Uzun zamandır aklımda olan flash manşet eklentisini nihayet tamamlamış ve bloga entegre etmiş oldum. WordPress manşet galeri bünyesinde birçok ajax-css uyumlu manşet galeriler var. Bunların hepsi çok güzel dizayn edilmiş ve kullanmış olduğunuz temamıza göre renklendirme ile bloglarınız muhteşem bir hal alıyor. Fakat benim gözüm hep bu manşet tipindeydi. Yalnızca javascript ve xml uyumlu olduğu için bunu WordPress’e göre dizayn etmek epey zahmetli bir iş. Bu yüzden hep yapılacaklar listemin bir köşesinde beklemedeydi. Asımın’da büyük yardımı (ve sabrı – anladı o ) sayesinde, nihayet A2 Blogun en cici yerine manşet galerimi ekleme fırsatı buldum. Ayrıca kıyısından köşesinden As2 actionscript 2 ile de tanışmış oldum:) Hem dinamik , hem estetik. Hem de çok şık olan bu uygulama sayesinde özellikle manşet makaleler yazmak artık daha eğlenceli bir hal alıcak gibi. Bu sayede okur kitlesi de ilgisini çekecek konulara daha kolay bir arayüz sayesinde hızlı şekilde ulaşabilecekler. Bu uygulamalayı ilerleyen günlerde paylaşırım. Belkide aynısını yapan biri olur/paylaşır…
Her yıl yaklaşık olarak bu dönemlerde başlayan meteor yağmuru bu gece de gökyüzü semalarında adeta bir dans pisti gibi görüntü verecek. Bunun adı Perseids. Google ın da konu ile ilgili doodle‘ı mutlaka ilginizi çekmiştir. Peki nedir bu Perseids? Persid meteor yağmuru, her sene Temmuz sonu – Ağustos başı gibi gözlemlenebilen, ancak en yoğun olduğu zaman 12 Ağustos’u 13 Ağustos’a bağlayan gece olan; Dünya’nın Güneş yörüngesinde dönerken Güneş Sistemi’ndeki Perseus takım yıldızı (göktaşı kümesi) nın içinden geçmesi neticesinde gözlemlenebilen bir göktaşı kayması/yağmuru olayıdır. Şehir ışığından uzak bir kırsal alanda veya herhangi bir bölgede gece 00:00′dan itibaren rahatlıkla gözlemlenebilir, göktaşı yağmurunun olacağı gün hava bulutlu olursa veya Ay dolunay halindeyse gözlemlenmesinde hafif kusurlar olabilir. Perseid Swift-Tuttle kuyrukluyıldızından kopan parçaları ile yörüngemizin kesişmesinden kaynaklanıyor… Bu kesişme her yılın ağustos ayında gerçekleşiyor… Kuyruklu yıldızın parçalarının hızı 213.000 km/saat’a kadar ulaşıyor… Meteor yıldızının isminin perseid denmesinin sebebi perseus takım yıldızının bulunduğu yerde odaklanması… Psikolojik olarak mı bilmiyorum ama , bu makaleyi yazmadan 15 dk. önce bende 2-3 tane görür gibi oldum Kapatın odanızın ışıklarını, açın pencerenizi bakın bakalım görecekmisiniz? Görenler duygularını ve heyecanlarını yorum da paylaşabiliriler
Gece 02:00 ‘den şu ana kadar (09:33) tüm işi gücü olduğu gibi bırakıp Asım ile msn geyiğine başladık Kısa bir Ben Robot konuşması, yerini o an aklımıza gelen ilginç projelere bıraktı. Başta, büyük bi arama motoru yapmaya karar verdik. Ama öyle Google, Bing vs. gibi değil. Sadece tek bir kitleye yönelik sürpriz ve acayip fonksiyonel bir motor. Keza pekte hayırlı bir motor olacaktı. Sonrasında bu projeyi daha sakin kafayla daha ciddi kararlar doğrultusunda konuşacağımızı var sayarak atladık memleket meselelerine. Onun da bize göre olmadığını anlayınca konu ne hikmetse parapsikolojiye geldi. Telekineziden konuşup kamera karşısında cisimleri hareket ettirdik (vallahi) Sonrasında uzun zamandır aklıma olan birşey vardı. İnternetle yakından ilgilenenler ya da warez camiasını takip edenler bilir. Flashden authorları tarafından yapılıp, wareze düşen bir banner rotator uygulaması vardı. Flash ve xml tabanlı. Bir çok WordPress manşet uygulaması arasından ne hikmetse kimse bunu wordpresse entegre etmemiş. Halbuki manşet uygulamaları arasında (bana göre) en güzeli. Asım ile bunu wordpresse entegre etmeye karar verip başladık çalışmalara. Yapılan çalışmalar Asımın uzak masaüstü ile benim bilgisayarıma bağlanması ile oluyor tabiki (belliydi bu gecenin bir garip oluşu) Tek bir bilgisayarı 2 kişinin kullanması, mouse – klavye kavgası dur sen buraya tıkla, dur ben şuraya tıklayım mücadelesi sonunda istediğimiz eklentiyi WordPress üzerinde yaptık ve gayet de olumlu şekilde verim aldık. Şuan için eklentiyi sadece kendi blogumda kullanmayı düşünüyorum. Herkesin rahatlıkla kullanabilmesi için biraz derlenmesi gerekiyor. Sonrasında public hale getirilip herkes dilediği gibi kullanabilir. İlgili eklentiyi yarına kadar blogumda görebilirsiniz. Bu gece acayipti. Sanırım git gide kafayı yiyoruz. Öyle kendimden bişeyler karalayım dedim Uykusuzum büyük ölçekte imla hataları yapmış olabilirim. Hiç kontrol edecek dermanım yok. Sürç-ü lisan ettiysem affola blog. Bu yazı sadece kişiseldi…
Gün geçmiyor ki Facebook etkileşimli sosyal mekanlara el koymasın. Kendisini sosyal aga yapmaya kararlı olan Facebook, friendfeed’i de satın aldı. Hem de tam 50 milyon dolara. Umarım iki tarafın anlaşmasından sonra bizlerin ff üzerindeki kurulu düzeni bozulmaz. ( alıcam ff ‘yi basıcam kırbacı basıcam kırbacı ) ff üzerindeki tartışma konusu için şu bağlantıyı takip edebilirsiniz.
Bu aralar kendimi okuyorum…daha içten,daha benden…Her ne kadar bir sonraki cümleyi bilsem de … merak ediyorum … Bu aralar ektiğim ile biçtiğim arasındaki komediyi sık sık izliyorum …ki ben komediyi çok seviyorum … Bu aralar insanların yaşamayışlarına tanık oluyorum.İsyan ile bitecek cümleyi beklerken,bulunduğumuz zaman dilimine şükreden cümleler duyuyorum..ki zaman dilimine şükredilmez …oysa ben kuluna değil yaratana şükrediyorum..ve bu nedenle 5 milyarlık yuvarlakta, kanaat notlarımı kaybediyorum.. Bu aralar ilk ve orta dereceli aşklara tahammül edemiyorum..Hele mezunlarını gördükçe –kalabalıktan olsa gerek- yerin en dibine bile sığamıyorum. Bu aralar eskiyi şiddetle özlüyorum…Her halimizin revaçta,duyduğumuz ile duyacağımızın önümüzde olduğu günleri..Şimdi ise yediğimiz önümüzde yemediğimiz ise bizim savunma gücümüze kalmış…teşbihte hata olmaz diye yazıyorum… Bu aralar çok sigara içiyorum.Hatta şu an dumanından yazdığımı bile göremiyorum.Kendi dumanıyla övünürken sigaram,ben ona duman olmak nedir oturmuş yazıyorum. Bu aralar aşk başvurularında artık,2 adet,önden çekilmiş vesikalık ile başlayan,aile sigortalı olanlarına inanıyorum.Diğer başvurularda kadroya kalan aşk sayısı ile övünmüyorum.Zaten ben bu işten hiç ama hiç anlamıyorum.Karşı yönden süratle gelen hangi aşk yaşasam ilk virajda feci şekilde can veriyorum.Giderken onu da götürmek istemiyorum. Bu aralar bazı benzetmeleri hiçbir şeye benzetemiyorum.Mesela ‘’PIRLANTA GİBİ İNSAN ‘’ ne demektir?.Çünkü ben hiçbir kuyumcuda sarrafın madenini överken ‘insan gibi pırlantadır ’dediğine inanmıyorum. Esasında,insan gibi pırlanta ile pırlanta gibi insan arasındaki cari açığı tahmin dahi etmek istemiyorum. Bu aralar hayatta olmayanları anıyorum.Neden ecellerini beklemediler de böylesi hali hazırda bir cenazeye ana karakter oldular saygıya teğet,hala soluyan ölüler,kabullenemiyorum.ha lbuki ben hayatta ölmem.Hal çaresi budur işte,ölmek için toprak altına girmeye lüzum yok,artık görüyorum. Bu aralar mutluluğa geç kalıyorum.her kalabalık şölende,bol notalı bir mazi çalarken,solistin mutlu çiftleri sahneye davet ettiğini duyuyorum.Ve bu çifte standart a inat bende oturduğum yerde ikiye bölünüyorum.Fakat dans etmiyorum. Bu aralar telefonda harcanan aşklara yanıyorum.Koskoca bir aşkın,hasretin bilmem kaç dakikası bilmem kaç kontöre mahvedildiği iletişim güçsüzlüne gülüyorum.. Ben bu aralar…. Hayatımdaki cari açığı kapatmaya çalışıyorum.Kapatmalıyım ki [...]
BenRobot’u yazarken asıl amacımız; yazdığınız kelimelere yönelik çok zekice cevap vermesi değil, hepimizin günlük internet ortamında gerçekleştirdiği işlemleri robota vereceğimiz komutlarla daha rahat gerçekleştirmeyi sağlamaktı. Ben Robot’da bulunan plugin (eklenti) desteği sayesinde de bu daha kolay bir şekil almaktadır. Robot kullanıcıları kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek kendilerine has eklenti yazabilecekleri gibi diğer kullanıcıların da ihtiyaçlarını karşılayabilecek eklenti yazıp bunları paylaşabilirler. Ben Robot’a nasıl eklenti (plugin) yazılacağı hakkındaki ilgili videoya bu bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Dün şurada tanıtımını yapmış olduğum Pixar tarafından yapılan UP! ( Yukarı Bak!) filmini Türkiye’ de sinemaya girmeden önce evinizde izlemek ister misiniz? Uzun süreli arayış sonucu bulup , hemen paylaşımını yapmak istedim. Aslında bu tarz paylaşımlar yapmam pek etik değil. Akabinde yayın sahibi tarafından gelecek talep doğrultusunda ilgili video bağlantıları yayından kaldırılabilir. (UP! Yukarı Bak filmi Yahoo sunucularına farklı kişiler tarafından yüklenmiş olup , arda.ahmetgil.com ilgili videoların yalnızca embed kodlarını paylaşmaktadır. ) İyi Seyirler. Up – Yukarı Bak / Bölüm 1 Up – Yukarı Bak / Bölüm 2 Up – Yukarı Bak / Bölüm 3 Up – Yukarı Bak / Bölüm 4 Up – Yukarı Bak / Bölüm 5 Up – Yukarı Bak / Bölüm 6 Up – Yukarı Bak / Bölüm 7 İyi seyirler.
Az önce facebook paylaşılanlarında gördüm bu videoyu. Özellikle eski çalıştığım işyerinin değişmez altın kuralıdır video sonundaki ifade. Aslında heryerde aynı sonuç geçerli. Başarıyı yakalayabilmek için tek bir kural. İşte aşağıda..
Yaklaşık 1 yıldır Zero Bilişim ile çalışıyorum. Benim gibi proje delisi bir adamı host etmek epey zahmetli bir iştir. Herşeyin en mükemmelini isterim. Hız, bileşenler, güvenlik ve alt yazılımlar. Uzun zamandır elimdeki projeleri ordan oraya taşıyıp durdum. Birçok sunucu ve firma değiştirdim. Başıma bir çok aksilik geldi ve firmanın dikkatsizliği sonucu hacklendim. Seyahat nedenlerinden dolayı 1 gün geç yatırdığım ücret için tüm sitelerim suspend edildi. Özellikle geçen yıl barındırma işlemlerinden epey bir başım ağrıdı. Aslında başta da belirttiğim gibi Zero Bilişim ile çalışma sürem 1 yıl. Tabi bu süreç içerisinde projelerimden yalnızca birisini barındırıyodum kendilerinde. Lakin diğer firmalarda yaşadığım tatsız olaylar sonucu Ramazan bey ile anlaşıp uygun bir fiyata mükemmel özelliklerde sunucu satın aldım. Şuan için tüm projelerimi bu alt yapıda barındırıyorum. Hem hızlı, hem güçlü hemde fiyatları çok uygun. Özellikle az önce öğrendiğim bir haberden sonra bu yazıya yer vermek istedim. Eğer blogunuzu nerde barındıracağınızı bilemiyorsanız, projeleriniz için vps ya da server düşünüyorsanız Zero Bilişimi şiddetle tavsiye ederim. Bu arada özel olarak Ben Robot projesine göstermiş oldukları ilgi ve destekden ötürü ayrıca teşekkür ederim. Zero Bilişim şuan itibariyle Türkiye’nin en kaliteli hizmetini en ucuz fiyata veriyor. R10‘da ve kendi sitelerinde yayımlanan fiyat listesini olduğu gibi aktarmak istiyorum. Lokasyon # İngiltere (UK2) & Türkiye (Profilo) İşlemci: 8 x Intel(R) Xeon(R) CPU E5405 @ 2.00GHz & Intel Core2 Quad 6600 RAM: 512 MB ram HardDisk: 40 GB HDD Bandwidth: 500 GB Isletim Sistemi: Windows veya Linux Kontrol Paneli : Plesk 9 veya alt versionlar (Ücretsiz) *Kurulum: ÜCRETSIZ! Aylik : 30 TL —————————————————————- İşlemci: 8 x Intel(R) Xeon(R) CPU E5405 @ 2.00GHz & Intel Core2 Quad 6600 RAM: 1024 MB RAM HardDisk: 60 GB HDD Bandwidth: 500 GB Isletim Sistemi: Windows veya Linux Kontrol Paneli : Plesk 9 veya alt versionlar (Ücretsiz) *Kurulum: ÜCRETSIZ! Aylik : 45 TL —————————————————————- İşlemci: 8 x [...]
Partly Cloudy ile sevenlerini animasyona doyuran Pixar‘dan yeni bir film daha. UP! Türkçe adı ile “Yukarı Bak!” filmi. Birçok kaliteli animasyonun yaratıcısı olan Pixar’ın yeni kısa filmi “UP! ( YUkarı Bak!)” sizlerle. Eğlenceli ve sevimli karakterler üretmekte Pixarın üzerine tanımam. Pixar Animasyon Stüdyoları tarafından hazırlanıp Walt Disney tarafından dağıtımı yapılacak olan “Up” filmi, çok eğlenceli bir üç boyutlu(3D) animasyon filmi. Filmin ana karakteri Carl Fredricksen, hayatı boyunca hayalini kurduğu dünya turu için çok ilginç bir araç seçiyor. Karısını erken kaybeden Carl Fredricksen, şehrin merkezindeki evinde huzurevine gönderilmek üzereyken dünya turu hayalini gerçekleştirmeye karar veriyor. Binlerce balonu evine bağlayıp perdelerinden yelken yapan Carl, çatıdaki rüzgar gülünü de dümen olarak kullanarak dünya turu hayalini gerçekleştirmeye başlar. Fakat ev uçmaya başladığında verandada kalan 8 yaşındaki Russel, gezi boyunca Carl’a hayatı farklı bir pencereden bakmayı öğretecektir. Şu 3ds max kursları bitiminde hedef böyle projelere imza atmak. Bunun için 40 fırın ekmek yemem gerektiğini siz yorumlara yazmadan ben belirteyim dedim Bu arada film 16 Ekim 2009 tarihinde Türkiye’de gösterime girecek. Pixar – UP! Burada da filmden farklı bir sahne ( Türkçe )
Aylardır karar aşamasında olup anca bugün sonuçlanan 3D Max eğitimime haftaya başlıyorum. Aylardır karar aşamasında. Çünkü isteğime tam cevap verecek bir yer bulamadım. Genelde kurs içeriği iç mimarlara yönelik ve bende mutfak dolabı, salon takımı v.b. şeyler çizmek ya da bunları çizerken bilinmesi gereken püf noktalardan sıkılıyorum. Çünkü elimdeki yaklaşık 20 gb’a yakın olan eğitim dvd lerinde hep bu mantık anlatılıyo. Tabiki bunların da balangıç için büyük bir önemi var. Ama 60 – 70 saatlik kurs süresinin yarısından çoğunun bu konulara ayrılması sıkar adamı. Nihayet istediklerimi tam anlamıyla karşılayan bir yer buldum. Ayın 15 inden itibaren kurs başlıyor. Orada öğrendiklerimden biraz biraz blogda bahsetmeye çalışacam. Ve yapmış olduğum çalışmaları kısa sürede yayıma geçireceğim portfolyo sayfamda yer verecem. Umarım her şey istediğim gibi olur. Sabit tasarımlar sıktı artık
Geçtğimiz günlerde , Milliyet Gazetesinin web sitesindeki “Günün En Beğenilen Sitesi” uygulamasında bulmuş olduğum güvenlik açığını duyurmuştum. İlgili açık hakkındaki bilgilendirmeyi Milliyet.com.tr çalışanlarına E Posta yolu ile göndermiştim. Daha sonrasında araya tatil ve Robot projesi girdiği için gelişmeleri takip edemedim. Az önce baktığımda Milliyet.com.tr bu bilgilendirmeyi yapmam nedeni ile mükafat olarak Günün Sitesi yarışmasına katıldığım blog bilgilerimi silmişler. Teşekkür ederim ilgili kişi Ayakta alkışlıyorum sizi.
Uzun süredir merakla beklenilen proje Ben Robot, 1.5.0 BETA sürümü ile kullanıma sunuldu. Daha önce duyurusunu yaptığım yazımdaki bazı özellikler pasif hale getirilerek yerine daha stabil fonksiyonlar eklendi. Örneğin Robotunuz ile kullanıcı konuşurken açılan chat box penceresi üzerinden konuşmaya müdahele edebilirsiniz. Bunun dışında siz ya da kullanıcılarınız yine konuşma penceresi üzerinden ./ogret komutu ile robota yeni kelimeler soru ya da cevaplar öğretebilir. Bununla beraber tüm yeni ve geçerli komutları bu bağlantı üzerinden görüntüleyebilirsiniz. Sadece r10.net ve Benrobot.org üzerinden, yayımlanma haberini sunalı yalnızca 3 saat olmasına rağmen şuan için toplam 537 kişi slm@benrobot.org üzerinden test edip 428 kişi de benrobot.org üzerinden programı download etmiştir. Yalnız özellikle açıklamak istediğim bir şey var. Ben Robot slm@benrobot.org adresi üzerinden hizmet veren bir uygulama değildir. Bu uygulama geçici olarak kullanıcıların demo versiyonunu görmesi için yaratılmış bir hesaptır. Bunun aksine Ben Robot kullanıcıların kendilerine göre değişiklik yapabileceği bir masaüstü (client ) uygulamasıdır. Lütfen yorumlarınız da tanıtımlarınızda bu konuyu baz alarak içerik oluşturunuz. Ayrıca Ben Robotu kullanabilmeniz için .NET Framework bileşeninin 3.5 versiyonuna sahip olmanız gerekmektedir. Bu Program Microsoft tarafından sunulan yasal bir yazılımdır. Framework bileşeni bilgisayarında olmayan kullanıcılar için Ben Robot kurulumunda bir kaç dakika içerisinde bu bileşen otomatik olarak kuruluyor. Eğer bilgisayarınızda daha alt sürümlerde bir Framework varsa lütfen Ben Robotu kullanmadan önce kayıtlı olan eski sürümü sildikten sonra Ben Robot kurulumuna devam ediniz.
Daha önce de şu bağlantı da mutluluk çubuğu ismi ile tanıtmış olduğum Wibiya, Türk kullanıcıları tarafından geliştirilerek, eklenti üzerindeki Türkçe dil alternatifi wibiya wiki sayfasında yayımlanmış. Türkçe olması gerek blog sahipleri gerek ziyaretçiler tarafından oldukça şukela olmuş. Wibiya aracı içerisinde yer alan Random Post (rastgele makale) karşılığına “Gelişigüzel” yerine “Rastgele” falan yazılsa daha uygun olurdu diye düşünüyorum. Sonuç olarak, bu değişim ile beraber bende Wibiya aracımı biraz daha derli toplu yapayım dedim.
Tatile çıkmadan önce bildiğiniz üzere yapmış olduğum tasarımları çalıp kendi yapmış gibi gösteren bir photoshop faresi yakalamıştım. Lakin kullanmış olduğum tema ve içerisinde yer alan görselleri komple değişip hazır bi şablon üzerinde %80′lik düzenleme yaparak “Uçur Beni” temasını oluşturdum. Yine herzamanki gibi sevdiğim renklere ağırlık verdim. Renklerin yanı sıra kullanmış olduğum twitter karakterleri ilede tema adını bulmuş oldu. Sade, hızlı ve eğlenceli bir tema olan Uçur Beni A2 Blogun 4. versiyonu olarak huzurlarınızda. Sizce nasıl olmuş?
Yaklaşık 1-2 ay önce Milliyet tarafından düzenlenen, Günün En Beğenilen Sitesi yarışmasına bende katılmıştım. Sağolsun a2 blog ziyaretçileri ve arkadaşlarımın desteği üzerine 3 hafta günün en çok oy alan sitesi kayıtlarına girdim. Lakin bu sistemde bir tuhaflık olduğunu en başından farketmiştim. Biraz kurcalama sonrasında , yarışmaya katılan kullanıcılar için büyük bir güvenlik zafiyeti olduğunun kanısına vardım. Kendi kullanıcı profiliniz üzerinden, yarışmaya katılan tüm sitelerin prodil alanlarına girebilir, bilgilerini değiştirebilir, hatta 1 gecelik çaba sonrasında günün en beğenilen sitesi olarak Milliyet gazetesinde sitenizin reklamını yaptırabilirsiniz. ( Tabi gece rahat uyuyabileceğinizi düşünecekseniz ) İlgili güvenlik açığının videosunu izlemek için bu bağlantı üzerinden devam edebilirsiniz. Video da yapılan işlemlerin gizli tutulması için adres satırını kayıt dışı bıraktım. Amaç yıkıcı değil yapıcı olmaktır. Milliyet.com.tr de yarışmaya katılan tüm web sitesi sahiplerine bu konuda dikkatli olmalarını diler, herkese bol şans dilerim
Diyenleri buraya alalım Yaklaşık 1 – 1.5 haftalık bir tatilden sonra 2009 lanetini üzerimdem atabileceğime inanıyorum. Tatil süreci içerisinde ; Özlem duyanlar, Bir merhaba demek istedim diyenler, Abi bi arkadaşa bakıp hemen çıkacam – cılar, Kurduğum sistemler ile problemi olanlar, Kahvemi yudumlarken aklıma geldinciler, ve bilimum günlük hayattan iletilerini paylaşmak isteyenler bu başlık altında yorumlarını yazabilirler. Söz geldiğimde hepsini cevaplayacağım. Özel, kişisel durumu olanlar ” yorumun yayımlanmamasını” belirtebilirler. (gizlilik temel prensibimiz… erotik masak salonlarının sloganı gibi oldu ) Kendinize iyi bakın. Günde tok karnına en az 1 kere A2 Blog‘dan almayı unutmayın
Son günlerde bu konuda epey bir hassas durumdayım. Malum , adamlar içerikten ziyade tasarımı, hatta size ait olan sloganınızı bile çalıyorlar. Biz blogcuları çileden çıkartan en büyük sorun bize ait olan makalelerin herhangi bir kaynak göstermeksizin emek hırsızları tarafından kullanılmasıdır. Bunu ne yazık ki engelleyemiyoruz. ( bazı javascript ve benzeri kod uygulamaları ile biraz daha zor hale getirilebilir) Peki blogumuza yazmış olduğumuz makaleleri kendi blog ya da sitelerinde yayımlayanları nasıl tespit ederiz? Bunu sizin yerinize Copyspace yapıyor. Buna birnevi çalıntı içerik arama motoru da diyebiliriz. Kullanımı oldukça basit. Şu bağlantı üzerinden siteye gidip kendi blog adresinizi yazııyorsunuz. Çıkan sonuçlarda blogunuz içerisinde yer alan makalelere sahip diğer siteleri görebilirsiniz. Umarım kimse böyle bir sonuç ile karşılaşmaz.. İyi Bloglamalar.
Onunla yaklaşık 2 ay önce, sevgili dostum Kaan‘ın bahsetmesi üzerine tanıştım. Ozamanlar cenin bünyesinde bir proje idi adını almış ama ne bir surat ifadesi nede renkleri vardı. Aslında bunların olmasına da gerek yok. Çünkü işlevi ve projenin amacı takdire şayen nitelikte. Söz de kendime derim ; “eğlenceli projeler adamısın” diye. Ama böyle dostlarım olduğu sürece benim bu imajım biraz arka planda kalacak gibi Botacad için yapmış olduğum destek görsellerine buradan ulaşabilir, isterseniz blogunuzda yayımlayarak BOTACAD‘in gelişmesine destek olabilirsiniz. BOTACAD Nedir? Bana göre BOTACAD bu konuda en iyisidir Daha da detaylara inecek olursak ; Botacad Bir yapay zeka asistanıdır. Php ile tamamiyle sıfırdan ve Botacad için kodlanmış özel bir sistemdir. Botacad Sanal AutoCAD Hocasıdır. Amacı AutoCAD hakkında en kolay ve hızlı şekilde yardım almanızı sağlamaktır. Günümüzde vakit nakittir deyimi büyük bir yer bulmaktadır. Çalışmalarımızda yaşadığımız problemlerin bir an önce giderilmesi, olası zararların önlenebileceği gibi, sıkı rekabet koşullarında, rekabet gücümüzü arttırmayı ve bilgiye hızlı ulaşarak hızlı çözümleri getirmeyi de sağlayacaktır Botacad Nasıl Çalışıyor? Birbirine benzer iki soru nun iki farklı cevabı olabilmektedir. Botacad iki sorudaki karakteristik özelliklere göre iki soru arasındaki farkı algılıyor ve en uygun cevabı iletiyor. Hatalı yazımları ve kısaltmaları özel yapısı sayesinde benzerlik oranlarına göre algılıyor. Peki Botacad şu anda ne biliyor ? Botacad, günlük hayatta sık kullanılan 1000 den fazla soruya cevap verebiliyor. Evet şu an için oldukça az, ama bu rakam her geçen gün artıyor. Botacad AutoCAD konusunda, 200 e yakın soru biliyor.Bu yıl içerisindeki hedef, 10.000 soruya cevap. Botacad ‘ in Hedefi Nedir ? AutoCAD ile ilgili her soruyu cevaplayabilecek bilgi arşivine sahip olmak. Sohbet diyaloglarında genel değil özel cevaplar. Botacad Nasıl Gelişiyor? Günlük olarak sık kullanılan kelime ve cümleleri tespit ederek, Botacad’e entegre ediyoruz. Aynı zamanda, sorulan sorularda cevaplanamayanlar, yönetici panelinden kontrol edilerek, en kısa sürede cevaplandırılmaktadırlar. Bununla birlikte, yapılan konuşmaların log kayıtları incelenerek, konuşmalardaki [...]
Yeni tasarım oyuncağımızın adı Wordle. Wordle ile blogunuza özelleştirilmiş etiket bulutları oluşturabilir, hayal gücünüze bağlı olarak blogunuzun tasarımında kullanabilirsiniz. İster kendiniz ekleyin, isterseniz rss adresinden besleyin. Wordle ile birbirinden farklı yazı tipi ve renk özelliği ile eğlenceli vakitler geçirebilirsiniz. Şu bağlantı üzerinden Wordle’a ulaşıp basit bir kaç işlem sonucu blogunuz için oluşturduğunuz etiket sayfasını kullanabilirsiniz. Açılan sayfada create sekmesi altındanaşağıdaki işlemleri yapabilirsiniz. (*) Paste in a bunch of text: Manuel olarak ( el ile ) istediğiniz sayı ve düzende blogunuzu tanımlayıcı kelimeler girebilirsiniz. (*) or Enter the URL of any blog, blog feed, or any other web page that has an Atom or RSS feed : Rss feed besleme adreslerinizd e yayımlanan içeriklerinize ait etiket ve konu başlıklarını otomatik olarak ekletebilirsiniz. (*) or Enter a del.icio.us user name to see their tags : del.icio.us kullanıcı adınızı yazarak profil alanınızdaki etiketleri kullanabilirsiniz. Tüm bu işlemler sonrasında Save to public gallery butonuna tıklayarak yaratmış olduğunuz etiket sayfasının tüm kullanıcılara görünmesini sağlayabilir, ilgili bağlantı linkini blogunuzda kullanabilirsiniz. ( Örn: A2 Blog ) Dipnot: Create sekmesi altında yer alan farklı özellikleri kullanarak yazı tipi ve rengini isteğinize göre değiştirebilirsiniz.
Son günlerde a2 blogun alt tarafındaki sihirli çubuğu farketmişsinizdir. Ben ona mutluluk çubuğu diyorum. Hem sosyal hem eğlenceli hemde iş gören bu çubuğun asıl adı Wibiya. Wibiya ,blog yazarlarının birçok ihtiyacını karşılayıp blogları daha sosyal hale getirmekte en büyük etken. Bu sihirli çubuk sayesinde kayıtlı olduğunuz sosyal platformlardaki mevcut alanınızı okurlarınızla paylaşabilir, makalelerinizin farklı 12 dilde çeviri işlemini yapabilir, ziyaretçilerinizin rastgele makalelere yönlenmesini sağlayabilir, ister blog içi ister Google üzerinden arama yaptırabilir, blogunuz ile ilgili yazmış olduğunuz duyuru ya da bildirimleri tüm kullanıcılarınıza ulaştırabilirsiniz. Bunların dışında, okurlarınız beğendikleri makaleyi birçok imleme sitesinde paylaşabilir, flickr üzerinden oluşturmuş olduğunuz fotoğraf albümünüze göz atabilir , yeni bir sayfaya ihtiyaç duymadan twitter iletilerinizi takip edebilir, son yazılan makalelere göz atabilir, Facebook da blogunuz ya da siteniz için oluşturduğunuz gruplara katılabilir ve kendi aralarında iletişim kurabilirler. Tüm bu sosyal ve eğlenceli özelliklerinin yanı sıra istatistik tutma özelliği de bulunan Wibiya’nın hiç vakit kaybetmeden kurulumuna geçelim. Wibiya 4 farklı platform alt yapısına kolayca entegre edilebilme özelliğine sahiptir. Bunlar başlıca WordPress, Blogger, TypePad, ve diğer içerik yönetim sistemleri. Wibiya yı WordPress’e nasıl entegre ederiz? Öncelikle bu bağlantı üzerinden Wibiya’nın kayıt sayfasına ulaşıp sağ tarafta yer alan ilgili bilgileri dolduruyoruz. Belirtmiş olduğunuz E-Posta adresine üyeliğiğinizi aktif hale getirebilmeniz için gönderilen linke tıkladıktan sonra yapılandırma ayarlarına geçiyoruz. Wibiya üzerinden “Edit Toolbar” sekmesi altındaki özellikleri kendimize göre düzenliyoruz. Bu özellikleri WordPress alt yapısına sahip bloglarımıza göre nasıl düzenleyebiliriz? * Wibiya üzerinden blogumuzun renk tonlarına uygun araç çubuğu temasını seçiyoruz. * Sihirli çubuk için blogumuzun logosunu ayarlıyoruz. ( http adresi üzerinden, bilgisayarınızdan yükleyerek ya da wibiyanın standart logosunu kullanabilirsiniz) * Bu işlemlerden sonra karşınıza gelen pencerede Sihirli çubuk üzerinde kullanabileceğiniz araçların listesi geliyor. Kullanmak istediğiniz aracın üzerine tıklayrak seçili hale getirebilirsiniz. (ben hepsini kullanıyorum) * Sonraki işlemlerde bu sihirli çubuğu hangi platform üzerinde kullanacağınızı soruyor. WordPress iconuna tıklıyoruz ve blogumuza yüklememiz [...]
Az önce yapmış olduğum bir tasarımda kullandığım, tasarım dilinde “stamp” ( damga, kaşe) halk dilinde ise pul diye ifade edilen ufak bir çalışmayı paylaşıma sunmak istedim. Çalışmanın içerisinde 2 farklı katman var. İster ikisini beraber kullanın isterseniz ayrı ayrı. Boyutları ile oynayabilir, kendi blogunuz yada web siteniz için uyarlayabilirsiniz. Bu bağlantıyı takip ederek ilgili çalışmanın PSD dosyayını farklı 12 site üzerinden indirebilirsiniz.
Sanırım her 10 blog yazarından 8′i kullanıyordur twitterı. Blogumuzun sağına soluna hep en cici görselliğe sahip olanı koymaya çalışırız. Eğer blogundaki twitter görsellerinden sıkılan ve acilen değiştirme ihtiyacı bulunan varsa şu bağlantı tam size göre… Twitter görsellerinin devamı için burdan…
Blogsferin en güçlü tanıtım mekanizması olan BloXoo yu, doğru kullandığınızda blogunuz için ne kadar etkili bir araç olabileceğini biliyor muydunuz? Her ne kadar mütevazi görünmek isteyip, “yok canım! bu blogu ben kendim için kullanıyorum, hit önemli değil egolarımı bastırıyorum sadece” desek de günde yüzlerce kişinin blogumuzu ziyaret etme isteğimiz şüphesiz kaçınılmazdır. Bunun için farklı yollar dener, ilk etapta her ne kadar içimizden gelerek yazma hevesimiz olsa da istenilen ilgiyi görmeyince uzmanlık alanımız dışında, hatta daha önce hakkında hiç deneyimimiz olmayan konuları farklı platformlardaki paylaşımlardan blogumuza kopyalarız. Bunun hiçbir getirisi olmadığı gibi ziyaretçileriniz tarafından kazanmış olduğunuz intiba içler acısıdır. Lakin benim ziyaret etmiş olduğum bir blog da hoşuma giden yazı olursa öncelikle başlığı, sonrada makale içerisinde yer alan kelimeleri Google’da aratarak makalenin ve blogun orjinalliği konusunda blog sahibine karşı farklı izlenimlerim olur. Baştada belirttiğim gibi uzmanlık alanımız dışında, ya da hakkında hiç bir bilgiye sahip olmadığımız konuları paylaşmak hit gibi görünse de ileriki zamanlarda blog sahiplerini dumur edebilir. Kısaca örnek vermek gerekirse, yakın zamanda BloXoo araçlarından KEŞFET ile rastgele bir blog keşfetmiştim. Blogun formatı daha çok eğlence konulu olsa da 2-3 yazı dizisi halinde C# diline yer verilmesi ilgimi çekmişti. C# ile nesne tabanlı programlamaya yönelik birkaç örnek bulunuyordu. Bahsedilen konuya yönelik aklıma takılan ufak bir soru işaretini yorumlayarak makale sahibinden bilgi edinmek istedim. 2 gün boyunca, gün içerisinde hem blogu takip ettim, hem de yazmış olduğum yoruma ilgili cevabın gelmesini. Takiplerim sonucunda blogun farklı konularının yorum aldığını, blog sahibinin bu yorumları onayladığını gördüm. Fakat ne hikmetse benim yazmış olduğum yoruma yönelik herhangi bir cevap gelmemesi gibi yorumum da hala onaylananlar arasında görünmüyordu. Belli ki blog sahibinin bu konu ile ilgili herhangi bir deneyimi yok. İşte bu durum o blogu öldürüyor. Normal şartlarda bahsi geçen blogu arama motorlarından ya da takip ettiğim bağlantı linklerinden bulmam söz konusu değil. Tamamen BloXoo ile [...]
Bir zamanlar kulağımıza şiir gibi, ninni/nenni gibi gelen o mübarek ses. [dewplayer:http://arda.ahmetgil.com/muzik/modem.mp3] indirmek isteyen bu bağlantıyı kullanabilir.
Yarın öleceğinizi bilseydiniz? Bugün vermek zorunda olduğunuz son derste ne anlatırdınız? Birkaç aylık ömrü kaldığını öğrendikten sonra verdiği son dersle internet üzerinden dünya çapında üne kavuşan Amerikalı Profesör Randy Pausch 25 Temmuz 2008 cuma günü kanserden hayatını kaybetti. Evlenmek için 39 yaşına kadar neden beklediği sorulduğunda, “Mutluluğu benim mutluluğumdan daha önemli olacak kişiyi bulmak için bekledim” diyen Randy; Jai ile evlendikten sonra üç çocuk babası oldu. “Son Ders”in sonunda “Bu konuşma size değildi. Çocuklarım içindi” demesi de bir başka insani dürüstlük örneğiydi. Profesör Randy Pausch, Ruhun Şad Olsun…
Afrikada Her Sabah Bir Aslan Uyanır, En Yavaş Ceylandan Daha Hızlı Koşması Gerektiğini, Yoksa Öleceğini Bilir. Afrikada Her sabah Bir Ceylan Uyanır, En Hızlı Aslandan Daha Hızlı Koşması Gerektiğini, Yoksa Öleceğini Bilir. Aslan ya da Ceylan Olmanızın önemi yok, Yeterki Her Sabah Kalktığınızda, Daha Hızlı Koşmanız Gerektiğini Bilin.!!
Yaklaşık 2 haftadır üzerinde çalıştığımız projeler ve real hayat rutinleri dolayısıyla blogun yüzüne bile bakamaz olmuştum. Neyseki hacklendik, titredik ve kendimize geldik : ) Aslında bir bakımdan hak ettim sayılır. 1 Senedir tasarıma yoğunlaşma ve nasıl olsa hack huk tarak kürek işlerini bıraktık düşüncesiyle arkamızda pek bi düşman kadrosu bıraktığımı düşünmüyor, bu yüzden de ekstra bir güvenlik önlemi almıyordum. Aslına bakarsanız hala bir düşmanım yok (insan düşmanının bile akıllı olmasını ister) Lakin sunucu ve beraberinde lokasyon değişikliği yapma kararımız epeydir vardı. Malum projeleri oturtalım, ortalığı sakinleştirelim sonra kendi sunucumuza rahat rahat geçip işe güce devam edelim diyordum. Sanırım geç kaldım. Blogu hackleyen şahıslar vakti zamanında Zorbey iken husumetim olan, daha doğrusu husumet ortamını kendim yarattığım, 2 satır kod bilgisine sahip olmayıp sağda solda ben babayım, paşayım hackerım diye bas bas bağıran tiplerden biri. Bunca zama sonra niye böyle bir şey yapma gereğinde bulundu diye düşünürken aklıma geldi. Son musabakamızda elemanın elinde avucunda ne varsa almıştım. Pek etik değil gerçi ama , kız arkadaşının resimlerini falan publish etmiştim. Ee kim olsa kızar değil mi? Gerçi ilgili kayıtlar ve resimler hala duruyor. Bir an aklıma geldi hatıraları canlandırsak mı diye. Ehh bu saatten sonra bu bize pek yakışmaz sanırım. Tabi bu kadronun içinde yine eski atmosferde dostum, hatta kankam olan biri daha var ki sormayın…(sorun sorun adı Fikret) Ben hala anlamış değilim neden böyle birşey yapma gereğinde bulundu. Bir insan kendini bu kadar mı küçültmek ister. O kadar evine ofisine davet etti. Bir çok geceyi beraber sabahladığınız bir dost sizi rencide etmeye çalışıyor. Sanırım hack hevesinden dostluk kavramını yitirmişler, yazık! Ne gariptir ki bu işi yapan kişilerin sitelerine baktığımda, hepsi ya sitesini kapatmış ya dns lerini google’a yönlendirmiş yada suspend etmiş Korkunun ecele faydası olmadığını biliyorsunuzdur umarım. Gelelim teknik alt yapıya; Yukarıda da bahsettiğim gibi sunucu değişimi süreci içerisinde “Sitemde internet hizmetleri” [...]
2 aydır süren proje tamamlama yoğunluğu, üstüne ev taşıma planı, beraberinde gelen ufak çaplı sıkıntılardan sonra BloXoo’da günün blogu olmak epey bir motivasyon sağladı. Blogumuzu uygun görüp değerlendiren editör arkadaşlara ve değerli yorumlarını esirgemeyen tüm BloXoo üyelerine sonsuz teşekkürler. Aslında hiç beklemiyordum Günün Blogu olmayı. Bazılarınız bilirler 2007 yılında Zorbey ismi ile kayıt olmuştum. Zorbey.org isimli blogumla takılıyorduk kardeş kardeş. Sonrasında kabuk değişikliği ve daha yeni projeler ile kendi adım ile yeni bir blogda devam etmeyi düşündüm. Dün değerli arkadaşım Aytaç‘ın blogundan sonra , sıranın bana geleceğini hiç düşünmedim. Sanırım kıskandığımı anladılar Sonuç olarak tekrardan herkese teşekkür eder, hepinize iyi bloglamalar dilerim.
Az önce sahibinden.com’da karşılaştığım satılık papağan ilanını paylaşmak istedim. İlan Başlığı: KAFESİNİ NADİREN AÇABİLİYORUM YEMİN EDERİM AİLEMİZİ PERİŞAN ETTİ! İlan İçeriği: BİR TANIDIĞIMIN HEDİYE ETTİĞİ JAGO CİNS PAPAĞANIMI SATIYORUM.O TANIDIĞIMLA DA BÜTÜN İLİŞİĞİMİ KESTİM.ALANA DAHA ÖNCE KERPETEN (PAPAĞANIN İSMİ) TARAFINDAN PARMAĞI KOPARILAN KARDEŞİMİN KULLANDIĞI İLKYARDIM SETİNİ BEDAVA VERECEĞİM.ZAMANINDA BİR PETSHOPA SATTIĞIMDA ADAM BANA PARAMI İADE ETTİ VE 3. FOTOĞRAFI BANA YOLLADI.DİĞER KUŞLARLA DA FAZLA ANLAŞAMAMIŞ. GEREKLİ GÖRDÜĞÜM BAZI ÖNEMLİ NOTLAR; ASLA KAFESİNİ AÇMAYINIZ. AÇARSANIZ ELİNİZDEN HAYDARI EKSİK ETMEYİNİZ. KERPETENE ASLA AGRESİF TAVIRLAR GÖSTERMEYİNİZ. OLUR DA YEM VERMEK İÇİN KAFESİNE YANAŞIRSANIZ 3 KİŞİDEN AZ OLMAYINIZ. YEM OLARAK HERŞEYİ VEREBİLİRSİNİZ YEMEK SEÇMEZ.(BAMYA, KURUFASÜLYE, KABAK) KOPAN UZVUNUZU BUZLA DOLU BİR TENCERE VEYA BENZERİ BİR KAP İLE EN YAKIN DEVLET HASTANESİNE GİDERSENİZ ÇOK GEÇ KALMIŞ SAYILMAZSINIZ. ALAN ARKADAŞA HAYIRLI OLSUN. Fiyat: 3.000 TL “İlanın orjinal hali ve bahsi geçen psikopat kuşa şu bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.” Böyle bir kuşa sahip olmak istermiydiniz? ) ( Not: başlangıçta alışkanlıktan gittigidiyor yazmışım:) Sahibinden.com’a link vermişim. Konuyu okuyup uyaran arkadaşa teşekkürler.)
Aslına bakarsanız yaklaşık 1 yıl öncesine dayanan bir proje idi bu. İlk etapta %10 ‘u tamamlanmış, sonrasında yenilenen yapılacaklar listesi nedeniyle araya kaynamış ve 1 yıl sonra yeniden hortlatılmış bir proje. Eski blogumu takip eden okurlarım bilir, geçen sene birkaç kere konu ile ilgili makale yazmıştım. Merak eden ziyaretçiler hakkında bilgi edinmek istemişti, her ne kadar sürpriz bir proje olmasını istesemde bir kaç ipucu vermeden de duramadım. Proje detayı çok fazla bir mantık içermiyordu, genel olarak yalnızca eğlence amaçlı bir kullanım sunan Robot, Msn üzerinden özelleştirilebilir kelime haznesi ile sorulan sorulara cevap vermeyi amaçlıyan bir uygulamaydı. Soru – Cevap şeklinde isteğe göre geliştirilebiliyodu. Başta da dediğim gibi yalan yanlış bir başlangıç yapıp kaldırdım rafa. 1 Yıl aradan sonra biraz tozlandığını gördüm : ) ufak tefek bir kaç bileşen güncellemesi ve kod eklemesi ile alt yapı fonksiyonu tekrardan çalışır hale geldi. Tasarım konseptini baştan sona değiştirdim. Daha dinamik renk ve maskot kullanmayı tercih ettim. Bu haliyle daha bir yakışıklı oldu sanki. Algoritmayı sıfırdan yapılandırdık, tabi bu işlem sırasında h4ckinger‘ın (Asım) mucizevi gücü yardımıma yetişti. Aramızda kalsın ama bu çocuk gerçekten muhteşem yahu. Şuan için içerisinde bulunan stabil algoritma web master ihtiyaçlarını büyük bir ölçüde karşılamakta. Hala aklımıza gelen ekstra fonksiyonları da entegre etmeye devam ediyoruz. Şuan için Robot neler yapabiliyor? Belirtilen web sitesinin pagerank değerlerini sorguluyor, Belirtilen web sitesinin alexa değerlerini sorguluyor, Belirtilen web sitesinin anlık baclink değerlerini sorguluyor, Belirtilen web sitesinin tüm site istatisiğini sorguluyor, Belirtilen web sitesinin içerik bilgisini sorguluyor, Belirtilen web sitesinin ekran görüntüsünü yakalıyor,yüklüyor, Belirtilen web sitesinin domain whois bilgilerini sorguluyor, Belirtilen Blog ve Blog sahibinin BloXoo değerlerini sorguluyor, Belirtilen kullanıcının Twitter iletilerini okuyor, Belirtilen kullanıcı adı ve şifre ile Twitter’a ileti gönderiyor, Belirtilen “Video” ve “Müzik” aramalarını sorguluyor, Belirtilen kelime hakkında arama sonuçlarını sorguluyor, Tüm dillerde çeviri yapabiliyor, Burcunuza göre günlük astroloji bilgilerinizi sorguluyor, Günlük motive [...]
Bugün, gün içerisinde yapmış olduğum tasarımları blogda yayımlamaya karar verdim ve şöyle bir şey yaptım. Galeri tadında bir arşiv oldu. İlgili görsellerin üzerine tıkladığınızda çalışmayı gerçek boyutlarında görüntüleyebilirsiniz. Galeri yeni olduğu için eski tasarımları koymak istemedim. An itibariyle devam eden çalışmalarımı da günlük olarak yayımlamaya çalışacam. Umarım sizler de beğenirsiniz. Tüm fikir, görüş ve önerilerinizi bu makale altında yorumlayabilirsiniz. İyi seyirler.
Asabi, karmakarışık, şişkin beyinli (o nedemekse), action, fotoşopar, kahvekolik, uykusuz!, somurtkan, aç, kirli, kurumsal, fikr-i mühim ve bilimum asosyal ibare altında yer alan herbişeyim. Şu her fikri aklıma gelir gelmez yapma isteği alışkanlığımdan bir türlü kurtulamadım. Bir insanda plan olur, terip düzen olur demi? vallahi bende yok öyle birşey. Soyut fikirleri tasarlarken sanki arkamdan gladyatörlerin kovalıyacağını düşünerek hızlı hareket etmek istiyorum bu nedenle biri bitmeden diğerine geçme alışkanlığımdan şiddetle nefret ediyorum. Hali hazırda beğeni kazanabilecek 15 adet projem var. İşin içinden bir türlü çıkamadım. Hemen hemen hepsi, her kitleden kullanıcıya hitap edecek şekilde. Fakat hangisine ağırlık vereceğimi bir türlü düşünemiyorum. Bilgisayarı her açtığımda ondanmı başlasam, yoksa şundanmı? (o piti piti web 2.0 sepeti ajax lastik jQuery elastik) Şöyle deliksiz olarak 2 gün uyusam belki rahatlıyacam, sanırım tek sorun uyku. Uykusuzluk ile beraber dolayısıyla dikkatde dağılıyor. Toparlıyamıyorum kendimi. Evet evet kesinlikle uyumam gerekiyor. Hatta hemen şimdi. Şimdi random bir karar alayım, burayada yazayımki şahit olun banada etkisi olsun : ) Öncelikle Blog Color üzerinden gelen birkaçtane tema siparişi var onları yaparım (max. 2 gün) sonrasında eğer yeni bir talep gelmez ise, Poozla‘yı tamamlamayı düşünüyorum. Daha sonrasında Msn API’lerini kullanarak işlem gören sevimli bir robot uygulamam var, ona geçeyim. Sonrasında da diğerlerini hizaya getiririm sanırım. Ha bu arada yapılacaklar listesi içerisinde blogum içerisinde birkaç yenilikte var. Sevgili takipçilerime duyurmak isterim Yatmadan önce son sigaramı yakıp aşağıda paylaşmış olduğum müziği dinliyorum. Müzik ve sigara bitiminden sonra Arda yatar. Böylece günün sitemini etmiş olup blogun ne kadar faydalı bir stress mekanizması olduğu düşüncesine bir kez daha tanık oluyoruz. Herkese iyi bloglamalar. [dewplayer:http://arda.ahmetgil.com/muzik/keman1.mp3]
İçerisinde yaklaşık 15.000′e yakın blog sahibini barındıran eski adı ile Blograzzi, Bloxoo olalı gözle görülür epey bir evrim geçirdi. Kayıtlı kullanıcıların sumuş olduğu fikirler ile kendi özel uygulamalarını bütünleştirerek yepyeni bir Bloxoo var artık. Özellikle can sıkıcı olan forum fonksiyonları tamamen elden geçirilmiş ve kullanıcı dostu menüler yapılmış. Profil alanlarında sosyal uygulamalara yoğunluk verilerek ajax ve jQuery bileşenlerine daha çok yer verilmiş. Forumlara entegre edilen özelleştirilebilir kategoriler ile konu krililiği azda olsa ortadan kalacak gibi. Özellikle son günlerde takıldığım “Online Üyeler” köşesi anında rekasiyon göstermiyordu. Şuan için anlık değerleri vermekte. Kısacası epey bir elden geçmiş. Dağ taş, site, sayfa , kod değişiyorda birde şu insanı değiştirebilsek ah ne güzel olur. Bloxoo’ya ışınlan.
Yeni nesil olarak bu sanat harikasını Issız Adam filmlerinden tanıdık. Araştırdık, şarkılarını çok beğendik. Hayal meyal hatırlıyorum da babamın taş plak arşivinde de vardı Semiramis Pekkan. O ne muhteşem, ne kadife bir sestir ki hergün kendini zevkle dinlettiriyor. Semiramis Pekkan , soyadından da bildiğiniz üzere Ajda Pekkan’ın kardeşi. Her iki isimde Türk sanat camiasının muhteşemleri. Semiramis Pekkan hakkında daha detaylı bilgileri ve albümlerini aşağıdaki videolardan bulabilirsiniz. Semiramis Pekkan Kimdir? Semiramis Pekkan, 30 Eylül 1948 yılında, İstanbul’da dünyaya geldi. Çamlıca Kız Lisesi’ndeki eğitimini son sınıfta noktalayan sanatçı, 1964 yılında, “Kara Memed” filmiyle, profesyonel hayatını, sinema dünyasında başlattı. Birçok filmde rol alan Semiramis Pekkan, sinemanın yanısıra, tiyatro oyunlarına da ağırlık verdi. 1965-1966 yıllarında, Ankara Sanat Tiyatrosu’nda sergilenen “Bozuk Düzen, Brooklyn Köprüsü, Ninocka, On Küçük Zenci” rol aldığı oyunlardan bazıları. Semiramis Pekkan’ın müzik hayatı 1968 yılında başladı. İlk iki 45’likleri olan “Bu Ne Biçim Hayat” ve “Olmaz Bu İş Olamaz” şarkılarıyla sesini tüm ülkeye duyurdu. Birçok 45’lik ve üç LP’si mevcut olan sanatçı, iki Altın Plak’la ödüllendirildi. Semiramis Pekkan evlendikten sonra sanat hayatını noktaladı. 2006 yılında Kalan Müzik tarafından piyasaya sürülen “Yeşilçam Şarkıları” adlı iki CD’de Senden Vazgeçemem, Dert Ortağım şarkıları ile ve Odeon tarafından piyasaya sürülen “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş 4″ CD’sinde O Karanlık Gecelerde şarkısı ile uzun yıllar sonra da olsa, onu asla unutmayan hayranlarıyla hasret giderdi. Görsel Kaynak
Son günlerde bir çok blog ve forum sitelerinde reklamları verilen ve turnuvaları düzenlenen MyBrute çılgınlığına ben de katıldım. Oldukça basit ve eğlenceli olan MyBrute hakkında önce ufak bir bilgi verelim. Nedir? Flash tabanlı çevrimiçi ve zahmetsiz bir oyundur. Diğer oyunlar gibi basit stabil içerik ve oyunun kendi algoritmasına karşı rakip olarak oynamanızdan ziyade MyBrute’da her rakip gerçek bir karakterden oluşmaktadır. Günde 6 dövüş hakkı vererek tadını damağınızda bırakır. Kazandıkça gelişen, geliştikçe yeni özelliklere sahip olan savaşçı karakterlerinizi sonraki levellere hazırlayabilirsiniz. Yaratmış olduğunuz karakteri sadece size özel olması için şifreli kullanım yapabilirsiniz. Sistemin size vermiş olduğu referans linkinden gelen arkadaşlarınız sayesinde tecrübe puanları kazanabilir, toplistin üst sıralarına geçebilirsiniz. Nasıl Oynanır? Sizin yapmanız gereken önce kendi karakterinizi sonra da rakip karakteri seçmek. Sonrasında kendi tekme tokat dalıyor zaten. Random hamleler ile bir ben bir sen taktiği ön planda olan MyBrute’da eğlenceli vakit geçirebileceğinizi düşünüyorum. Varlığını uzun zamandır bilmeme rağmen ilk kendi karakterimi bugün oluşturdum. Toplamda 6 farklı karakter ile savaştım. Şuan için 6 Galibiyetim 0 Mağlubiyetim var. Henüz dişime göre bir rakip bulmuş değilim Eğer MyBrute’da kayıtlı karakteriniz varsa yada yeni karakter oluşturarak ağzımı gözümü patlatmak isteyenler şu bağlantı üzerinden devam edebilir, isterlese kahveden adam çağırabilirler. İşte buda benim karakterim.
Son günlerde birçok web sitelerinde gözünüze çarpmıştır avatar/maskot cümbüşlüğü. Rengarenk ve oldukça sempatik bu avatarların fabrikası Face Yor Manga. Kendi suratınıza en uygun avatar/maskot karakterini ağızdan göze, burundan saça kadar tüm ayrıntılarıyla oluşturabilirsiniz. Flash tabanlı bu uygulama son günlerde benimde oyuncağım olmuş durumda. Özellikle kişisel blog sahibi arkadaşlarımın bannerlarında kullandığım bu uygulamayı sizlere de tavsiye ediyorum. Hiç vakit kaybetmeden face your manga sitesine gidip kendi avatar yada maskotlarınızı hemen oluşturabilirsiniz. Ufak bir tavsiye, oluşturmuş olduğunuz bu görselleri gravatara sayesinde kullanmış olduğunuz mail adresine entegre edebilir ,farklı sitelerinde yapmış olduğunuz yorumlarda kayıtlı mail adresinizi yazdığınız sürece maskotunuzun görünmesini sağlayabilirsiniz. Bu makaleden sonra kendi maskotunu yapan arkadaşlar yorumlar kısmında hazırladığı maskotu paylaşabilirler. Bu da benim : )
Daha öncede şu bağlantı üzerinden bir sürprizimiz olduğunu duyurmuş olup, blog sahiplerini ve okurları çok sevindirecek bir sürpriz olduğunu vurgulamıştık. Dilerseniz hemen Blog Color hakkında detaylı bilgilere geçelim. Nedir? Blog Color genel olarak, Blog sahiplerine yönelik interaktif tasarım, görsel içerik zenginliği ve profesyonel bileşenleri ile hizmet vermekte olan tasarım atölyesidir. Bloglamaya yeni başlayanların yada uzun zamandır blog yazanların temel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak web standartları bünyesinde performans arttırıcı hizmet sunmaktadır. Bloglarınızın daha özgür ve profesyonel alt yapıda size ve içeriğinize en uygun tasarım tarzını ziyaretçilerinize doğrudan sunma imkanı sağlamaktadır. Günümüz teknolojisinde özellikle Türkiye’de birçok kaliteli içerik sağlayan blog yazarları bulunmakta. Ekibimizin kurulum aşamasında, blogu gündemde olan blog sahipleri ile yapmış olduğu görüşmelerde ilgili blog yazarlarının sıkıntılarını bir araya getirdik ve sorunların başlıca site tasarımı ile barınmış oldukları ücretsiz platformlardaki alt yapı kaynaklı kısıtlamalar olduğu kanısına vardık. Bu araştırmadan sonra Türkiye’deki profesyonel arayüz tasarımcıları ile Reklam ve Seo uzmanlarını bir araya getirerek, siz değerli blog yazarlarına en kaliteli hizmeti en uygun fiyata sunmak üzere hizmet vermeye başladık. Neler Yapar? Göze hitap eden tasarımların yanı sıra beyne ve zevke hitap eden tasarımlar yapar. Bu sayede blog sahiplerinin siteleri ve isimlerinin daha uzun süre akılda kalıcı olmasını sağlar. Tema Tasarımı Yapar : İçeriğinize ve karakterinize en uygun renk paletleri ve görsel aparatları bir araya getirerek blogunuzun şablon tasarımını yapar. Logo ve Banner Tasarımı Yapar : Blogunuzun en gösterişli yerinde blog adınıza ve içerik formatınıza uygun, sizi markalaştıracak Logo ve Banner görselleri hazırlar. Maskot Tasarımı Yapar: Web sitelerin akılda kalıcı özelliğini ön plana çıkaran, blog adınıza ve içerik formatınıza uygun olarak ziyaretçilerinizin sizi daha çabuk hatırlamalarını sağlayacak maskotlar yapar. Sizi Tesisinde Barındırır: Bloglamak özgürlüktür, sözünden yola çıkarak ücretsiz platformlarda sınırlı özelliklerin can sıkıcı hale geldiği son zamanlarda, blogunuza tamamen hakim olabilmeniz ve özgürlüğü hissedebilmeniz için size özel web alanı sunar. %100 site hakimiyeti ve [...]
“Tongma gas gloku” diğer adıyla “Yontma Taş Blogu” yeni nesilin en eğlenceli uygulaması. Bu hafta a2 blog için ilkini başlatmış olduğum ” Haftanın Oyuncağı” köşesinin ilk misafiri veBlogu.com Bıkmadan sıkılmadan, hergün geliştirerek oynayacağınız lezzetli,dinamik ve çok sempatik bir servis olan veblogu.com, Yontma Taş Blogu (tongma gas gloku) göbek adı ile kullanıcıları ile buluşuyor. Günümüz internetinde en çok ilgi gören uygulamalar şüphesiz ücretsiz blog/günlük servisleri. Bu konuda binlerce farklı isim ve uygulamalar internet dünyasına hızlı yayılmaya başlıyor. Aslında format hep aynı, “kayıt ol yazmaya başla.” Tabi bu olayı web kültürü almış kişiler gerek tasarım gerekse site içeriğindeki enteresan uygulamaları ile kullanıcının beğenisine sunuyor. Kullanıcılar tarafından ilgi gören bu tarz uygulamaların çoğu , hep yurt dışı kaynaklı oluyor. İsim yapmış yurt dışı kaynakı blog servisleri ile ülkemizde aynı hizmeti veren sistemleri karşılaştırdığınızda arada dağlar kadar fark olduğunu gayet net göreceksiniz. veBlogu.com an itibariyle bu farklılık kavramını yıkmış durumda. Profesyonel alt yapısı, kullanıcı dostu arayüzü ve gece gündüz demeden sitenin girişinde sizleri selamlayan sevimli yontma taş adamı ile blog yazmayı oldukça keyifli hale getiriyor Bu haftanın en kaliteli web oyuncağı olarak seçmiş olduğum veBlogu.com’a 1 dakikanızı ayırarak üye olabilir, “isminiz.veblogu.com” şeklinde şahane bir alan adı alabilirsiniz. Bu keyifli uygulamanın fikir ve isim babası İlkayı tebrik ediyor, ve nice tongma gas gloklara! diyorum. veBlogu’na ulaşmak için bu bağlantı üzerinden devam edebilirsiniz.
Yaklaşık son 2 haftadır tamamlanmasına çok az kalan sosyal ve ticari projelerin hevesi nedeniyle bloga adam akıllı birşey yazamadım. Genelde günlük ufak tefek iletilerimide blog kirliliği olmasın diye twitter‘da paylaşıyorum. Zaten blogumda da şuan için kayda değer pek birşey yok. Bugün bitmesine ramak kala bir projeyi katlettim. Test amaçlı oluşturmuş olduğurum bir veritabanını silerken, “nasıl olsa bitiyor, bitince tamamen alırız bunun backuplarını” dediğim asıl projenin tüm database kayıtlarını yanlışlıkla sildim. Sen gel günlerdir gece gündüz uğraş sonra da kazaya kurban götür. Son 1 saattir bu olay yüzünden kendimi cezalandırıp sürekli ajdar dinliyorum. (çikita muz) Cuma günü için açılışını yapacaktık. Sanırım o güne kadar gece gündüz yoğun birşekilde saldırmam lazım yine. Yine yeni yeniden aynı özenle içeriği tekrardan geri getirmeliyim. Şunu anladımki bu saatlerde (AM 04:38 ) ciddi şeyler yapılmıyor, kesin bir hata düzensizlik oluyor. Bundan sonra gündüz çalışacam, aha buraya yazıyorum. Hafta sonuna kadar fevkaladenin fevkinde yoğun olacağım için msn ve blog ile pek ilgilenemeye bilirim. Umarım sıkıntı olmaz. Demedi deme ibrahim
1-) 1881′de 19. yüzyılın bitimine 19 yıl kala doğmuştur 2. Sağlığında, İngiliz İmparatorluğu Hükümeti Atatürk’ ün doğum gününü tebrik için Türk Hükümeti ‘nden sormuş, ATATÜRK 19 Mayıs 1881 diye yanıtlamış ve kayıtlara böyle geçmiştir. 3. 1900′de 19 yaşında Harbiye’ ye girmiştir. 4. 19 Aralık 1904′ de bağımsız düşümcelerinden ötürü yıldız sarayına çağrıldı. 5. Harb akademisinden aldığı sicil 317-8 dir. Bu rakamların tek tek toplamı 19 eder. 6. Çanakkale Savaşının zaferle sonuçlanmasında 19′ uncu fırka’ yı (tümen) kurmuş ve ona komuta etmiştir. 7. 19 mayıs 1915′ de albay oldu. 8. Mahiyetindeki komutanlara: “Ben size, taarruz edin demiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar yerimize başka kuvvetler gelebilir” demiş elindeki çok az kuvvetle 19 Mayıs 1915′ e kadar oyalama muharebesi ile düşmanı tutmuştur. Düşmanın yine Çanakkale’ deki başarısızlıkları sonucunda 10 Aralık 1915′ te Gelibolu Yarımadası boşaltılmıştır. 9. Zor bir duruma düşen 7. Ordu’ ya komutan tayin edilen M.Kemal, bir düşman saldırısını seziyor ve hazırlanıyor. Nitekim 19 Eylül sabahı düşman harekete geçiyor, hem de kat kat üstün kuvvetlerle. Sağındaki ve solundaki kuvvetler epeyce kayıp verdikleri halde M.Kemal zamanında aldığı tedbirlerle kayıp vermekten kurtuluyor. 10. 19 Mayıs’ ta Samsun’ a çıkacak olan Atatürk’ ün bindiği vapurda 19 yolcu vardı.19 Mayıs 1963 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Prof.Dr. Tarık Zafer Tunaya’ nın 19 Mayıs ve ötesi adlı makalesinden. 11. 19 Mayıs 1919′ da Samsun’a çıkıyor. Bu tarihte 3 tane 19 rakamı vardır ki Atatürk’ ün ömrü de zaten 3×19 dur. 19 Mayıs 1919′ da iki ondokuz=38 yaşındaydı. 12. 19 yıl Türk Milleti’ nin hakimiyetine bilfiil hakim olmuş, Türk Milletine Baş Komutan ve Devlet başkanı olarak hizmet etmiştir. (1919-1938) 13. Milli Mücadele’ ye fiili olarak başlaması için komutanlara yaptığı konuşma ve Meclis’ te Milli davanın gerçekleşmesi yolunda güdülecek siyasetin karara bağlanma tarihi de 19 Kasım 1919 ‘dur. 14. Sakarya Meydan Muharebesi’ ni kazandıktan sonra, başarısına karşılık TBMM kendisine olan [...]
Sadece kelle’den ibaret olan a2 maskotum bugün sabah saatlerinde gövdeleşerek, hatta seksileşerek gelişmeye devam ediyor Şuan 2 farklı halet-i ruhiye mevcut. İlerleyen günlerde yeni birçok a2 ruh halleriyle karşılaşacaksınız Altta bulunan 2 çalışma en belirgin hallerimin resmidir:) Sizce hangisi daha çekici?
Dear Arda, We at Brainbench are always on the lookout for special offers that we think will be of interest to you. Please read on to learn more about the benefits that one of our carefully selected affiliates has to offer. If you are no longer interested in receiving emails from Brainbench, click the “unsubscribe” link at the bottom of this message. – The Brainbench Team You are invited to apply for the Computer Professionals Program to earn a Master of Science in Computer Science (MSCS) degree and work in the United States of America. All international students receive financial aid for their tuition, housing, and meals, and work for two years in a full-paying practical training job in the USA. Visit http://admin.cs.mum.edu/Admissions/da07.html for more information and to apply online. The Computer Professionals Program is available at only one accredited university – Maharishi University of Management in the USA. Here’s a brief summary: * You will earn an MSCS degree from a highly respected, accredited university that integrates the study of computer science with a scientifically proven technology for awakening your total brain potential. * Hiring remains strong even in today’s economy. In the past six months, more than 70 technology companies in America have hired our students at an average starting salary of $57,000 per year. * A recent InfoWorld compensation survey found that the average salary of IT professionals in America with an MSCS degree is an extra $14,525 per year than the average salary of those without the degree. * The University is accredited by the Higher Learning Commission. The United States government has awarded the University more than $20,000,000 in federal research grants. * The University is renowned for its harmonious campus in the friendly city of Fairfield, Iowa in the central USA. Many students come [...]
Az önce twitlemek için girmek istediğimde “ Twitter / Maintenance ” uyarısı ile karşılaştım. Geçen gün bi makalede okumuştum, Twitter’a talip sayısı artınca ” Biz Satılık Değiliz” demişler Makalenin devamında Twitter’ı geliştireceklerinden de bahsetmişler. Bakımda olmasının sebebi bu olabilir. Küçük ama alışkanlık yapan bir uygulama. Ben çok sevdim,hadi hep beraber twitleşelim
Merhaba, Evet yanlış duymadınız, internet dünyasındaki tüm blog yazarlarını mutlu edecek bir süprizimiz var. Uzun zamandır bu “süpriz” projesi üzerine araştırma ve çalışma yapıyorum. Ülkemizde binlerce blog yazarı var. Kimisi günlük hayatında özet konulara yer veriyor, kimisi farklı kategorilerde paylaşımlara… Farklı arkadaşlıklar, fikir paylaşımları ve hergün kendini yenileyen internet kültürü ile birleştiğinde hem okuyucu hem de yazar kitlesine mucizevi bir sihir kaynağı oluyor. Blog yazmak genel anlamda büyük bir özgürlüktür. Yaşanılmış olayları kendi ifade tarzınız ile yorumluyor ve birkaç gün içerisinde tanımadığınız yüzlerce kişiye ulaştırabiliyorsunuz. Süpriz , bu özgürlüğü ilk etapta blog yazarlarımızın rahatlığı ve kendilerini hedef kitleye daha çabuk duyurabilmeleri için devreye giriyor. Daha esnek alt yapı ve beraberinde gelen kullanıcı dostu uygulamalar ile blogunuzun performansını %100 daha üst değerlere taşıyor. Hedef okuyucu kitlesinin sitenizde vakit geçirmesi hem daha eğlenceli hal alıyor hemde makalelerinizi daha iyi takip edebilme özelliği sunuyor. Sonuç olarak sitenizde geçirilen vakit değerlerini otomatik olarak en üst seviyeye çıkartıyor. Eminim bu uygulamayı çok seveceksiniz. Daha detaylı bilgi için “iletişim” bağlantısı üzerinden bana ulaşabilirsiniz. Şuan tamamlama aşamasında olan bu uygulamamızı birkaç güne kadar kendi mekanında sizlerle tanıştırmayı hedefliyoruz. Gelişmeleri blogumdan aktarmaya devam edeceğim…
2 gün önce şurada bahsetmiştim a2 alpha tasarımı hakkında. Yoğun bir 48 saatin ardından nihayet istediğim renk ve sayfa düzenini yakalayabildim. Kullanmış olduğum önceki temamda iyiydi fakat son zamanlarda sayfaya birçok görsel öğe doldurdum. Hem sitenin performansı hemde göz yormaya başlamıştı. Şuanki hali diğerine göre daha sade ve mümkün mertebede tek renk paletlerine ağırlık verdim. Özenle harmanlanmış CSS yapısı, sade ve şık görünümü ile a2 alpha yeni tasarım oyuncağım. Umarım sizler de beğenmişsinizdir. Sitede görmüş olduğunuz aksaklıkları ya da tüm fikir görüş ve eleştirilerinizi bildirirseniz sevinirim. Daha iyisini yapana kadar en iyisi a2 alpha! Görüşmek üzere…
Eğer sabahlara kadar dengesiz şekilde kodlarla, yazılımlarla uğraşıyor ve yoğunluktan dolayı üzerinizdekileri bile değiştirme fırsatınız olmuyorsa dengesiz tarz takılın. Web programcılarına özel t-shirt tasarımları Dengesiz Tarz‘da. Buda benin en kısa zamanda siparişini vereceğim T-Shirt ( ye , uyu , Kodla)
Birçoğumuz özellikle blog kullanıcıları tema arayışındayken çok karşılaşırlar bu kelime ile ” Lorem Ispum”. Görüntülemekte olduğunuz tema içeriklerinde yazar. Peki hiç düşündünüz mü neden hepsinde aynı yazı var? Hemen hikayesine geçelim. Nedir? Lorem Ipsum, dizgi ve baskı endüstrisinde kullanılan mıgır metinlerdir. Lorem Ipsum, adı bilinmeyen bir matbaacının bir hurufat numune kitabı oluşturmak üzere bir yazı galerisini alarak karıştırdığı 1500′lerden beri endüstri standardı sahte metinler olarak kullanılmıştır. Beşyüz yıl boyunca varlığını sürdürmekle kalmamış, aynı zamanda pek değişmeden elektronik dizgiye de sıçramıştır. 1960′larda Lorem Ipsum pasajları da içeren Letraset yapraklarının yayınlanması ile ve yakın zamanda Aldus PageMaker gibi Lorem Ipsum sürümleri içeren masaüstü yayıncılık yazılımları ile popüler olmuştur. Neden Kullanırız? Yinelenen bir sayfa içeriğinin okuyucunun dikkatini dağıttığı bilinen bir gerçektir. Lorem Ipsum kullanmanın amacı, sürekli ‘buraya metin gelecek, buraya metin gelecek’ yazmaya kıyasla daha dengeli bir harf dağılımı sağlayarak okunurluğu artırmasıdır. Şu anda birçok masaüstü yayıncılık paketi ve web sayfa düzenleyicisi, varsayılan mıgır metinler olarak Lorem Ipsum kullanmaktadır. Ayrıca arama motorlarında ‘lorem ipsum’ anahtar sözcükleri ile arama yapıldığında henüz tasarım aşamasında olan çok sayıda site listelenir. Yıllar içinde, bazen kazara, bazen bilinçli olarak (örneğin mizah katılarak), çeşitli sürümleri geliştirilmiştir. Nereden Gelir? Yaygın inancın tersine, Lorem Ipsum rastgele sözcüklerden oluşmaz. Kökleri M.Ö. 45 tarihinden bu yana klasik Latin edebiyatına kadar uzanan 2000 yıllık bir geçmişi vardır. Virginia’daki Hampden-Sydney College’dan Latince profesörü Richard McClintock, bir Lorem Ipsum pasajında geçen ve anlaşılması en güç sözcüklerden biri olan ‘consectetur’ sözcüğünün klasik edebiyattaki örneklerini incelediğinde kesin bir kaynağa ulaşmıştır. Lorm Ipsum, Çiçero tarafından M.Ö. 45 tarihinde kaleme alınan “de Finibus Bonorum et Malorum” (İyi ve Kötünün Uç Sınırları) eserinin 1.10.32 ve 1.10.33 sayılı bölümlerinden gelmektedir. Bu kitap, ahlak kuramı üzerine bir tezdir ve Rönesans döneminde çok popüler olmuştur. Lorem Ipsum pasajının ilk satırı olan “Lorem ipsum dolor sit amet” 1.10.32 sayılı bölümdeki bir satırdan gelmektedir. 1500′lerden beri [...]
Üzülerek söylemeliyimki temayı değiştirme kararı aldım. Renk uyumu otursada fazla alacalı bi düzen görünmekte. Daha sade daha temiz ve derli toplu bişeyler yapmaya çalışıyorum. Biraz daha kişisellik ön planda olacak. Ana renk turkuaz – mavi ve beyaz olacak. İşte a2 Alpha’nın logosundan ilk görüntüler.
Son zamanların web 2.0 oyuncağı olan Twitter’a , ziyaretçilerinizin beğendikleri yazıları paylaşmalarını ister miydiniz? Olayı çok fazla uzatmadan hemen sihirli kodlara ve işin (*)tasarım kısmına geçiyoruz. Öncelikle “status” parametresi ile Twitter bağlantımızı oluşturuyor ve sonrada WordPress’in hali hazırda bulunan “the_permalink()” fonksiyonu ile sayfa adresimizi alıyoruz. İşçilik kısmı ise, blogumuzda kullanmış olduğumuz temamızın “single.php” dosyasında uygun bi yere aşağıdaki kodu eklemek oluyor. [stextbox id="info"] Tweeter’da Paylaş Kodu[/stextbox] <a href=”http://twitter.com/home?status=Şunu okuyorum: <?php the_permalink(); ?>” title=”Bu sayfayı Twitter’a Göndermek İçin Tıklayın!” target=”_blank”>Bu makaleyi Twitter’da paylaşın.</a> yuklarıda bulunan örnek “single.php” sayfanızda makalenizin bitiminde düz yazı olarak görünecektir. Dilerseniz buna a2 blogdaki gibi ufak bir tasarım hazırlayabilirsiniz. Twitter’ın sevimli görselleri için şu kaynaklara bakabilirsiniz. Minik, sevimli ve gözü yormayan sade görseller seçmeyi unutmayın. İyi bloglamalar… Örnek :
Geceden hiç bir sıkıntı yoktu, kahvemi yudumlayıp şuradaki arkdaşlara tasarım yapıyordum. Sabah (08:15) birden, sanki sol göğüsüme balyozla vuruyolarmış gibi hayvani bir ağrı başladı. Reflex olarak kalp krizi geçirdiğimi düşünerek güçlü şekilde öksürmeye çalıştım. Fakat ne öksürmeye ne de nefes almama müsade ediyordu bu vakitsiz ağrı. O an o kadar tuhaf oluyorki düşünceleriniz, ölümle burun buruna geldiğinizi düşünüyor ve titriyorsunuz. Ağrı artmaya devam ederken yine sol kürek kemiği ile kalbi sanki mengeneye koymuş sıkıştırıyorlarmış gibi… Tüm bunları yaşarken tek başınıza olduğunuzu ve şuracıkta ölüp gitseniz haberinizi anca 1 hafta sonra alacak birileri olduğunu düşünün… Berbat bi sabahtı. Ağrı aynı şiddetiyle 1 saat kadar sürdü, 5 yaşımdan bu yana ezberlediğim tüm sureleri okuttu bana… Sonra anladımki halk arasındaki “yel” olayı girmiş bizim göğüse ( hala emin değilim kendimi avutuyorum sadece) 8 saat kadar falan uyumuşum. Az önce olayın etkisinde kaldığım için saçma sapan bi rüya görüp uyandım. Ağrı az seviyede yine var ama en azından rahatlıkla nefes alabiliyorum. Hafta içi doktora gidecem, umarım sıkıntı yaratacak bişey çıkmaz. Sabaha kadar penceresi açık bi odada çıplak ayaklarla 26 saatlik uykusuzluk sonucu ve üzerine 3 paket sigara bitirmekten kaynaklandığını düşünmekteyim. Allah kimseye yaşatmasın, vallahi çok tuhaf oluyosunuz. (*) Aklınızda bulunsun : Bu tarz kalp ağrısı hissettiğinizde kuvvetli şekilde öksürmeyi ve derin derin nefes almayı deneyin. Derin nefes alarak ciğerlerinizi oksijenle doldurursunuz, öksürdüğünüz de ise kalbe tayzik yapar ve kan dolaşımını rahatlatırsınız. Kalbe uygulanan bu tayzik kalbin normal ritmine dönmesini kolaylaştırır.
Böylesi yarım kalan,eskisinden gizli yaraları yaşamadım diyebilir misin… Gidenlerin ardından bakmak ilk dönemece kadar…belki son kez döner bakarda son saniyeye kadar olan kal mesajını alamaz mısın sende… Eksik yapmadığımız tek şey tabaktaki besini ekmekle temizlemek,kalanlar kadar çocuk olmaz korkmaz mısın… Öfkemi söylerken ki cömertliğim,yare ilan-ı isyanda neden susar bilir misin… Yalnızlık için tek başına kalman gerekmediği için kaçmaya da gerek yok bekler misin… Bazen merak içinde beklerken, bu bekleyiş nereye kadar söyler misin… Ağlamak bizi bozar felsefesini yıkmak çok mu kolay…Söyle ey yar sen bunu anlar mısın… Bana aşk tarifi yap diyorsun,söyle güzel gözlüm ALLAH aşkına,sen bendende mi komiksin… Benim ağlar halim kalemin sana döktüğü renktir,ey hain durma söyle ondan damı karasın… Bana adam gibi hüzün yaşat,zira kafiyeli yazamam,hala ünlülerin uyumuna mı inanırsın… Yıldızlara bakarken en güzelini soruyorsun,dilberim kalbimdeki uçsuz bucaksız boşluk sensin,anlayışsız mısın… Alkolle işimiz yoktu,bu seviyeli promil sana mı sanırsın,rahatsız mı etti…bana sorarsan sek içerim yoksa sen seviyeli mi seversin… Gözyaşı dökerken,daha kaç kez,su içmeye gelen beni boğacaksın sayar mısın… Şimdi bunları okuduktan sonra sen yine eskiye döner misin … Oysa ben… Bazen duman altı dostluklarda bırakırım kendimi… Ben ortaya ağlarım,eski aşklarım üstüne alınır… Ben aşkıma ağlarım,eskisi kendine alınır… Ben kendime ağlarım,ortam üstüne alınır… …. Ben.. Gizlisine ağlarım eskisi üstüne alınır… Dedim ya ben,ortaya ağlarım eski aşklarım üstüne alınır.. Bizim Bilgin (ciga) yazmış bunu, gönlüne kalemine sağlık…
Hepimizin ara sıra temiz bir H2 eşliğinde “ohh” deme ihtiyacı olduğu gibi bilgisayarlarımızın da bu tarz nacizane istekleri olmaktadır. Özellikle Blog yazarlarının bilgisayarları , normal bir bilgisayara göre x2 kat daha fazla yorulmakta. Yapmış olduğum ciddi araştırmalardan sonra (ki böyle bi araştırma hiç yapmadım, sallıyorum) Bir blog yazarının günde minimum 80, maksimum 200 farklı site de gezinti yaptığının sonucuna ulaştım. Gezinti yapılan bu sitelerin birçoğu düzensiz işlenmiş ve birçok değişken uygulamaları bilgisayarımız açısından büyük bir sıkıntı ve yorgunluk yaratmakta… Kendi kendine eklenti indirmek isteyenler, flash – java uygulamalar , clickerlar derken sadece 2 satır yazısını okumak istediğimiz sitede bunca zahmete girmek ohaanazi bir durumun başlangıcı olmaktadır. Bu durumun devamında müdahele edilmediği sürece şişen ve eşşek kadar olan cache memory garip garip hatalar vererek sizi blog aleminden soğutur. Sonra anca twitter‘a 140 karakter yazmakla yetinmek zorunda kalırsınız.. Peki tüm bu türbülanstan(ne alakası varsa) nasıl kurtuluruz? ” Blog yazarlarına kullanmlarını kesin ve katiyen tavsiye ettiğim akıllı işlemler listesi aşağıdaki gibidir”. Mutlaka Mozilla Firefox(güncel sürüm) kullanın. CCleaner Güncel sürüm kullanın. Başlat -> Çalıştır -> %temp% yazarak silebildiğiniz kadar dosya silin (*) C:\Windows\Prefetch klasöründeki dosyaları ayda bir temizleyin (*) Haftada en az 3 kez Başlat->Çalıştır-> chkdsk yapın (*) Mutlaka aktif olarak antivirüs kullanın ve haftada 2 kez derin tarama modunu kullanın Haftada 3-4 kez Başlat->Çalıştır->Cmd->ipconfig /flushdns komutu uygulayın (*) Yukarıda bulunan toplam 7 maddenin ne anlama geldiğine bakalım şimdi. 1 -) Mutlaka Mozilla Firefox güncel sürüm kullanın: Bildiğiniz üzere web sitelerinin çoğu artık firefox görünürlüğüne göre tasarlanıyor. Firefoxu diğer tarayıcılardan ayıran birçok özelliği bulunmakta. Bu özellikleri internetteki arşivlerden görüntüleyebilirsiniz. Firefox ile gezmiş olduğunuz sitelerde kötü niyetli kişiler tarafından enjekte edilmiş javascript kodlar pasif kalır. Firefox bünyesinde Author’larn yaratmış olduğu birçok eklenti bulunmaktadır ve bunların nerdeyse hepsi ihtiyacınız olan,işinize yarayacak eklentilerdir. Genel olarak ele alacak olursak Firefox kullanımı açısından en rahat,en hızlı ve en güvenli [...]
CSS Yazı (text) Özellikleri CSS Yazı özelliği, yazının web sayfasında nasıl görüneceğini tanımlamanızı sağlar. Yazının rengini değiştirebilirsiniz, harfler arasındaki boşluğu çoğaltıp azaltabilirsiniz, yazıyı yanaştırabilirsiniz (sağa, sola ya da her iki yönde), yazıyı dekore edebilirsiniz. Yazının ilk satırının içerden yazılmasını ve daha birçok işlemi tanımlayabilirsiniz. Özellik Açıklama Değerler IE F N W3C color Yazının rengini belirler color 3 1 4 1 direction Yazının yönünü belirler ltr rtl 6 1 6 2 line-height Satırlar arasındaki yüksekliği belirler normal sayı uzunluk % 4 1 4 1 letter-spacing Karakterler arası uzaklığı azaltır çoğaltır normal uzunluk 4 1 6 1 text-align Bir HTML öğesi içinde yazıyı yanaştırır (sağa, sola gibi) left right center justify 4 1 4 1 text-decoration Yazıya dekorasyon ekler none underline overline line-through blink 4 1 4 1 text-indent Bir öğenin ilk satırındaki yazının belirtilen uzunluk değeri kadar içerden başlamasını sağlar. uzunluk % 4 1 4 1 text-shadow none color uzunluk text-transform Bir öğedeki harfleri denetler none capitalize uppercase lowercase 4 1 4 1 unicode-bidi normal embed bidi-override 5 2 white-space Bir öğe içinde boşlukların nasıl değerlendirildiğini belirtir normal pre nowrap 5 1 4 1 word-spacing Kelimeler arasındaki boşluğu büyütüp küçültmek için kullanılır. normal uzunluk 6 1 6 1 Renk (color) özelliği Yazının rengini ayarlama özelliğidir (Daha önce alt alan başlığı altında işlenmiştir). Örnek: ody { color: rgb(255,255,0) } Olası değerler: color: Renk değeri o rengin adı (red), rgb değeri (rgb(255,0,0)), ya da hex sayı #ff0000). Varsayılan değer: Tarayici bağımlı Yön (direction) özelliği Yön (direction) özelliği yazının yönünü belirler. Örnek: div { direction: rtl } Olası değerler: ltr: Varsayılan. Yazı soldan sağa doğrudur. rtl: Yazı sağdan sola doğrudur. Satır yüksekliği (Line-height) Özelliği Bu özellik satırlar arasındaki yüksekliği belirler. Sayısal değer kullanıldığında, satır yüksekliği buradaki yazı-tipi boyu ile belirtilen sayının çarpını olur. Bunun yüzde değerinden farkı kalıtımsal davranışlarındadır. Sayısal değer kullanıldığında içteki öğe [...]
Merhabalar, Dün (28.04.2009) sabah vakitlerinde domain sunucusunda yaşanan teknik arıza nedeni ile yaklaşık 1 iş günü a2 blog‘a erişim sağlanamadı. Yenilenen alt alan adı sunucusu ve yeni name serverlarımız şuan aktif. Hizmet kalitesinde de biraz değişiklikler olduğu söylenebilir. Performans eski sisteme göre biraz daha artmış durumda. Şuan için herhangi bir sıkıntı yok, umarım ileride benzer sorunlarla karşılaşmayız.
Dışarıda kar… Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki. Kuzinenin üzerinde demir maşa…Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri. Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu… Sucuk lükstü. Yumurta lezzetli. Ekmek her zaman ekmek gibi… Bir kez olsun kümesten yumurta almamış, bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında, boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım… Dışarıda kar… İçeride kanaat… İçeride huzur… Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı. Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç! Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer, kokusuna râm olurduk. Kestane közlemek bütün bir gecenin mutluluğuydu. Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar… Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici bir masal dünyası… Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi? Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı. Çay da kokardı… Domates de… Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.Dışarıda kar… İçeride huzur… Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu, yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi… Kimin umurunda… Ne güzel cahildik. Mutluluğun resmini çiziyorduk…
Bildiğiniz gibi blogum çok yeni ve daha birçok eksiği var. İşiniz tasarım olunca kendi uygulamalarınızda en ince ayrıntıya kadar düşünüyorsunuz. Logo benim için çok önemlidir. Renk seçimi, kullanacağınız çizgilerin içeriğinize uyumu en iyi düzeyde olmalıdır. Anasayfada görmüş olduğunuz makale başlarındaki bannerlar hiç içime sinmemişti aslında. Fakat yazmaya başlamak için kaba taslak bişeyler yapmam gerekiyordu. 1 saat önce vermiş olduğumu kahve molasında kağıt kalem üzerine öylesine yaptığım şekiller sonucu meydana gelen logonun photoshop ile harmanlanmış hali. Logo 2 farklı renk düzeninde uyarlanmıştır. Yukarıda gördüğünüz makale üstlerindeki banner için. Aşağıdaki için asıl olanı. a2 adına da şap diye oturan bu logo artık benim resmi marka zamazingom sahi a2 nedir? a2 Arda Ahmetgil’in kısaltmasıdır (bu kadar kısa, basit ve kolaymıdır? – Evet ) a2 Blog, a2 Logosu ile sizlere nacizane bilgileri aşılamaya devam edecek. Şimdilik bu kadar ( saat: 04.41 uyku yandan yandan bastırıyo sanki)
Korkmayın korkmayın , düşündüğünüz gibi değil vallahi (niyet öyle ama en azından fiilen değil) Antalya Domalan Belediyesi seçimlerinde bilboard’da bulunan enteresan slogan. Bu arada Belediye başkan adayının adı kafamı karıştırdı ( Mustafa KARAK). Ankara da da yine aynı partiden Mustafa AK var. Şimdi, bu kişiler bu işlere başladıktan sonramı isimlerini değiştiriyorlar acaba diye düşünsem kaç okurum birdaha siteyi ziyarete gelmez? hani artistlerde öyle ya bknz. Cüneyt ARKIN (Fahrettin CÜREKLİBATUR) O meşhur bilboard aşağıda ve takdir sizin
Başarılı bir deney İsvicre Laboratuarlarında; 4 kavanoza 4 barsak solucanı atmışlar, 1. Kavanozda alkol varmış, solucan hemen ölmüş. 2. Kavanozda nikotin varmış, solucan hemen ölmüş 3. Kavanozda sperm varmış, solucan hemen ölmüş. 4. Kavanozda ise Yeşil yapraklar varmış, solucan üremeye başlamış. Deney Sonucu: Alkol alıp, Sigara içtiğiniz ve Seks yaptığınız sürece barsaklarinizda kurt olmaz. (*) Ot gibi yaşarsanız her tarafınız kurtlanır .
Canım fena halde bişeyler yapmak istiyordu. Tasarımsal fikirler ile programlama ruhu arasında ezilip kaldım. Böyle rengarenk cıvıl cıvıl bişeyler yapasım vardı. Blog arayüzü için bişeyler yapayım dedim olmadı… Localhost’da yığınla duran projelere bişeyler ekleyim dedim oda olmadı. Sonra ne hikmetse Google’ın 23 Nisan’a özel yapmış olduğu doodle aklıma geldi. * Google fikri ile çıktık yola. Tam şurada verdik mola. Mola yerini kaçıranlar için : Diğer istasyon.
Bilginin 3 Boyutlu halini internet kullanıcılarına sunan autocadhocasi.com tarafından ikincisi düzenlenen yorum/tanıtım yarışması birbirinden güzel hediyeler veriyor. Kaan GÜLTEN önderliğinde yayın hayatına geçen autocadhocasi.com Türkiye’de 3D ve mimari çizim meraklılarının göz bebeği haline geldi. Sitede genel olarak başlıca Autocad hakkında bilgi paylaşımı, görsel konu anlatımları- örnek çalışmalar ve proje çizimleri yer almaktadır. Dersler ve anlatımların hepsi birbirinden eğlenceli. Siteyi takibinizden kısa bir süre sonra yazılan makaleler ve püf noktalar sayesinde kend, 3d modellemelerinizi yapmaya başlayabilecek seviyeye geliyorsunuz. Asıl güzel olanı ise, ücretsiz bilgi paylaşımınıın yanı sıra geleneksel hediye kampanyası. Bakalım son düzenlenen yorum/tanıtım yarışmasında ne gibi hediyeler yer alıyor? Hediye çekilişine hak kazanmak için yapılacaklar aşağıdaki listede belirtilmiştir : Site ziyaretçilerinin ilgili başlık altında, konu ile ilgili yorum yapmaları, Web sitesi sahiplerinin bu çekiliş hakkındaki duyuru yazılarını sitelerinde yayımlaması, Kullanıcıların herhangi bir forum,blog yada paylaşım sitesinde ilgili yarşıma hakkında bilgi yayımlaması. Bir de yarışma kurallarımız var : Çekilişe katılan her kişi 1 yorum yapma hakkına sahiptir. Birden fazla web sitesi olanlar, her sitesinden 4 çekiliş hakkı kazanabilirler. Kendi sitesinde yarışmayı tanıtanlar, autocadhocasi.com üzerinde yaptığı yorumlarda ilgili bağlantı linki vermelidir. Bir kişinin birden fazla yotum bırakmaması için ip denetimi yapılacaktır. Forumlarda konu açam sınırı yoktur. Tek yapmanız gereken, açmış olduğunuz konunun linkini yorumda belirtmek. Konu ile ilgili daha detaylı bilgiye Autocad Hocası üzerinden ulaşabilirsiniz. Bu arada üzerinde gece gündüz çalışmış olduğumuz RPG (Role Playing Game) formatındaki oyun projemizin gelişmesi için hediyeler arasındaki 3′lü eğitim setine acayip ihtiyacım var Bu vesile ile öncelikle Kaan Gülten‘e böyle güzel bir imkan sunduğu için teşekkür ederek , yarışmaya nacizane yazım ile katılmış olup, benimle beraber çekilişe hak kazanan tüm arkadaşlara başarılar dilerim.
Her ne kadar film afişlerindeki özlü sözleri yansıtsa da ben bu olaya böyle diyor, böyle çiziyorum. Epey bir zaman oldu. Yaklaşık 1 yıldır blog(lar)dan, makaleler(im)den, eleştirmen ruhumdan uzak kaldım (yahuu). Zaman zaman çok ihtiyaç duydum yazmaya, çizmeye ,eleştirmeye ve yorumlamaya. Alınan karar üzerine, isim/lakab değişikliği daha büyük sorumluluk , daha rahat ifade özgürlüğü ve daha huzurlu günlük tutma ortamı yaratacağımın ana fikriydi. Defalarca niyetlenip yanlış zamanları seçmem , niyetkarlığıma ağır bir baskı yaptı. Zamanmıydı yanlış olan? yoksa benmiydim zamanı yanlış kılan düşüncesinden 1 adım daha uzaklaşmışken koy g..tüne gitsin namelerimle yine, yeni, yeniden yazmaya karar verdim. Hemde hiç gizli saklı olmadan WordPress kanunlarına uyarak ; Merhaba Dünya, Merhaba Alem-i Blog, Merhaba Kodlar, Merhaba Tasarım!
NATO’ya, tüm testlerinden başarıyla geçen kendi alanındaki tek kripto cihazı “Güvenli USB Bellek Cihazı”dan (SIR) 600 adet gönderilecek. İSTANBUL – TÜBİTAK araştırmacıları, tamamen milli ve özgün tasarımla, NATO’ya üye ülkeler arasında gizli bilgi ve belgelerin saklanmasında yüksek güvenlik sağlayan cihaz geliştirdi. TÜBİTAK’ın Gebze’deki Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü’nde (UEKAE) görevli elektronik ve haberleşme mühendisi Koray Arıkan, yaptığı açıklamada, NATO’nun mevcut kripto sistemlerini yenileyerek, son teknoloji ürünü sistem tedarik ettiğini belirtti. Arıkan, NATO’nun, “gizli ve daha alt dereceli bilgilerinin güvenli olarak taşınmasını sağlamak” amacıyla 2007’de duyurduğu ihtiyacına yönelik, TÜBİTAK UEKAE’nin başlattığı Ar-Ge çalışmalarında SIR adı verilen güvenli USB bellek cihazının geliştirildiğini bildirdi. Yeni kripto cihazının yüksek gizlilik içeren bilgi ve belgelerin saklanmasında dünyanın en güvenli sistemi olduğunu vurgulayan Arıkan, SIR sayesinde bilginin şifreli saklanabildiğini, cihazın kaybolması durumunda bile bellekteki gizli bilgiye ulaşılamayacağını kaydetti. Arıkan, “Dünya genelinde TÜBİTAK’ın geliştirdiği taşınabilir boyutlarda, yüksek gizlilik dereceli bilgiyi güvenli saklayabilecek türde bir ürün henüz yapılamadI. Böyle bir ürünü geliştirebilmek için pek çok ülke halen uğraş veriyor” dedi. RAKİP ÇIKMADI NATO’nun tedarik edeceği bilgi güvenliği ürünlerinin değerlendirmesini gerçekleştiren SECAN birimi tarafından uygulanan testlerden başarıyla geçen SIR’ın, Ocak ayında teknik ve operasyonel ihtiyaca uygunluğun değerlendirildiği OPEVAL testlerinden de tam puan aldığını anlatan Arıkan, şöyle devam etti: “Cihaz, bir şekilde açılmaya çalışılırsa içerisindeki gizli bilgiler otomatik olarak siliniyor. Yanlış şifre girilmesi durumunda ya da istenildiğinde cihaz üzerindeki tek tuşla bilgiler silinebiliyor. Ürünün tasarımının ve üretiminin yüzde yüz yerli mühendislik ve kaynaklarla gerçekleştirilmesi de TÜBİTAK ve Türkiye adına gurur verici bir olay. Bu özellikleriyle ürün, sahip olduğu güvenlik kabiliyetleriyle dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor.” Arıkan, NATO’nun teknik ve idari şartlarını sağlayabilen bu ürüne rakip olabilecek teknik yeterlilikte ikinci bir ürün önerilemediğinden, NATO’nun 2009 ihtiyacı olan 600’den fazla cihazın TÜBİTAK UEKAE tarafından sağlanacağını bildirdi. Bravo TÜBİTAK!
Büyük bir hava meydanının bekleme salonunda, genç bir bayan uçağına binmek üzere bekliyordu. Uçağın hareketine saatler olduğu için zaman geçirmek için bir kitap ve bir paket küçük kurabiye satın aldı. Dinlenmek ve kitabını okumak için VIP salonunda bir koltuğa yerleşti. Kurabiye paketinin durduğu sehpanın yanındaki koltuğa bir adam oturdu; dergisini açıp okumağa başladı. Genç kadın ilk kurabiyesini aldı. Adam da bir tane aldı. Bayan çok rahatsız hissetti kendisini ve ; “ Sinir birşey! Havamda olsaydım bu cüretinden dolayı onu yumruklardım !” diye düşündü. Bayan bir kurabiye alıyor, adam da bir tane alıyordu. Çıldıracak gibiydi bayan ama olay çıkarmak istemiyordu. Nihayet son kurabiye kalınca kadın: “Bu küstah adam şimdi ne yapacak?” diye düşündü. Adam son kurabiyeyi aldı; onu ikiye böldü ve bir parçayı kadına verdi. Aaaa! Bu kadarı da fazla! Çok öfkelenmişti şimdi! Kadın sinir içinde kitabını ve diğer şeylerini alıp bir fırtına gibi giriş salonuna oradan da uçağın içine yöneldi. Uçaktaki koltuğuna oturdu. Gözlüğünü almak için çantasını açtı. Ne görsün? Kurabiye paketi açılmamış olarak orada duruyordu. Çok utandı. Çok büyük bir yanlış yaptığını anladı. Kurabiyelerinin paketini açmadan çantasına koyduğunu unutmuştu. Adam kendi kurabiyelerini, hiç sinirlenmeden, yüksünmeden kadınla paylaşmıştı. Kadın kurabiyelerinin paylaşıldığını düşünerek çok sinirlenmişti. Ve şimdi bu durumu açıklama şansı yoktu. Özür dileme olanağı da kalmamıştı. Telafi edemeyeceğiniz dört durum vardır. Taş…Atıldıktan sonra! Söz… Ağızdan çıktıktan sonra! Fırsat… Kaçtıktan sonra! Zaman… Geçtikten sonra!
29 Ekim 1985 yılında dünyaya gelen Arda Ahmetgil, 1999 Yılında bilgisayar ve internet dünyası ile tanışmıştır. Uzun yıllardır bir çok web projesinde rol oynayan Arda Ahmetgil, Türkiye'de freelance olarak adından çok bahsettiren ve milyonlarca kullanıcısı olan BenRobot, İletio gibi projelerin mimarisidir